Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

“Nasıl Milyoner Oldu?” Serisi – 7 – Yeni Bir İş, Yeni bir Ben: 2013

Geldik serinin 7. sayısına, 2013’e. Artık serinin sonlarına doğru yaklaşıyoruz. Dikkatli okuyucular ilk yıllarda birikimin ne kadar yavaş bir hızla arttığını hatırlayacaktır. Hele ki benim gibi ortalama bir yatırımcı için “bir koyup üç almak” pek mümkün olmadığı için.

Belki de aranızdan birçoğunuz, benim hisse senedi/kripto para/piyango gibi bir fırsat sayesinde bir anda 1.000.000 TL rakamına ulaştığımı sanıyor hala. Hatta Twitter’da takip eden 8 bin kişinin bir kısmı (blogdan bir yazı bile okumayanları kastediyorum, o yüzden bunu da okumamış olacaklar..) da onlara bir tüyo vermemi ve bir anda milyoner olmayı bekliyorlar! Hayır ben çok yavaş bir şekilde milyoner oldum. Evet, bu hiç hoşunuza gitmeyecek! Sıkıcı bir hikaye, hiç sürpriz yok! Kısa yoldan köşeyi dönmek?? Yok öyle bir dünya arkadaşlar! Tam 10 yıl sürdü… Ve bu 10 yılın ilk yılları ise şöyleydi:

  1. yıl – 2007:   28.000 TL
  2. yıl – 2008:   43.713 TL
  3. yıl – 2009:   79.027 TL
  4. yıl – 2010:  130.142 TL
  5. yıl – 2011:  206.673 TL
  6. yıl – 2012: 286.852 TL

Yukarıdaki birikimin artışının çoğu maaşımızdan yaptığımız tasarruflardan geliyor. Yatırımlardan elde ettiğimiz kazançlar ilk yıllarda devede kulak kalıyor… Kim istemez ki 1 günde/1 ayda parası ikiye/üçe katlansın? Ama benimki yıllar sürdü.. Bu yol sabırsızlar için uygun değil. Fakat eğer aranızda üşenmeyip bu seriyi hala okuyanlar varsa, işte bu iyiye işaret. Hem sabrınızı hem de finansal özgürlüğe ulaşma azmini gösteriyor demektir.


Bu yazı 11 parçadan oluşan serinin yedincisi. Her yazıda farklı bir yılı kapsayarak ilerliyorum. Belki ilerde yatırım çeşidi bazlı, çalıştığım şirket sırası gibi farklı perspektiflerle de bakabiliriz.. Serinin ilerleyişi şu şekilde:

Neredeyse serinin sonlarına geldik. Bir maraton gibi uzun soluklu bir yazı serisi oldu, ama umarım bittiğinde blogun temel taşı olarak yerini almış olacak.


Yeni Bir İş

Bir önceki yazıda ailemize katılan Jr. Milyoner’in getirdiği bereketten yola çıkarak isim vermiştim. Bu yazıda da tekrar iş değiştirmem nedeniyle böyle bir isim uygun gördüm. Evet galiba biraz sık iş değiştiriyorum! Ama değerli üstad Büyük Hilmi’nin dediği gibi “Fırsat görünce dayanamıyorum” 🙂

Herkesin iş hayatından beklentileri farklıdır; maaş, mevki, iş tatmini vs. Bazıları için bunların hepsi bir arada olmalıdır. Ama hepimiz o kadar şanslı değiliz, di mi? Mesela geçen hafta onedio’nun bir videosunu izledim:

CEO olma hayalleri.. Dalga geçmeyin hemen, hepiniz müdür olma hayalleri kurdunuz, hala da kuruyorsunuz. Yine herkesin farklı motivasyonları var/dı. Ama hepimizi müdür yapacak kadar maalesef kadro yok… Veya yalakalık yaparak öne geçmeye çalışanlar vs. gibi farklı nedenlerle gerçekten hakeden sizi/bizi terfi ettirmiyorlar. Videodaki gibi bunun birçok farklı sebebi olabiliyor. Ve emek verdiğiniz, karşılığında terfi/zam/ikramiye görmek istediğiniz işyerinde genellikle bu beklentiler karşılanmıyor. Hepimiz için geçerli bu, en çalışkan/başarılı/kariyerli olanlarımız için bile. Hatta bu bahsettiğim özelliklere sahip beyaz yakalıların doğal olarak beklentileri de daha yüksek ve çoğu zaman karşılanamaz oluyor.

