Resmi adı: 1983’ten bu yana Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası

1946’dan bu yana kutlanıyor. İlk olarak 1. Dünya Savaşı sonrasında düşünülmüş, şimdilerde bile sıkıntısını yaşadığımız, “gelişmekte olan” ülkelere para akışının yavaşlaması nedeniyle. Ellere muhtaç olmayalım, yerli mallar üretelim tüketelim mesajlarını daha çook önceleri vermiş aslında Atatürk;

“Efendiler, görülüyor ki, bu kadar kesin ve yüksek bir askerî zaferden sonra bile bizi barışa kavuşmaktan engelleyen nedenler, doğrudan doğruya ekonomik nedenlerdir. İktisadî düşüncelerdir. Çünkü bu devlet, bu millet iktisadî hâkimiyetini sağlarsa o kadar kuvvetli temel üzerinde yerleşmiş ve yükselmeye başlamış olacaktır ve artık bunu yerinden kımıldatamazlar.”

İzmir İktisat Kongresi (1923) açılış konuşması

Atatürk Sümerbank’ın açılışında

 

‘Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Bunu Kullanmalı’

Yerli Mali haftası işte bu temele dayanıyor. Milletin diğer ülkelere muhtaç olmadan ekonomik kalkınmışlık seviyesinin yükselmesi ve bu doğrultuda bilinçlenmesi. Yani “Aman yabancılar bize paralarını getirmezse, ülkemizde yatırım yapmazlarsa bizim halimiz nice olur?” gibi kaygılar yaşamamamız için, liramızın itibarı olsun diye bu haftaya dikkat çekilmiş. Diğer bir bakışla, “Başkalarından petrol ve doğalgaz almak zorundayız, başka çaremiz yok.” veyaa “x teknolojisini biz üretemiyoruz, mecbur, alcaz onlardan” demeyelim diye… “Ürettiğimiz et, buğday yetmiyor; üretilen de pahalı. E napalım ithal edicez, ithalatı teşvik edicez.” denmesin diye… Günde 5 MİLYON ADET EKMEK çöpe giderken, 100 BİN AİLENİN AÇLIK SINIRInı aşmasını sağlayacak bir servet yok olmasın diye1

Hem ekmeğini hem cebini koru!

 

Sadece İlkokul Öğrencilerinin Haftası mı?

Gelelim ülkemizde gelenek halini almış Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası kutlamalarına… Bu hafta genellikle okula evden götürülen yiyecekler ve meyve resimli aktivitelerle okul öncesi ve ilkokul seviyesinde kutlanıyor. Bu mudur yani, yeter mi? Tabii ki hayır! Ms. Milyoner bakış açısı belki biraz fazla coşkulu ve sabırsız ama şöyle:

Yerli malı haftasında çocuklarımız ülkede sanayinin, ziraatın, ticaretin nasıl geliştirilebileceği ile ilgili bir vizyon kazanmalı, yerli üretim için heveslenmeli. Gerçek ihtiyaçlar kadarını tüketmek, kalanı tasarruf etmek ve doğru yatırımlara yönlendirmek bu hafta vurgulanması gereken en önemli hususlardan. Bazı konularda hep yaptığımız gibi, işin kolayına kaçıp meyve-sebze, ev yemeği şöleni gibi bir kutlama ile bu haftayı geçiştirir olmuşuz. “Çocuklar ancak bunu anlar, eğlensinler işte, amaaan” diyenler olabilir ama bunun bedelini, gelecek bugün oldukça hep birlikte ödüyoruz. Akıllarını küçümsüyoruz çoğu zaman çocuklarımızın ama öğrenmeye, hayal etmeye, yeni fikirler üretmeye o kadar açıklar ki.

Hem sadece çocuklar değil, herkes bu hafta, dünya pazarlarından neleri ithal ettiğimizi, neleri aslında kendimiz üretebileceğimizi sorgulamalı.

Nasıl Olmalı Yerli Malı Haftası?

Her yerli malı haftasında devlet tarafından birkaç sektörde ithal edilen birer ürünün kendimizce üretilmesine, üretmekte olduğumuz birer ürünün de ihraç edilmesine yönelik büyük ödüllü yarışmalar düzenlenmeli.

“Cari denge” çok popüler ama kaç kişi biliyor bunun ne demek olduğunu? “Dış ticaret açığı nedir?” konusu anaokulundan liseye her seviyede, öğrencilerin anlayabileceği dilden anlatılmalı. Herkes ekonominin en zayıf olduğu halkayı bilsin.

Bu kadar yıldır tutum haftası kutlanan bir ülkede, tutumun tasarrufun benzer ülkelere göre bu kadar az olması normal mi? Değil… Tutumluluğun zenginlik olduğu, bugün-gelecek fayda tercihlerinin sonuçları kamu kesimi ve akademik çevrelerce çalışılıp toplum bilinçlendirilmeli.

“Yerli Malı” sözünün içini bile tüketmişiz. Yerli üretim sadece domates, muz, fındık olmak zorunda değil arkadaşlar 🙂 Mesela; rüzgar veya güneş enerjisiyle elektrik üretmek; hem yerlidir, hem yenilenebilir kaynaklar kullandığınız ve ana maddesi bedava olduğu için tutumluluktur, hem de misler gibi bir yatırımdır. Tabii ki varsayım, enerji çevrimini yapan sistemleri de kendinizin üretmesi. İşte bu nokta, bu hafta en en en çok vurgulanması gereken konulardan. Yoksa, rüzgar türbinini ithal edip dışa bağımlılığı azaltmış, “iktisadî hâkimiyeti” sağlamış filan olmayız. Ha, maliyeti mi fazla? E o zaman maliyeti nasıl indiririz, o türbini hem üretip hatta hem de başka ülkelere nasıl satarız, nasıl mevcutlarla rekabet ederiz konularını konuşalım bu hafta. Maalesef, ben bu hafta bunları vurgulayanları hiç duymadım, görmedim. Umarım sadece ben fark etmemişimdir…

 

1929 yılı dünyada yaşanan Büyük Buhran sonrası bestelenen şu harika Yerli Malı Marşını dinlemelisiniz, sözleri ne kadar da özenle yazılmış değil mi ‘Ey Muhterem Ahali‘:

Ey muhterem ahali, kullanın yerli mali
Meshud olsun bizlere, zenginliğin cemali
Nasibim evde kalsın, refahımız çoğalsın
Değil midir borcumuz düşünmek istikbali?

 

 

Son olarak, çok konuşuyoruz, hep konuşuyoruz da icraat zayıf…

Kısa keseyim, icraata döneyim.

Saçmayın, biriktirin, geliştirin, öğretin,  kalkındırın, esen kalın 🙂

 

Ms. Milyoner

Ms. Milyoner Kimdir? diye merak ediyorsanız:

Ms. Milyoner’in diğer yazıları:

Daha fazla bilgi dolu yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

 

1 – Türk-İş verilerine göre: Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.567,45 TL. Bu tutardaki bazı harcamaları (kira gibi) güne bölmek çok mantıklı olmayabilir ama kabaca bir hesap yapmak için günlüğe indirgersek, 52 TL eder. Ekmeğin tanesi 1 lira olsa, bir günde israf edilen 5 milyon TL’den bahsediyoruz demektir. Bu da dört kişilik tam 95.500 ailenin gıda harcaması tutarı demektir!

 

 

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 1
    Share