Sonuç: başka denizlere yelken açmak! Evet genellikle beklentilerinin karşılanmadığını ve kısa süre içinde de umut olmadığını düşünenler genellikle şansını farklı bir yerde denemek ister. Eskiden babalarımızın yaptığı gibi bir daireye girip oradan emekli olma dönemi sanırım geçti.

Çok uzatmayayım, ben de benzer sebeplerden dolayı aynı şehirde farklı bir şirkete geçtim 2013’te.

Yeni Bir Ben

Aynı işi farklı bir şirkette yapmaya başladım. Daha fazla sorumluluk almak ve belki bu sefer gerçek kıymetimi anlarlar ümidiyle… (anlamadılar 🙂 ) Başarı veya başarısızlık, hepsi bize bir değer katıyor. Birkaç işyerinde beklediğiniz değeri göremediğinizde bunun sebebi ya sizdedir, ya da genel olarak sektörünüz, belki de bütün şirketlerdedir. Evet, çok farklı sektör/ortam/şirket gördükten sonra vardığım kanaat: “Hepsinin boynu altında kalsın!” 🙂

yeni bir iş yeni bir ben

Maalesef çalışanlarını el üstünde tutan bir elin parmağını geçmeyecek sayıdakiler dışında, şirketlerin hiçbirinin UMURUNDA DEĞİLİZ! Birçoğunun gözünde (tabi şirketin gözü yok, üst yöneticilerin) birbirinden farkı olmayan bir cıvatadan/dişliden farkımız yok! Evet kullanabildikleri ölçüde faydalanıp sonra ihtiyaç kalmayınca hurdaya ayrılan sarf malzemesi gibiyiz onlar için. (Bunun yüzlerce sebebi olabilir; fazla sayıda ünv. mezunu vs. belki başka zaman konuşuruz)

Dilbert..

10 yıla varan iş hayatı tecrübelerimden benim çıkardığım sonuç bu. Görece iyi şirketlerde çalışmama rağmen.. Sizin tecrübelerinizi bilemiyorum, ama yaşadıklarım beni finansal özgürlük fikrine yaklaştırdı adım adım.

Açılış Bakiyesi

2013 – 1 Ocak itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Başı Varlıklar  – 307.952 TL

  • 192.500 TL değerinde Ev
  •  36.000 TL değerinde Araba
  •  40.740 TL değerinde Altın (420 gram)
  •  29.478 TL değerinde DJIST fonu
  •    1.320 TL değerinde Türk Lirası Mevduat
  •   7.914 TL değerinde BES bakiyesi

Dönem Başı Borçlar – 21.100 TL

  • 15.000 TL Babaya borç
  •  6.100 TL banka kredisi kalan bakiye

Dönem Başı Net Birikim – 286.852 TL

Finansal olarak 2012 yılını yukarıda gördüğünüz şekilde bitirip 2013’e başladık. Karşılaştırmak gerekirse, 2011 açılış bakiyem 206.673 TL imiş, geçen 1 yılda toplam artış 80.179 TL olmuş.

2011’daki bu artışın kırılımına bakarsak da; maaşımızdan yaptığımız %45’lik tasarruf ile yaklaşık 65.000 TL, yatırımların net getirisinden de sadece 25.060 TL (bir önceki yıl 2011’de bile 34.531 TL kazanç varmış..) gelmiş. Sene olmuş 2012, hala yatırım getirisi varlığımızdaki artışın ana kaynağı değil! Çünkü ben hiç bir zaman çok kâr elde eden bir “yatırımcı” olmadım. Ama kanaatkar yaşam tarzını benimseyen, emeğinin karşılığı kazancını çarçur etmeyen biriyim.

Yine hoşunuza gitmeyecek, ama gerçek bu!

Yatırımlarınızdan çok kar elde edemeyebilir, hatta zarar bile yazabilirsiniz. Ama tasarruflarınız hep pozitif değer yaratacak birikiminizde…

Tasarruf ve Yatırımlar

2013 yılında benim iş değişikliğim dışında bu yazıya konu olabilecek önemli bir değişiklik olmadı (Yaşlandıkça galiba bu eğilim artıyor). Sürekli vurgulamakta mahzur görmediğim: Milyoner Olmak için Yapmanız Gereken İki Temel Şey‘in tasarruf ve yatırım olduğunu tekrar söylemeden başlamayayım.

Maaştan Tasarruflarımız

Ben tasarruf etmek istemiyorum, sadece kâr etmek ve kısa yoldan zengin olmak istiyorum diyorsanız: Bu Blog size göre bir yer değil! Çünkü uzun vadede riskli bazı yatırımlardan kâr ederken, bazılarından da zarar edeceksiniz. Fakat sizi hiç yarı yolda bırakmayacak olan TASARRUFtur.

Artık tasarrufun önemini gittikçe daha çok kavrıyorduk. Siz eğer yeni başladıysanız, ilk odaklanacağınız yer harcamalarınız ve tasarruflarınız olsun lütfen. (Şu yazıyı okuyabilirsiniz ilk olarak) 2009’dan beri kredi borcumuz olduğu için artık çok daha dikkat ediyorduk harcamalarımıza. Tabi bi “hovardaluk” yapıp 2012’de araba almıştık 🙂 Amaaa bu yıl kredi ödememiz de, pedere borçlar da bitiyor! Tekrar borçsuz bir bilançoya dönüş!

Tasarruf Tutarı

2007 yılındaki ilk maaşım 1.650 TL idi. 2008 yılında Ağustos ayına kadar da aynı kaldı, Ağustos ayından sonra 2.200 TL oldu. 2009 yılında ise Eylül ayından itibaren 3.000 TL’ye çıktı (Özel sektörde ilk yıllarda artış hızı biraz yüksek olur, ama sonra enflasyona yaklaşır iyice). 2012’deki maaşım 4.500 TL idi. 2013’de yeni işle birlikte maaşım da ortalamada yaklaşık 5.200 TL idi. Ağustos 2009’dan itibaren Ms. Milyoner de evimizin bütçesine katkı yapmaya başlamıştı.

  • 2013 boyunca aldığım toplam maaş 61.347 TL imiş (lanet olası vergi dilimi artışlarından dolayı tabi elime geçen brüt 8.000*12=96.000 TL’den az!!) Nasıl bu kadar eminsen derseniz E-Devlet SGK Hizmet Dökümü sağolsun, kontrol ettim.
  • Ms. Milyoner’in maaşını açıkça paylaşmayacağım.. 2012 yılı için onun kazancını aylık 950 TL kredi ödemesi ve diğer bütün harcamalar için kullandığımızı farz edebilirsiniz (Yıl ortasında kredi geri ödemesi bittiği için bir kısmı da tasarrufa geldi). Evli çiftler varsa 1 maaşı harcayıp diğerini tasarruf etmek, zor ama güzel bir hedef olabilir!
  • Ms. Milyoner‘in maaşını kredi ödemesi ve harcamalar için kullandığımız için daha önceki yıllarda benim maaşımın neredeyse tamamını tasarruf ediyorduk. 2012’de yeni masraflar nedeniyle tasarruf oranımız azalarak %45’e düşmüştü. 2013 yıl ortasında kredi geri ödemesinin bitmesi, yeni büyük harcama olmaması ve benim maaşımın biraz yükselmesi sayesinde tekrar tasarruf oranımızı %55’e çıkardık!

Yatırımlar

2009’da bütün varı yoğu satıp üstüne kredi çekip ev almıştık (Ev almanın akıllı bir yatırım olup olmadığıyla ilgili yazım, O zamanlar böyle bloglar yoktu, ya da benim haberim yoktu; okuyup daha bilinçli kararlar alabileyim… Umarım sizler kararlarınızı daha fazla araştırma ve bilgiyle alırsınız). Böylece borsanın şahlandığı yılda sadece izlemekle yetindim..

2013, hatırlayanlarınız/o dönem ilgilenenler varsa, yatırım anlamında gerçekten zor bir yıldı. FED, 2008 sonrası süregelen “Quantative Easing” dediği piyasaya bolca para sürmeyi yavaş yavaş azaltacağını (Tapering) duyurdu. Ama piyasaların hiç hoşuna gitmedi tabi (Taper Tantrum). Özellikle de bizim gibi gelişmekte olan ülke piyasalarının…

Bakın bakalım zaten üç kuruş yatırım kazancı elde edebilen Mr. Milyoner 2013’ü nasıl geçirmiş…

Ev

2013 yılında sahip olduğumuz en büyük yatırım kalemi hala (uzun bir süredir) evimiz. 2009’da 140.000 TL’ye aldığımız evimizi, 2012’da 192.500 TL olarak değerleyip bilançoda belirtmiştim.  Taktir edersiniz ki ev fiyatını ancak yaklaşık olarak değerleyebiliyoruz. Daha önce enflasyonla değerliyordum, artık konut fiyat endeksini kullanıyorum: 2013 yılı sonu için konut fiyat endeksindeki artışın (%13,62) iki puan altında değerleyerek (%11,69 ile) 215.000 TL olarak alıyorum. Neden çok daha altında aldım derseniz, fazla olmasın da eksik olsun diye 🙂 Eğer bir gün satarsam, beklentimin üstünde kazanç yazar, sevinirim 😀

Bankaya olan kredi borcumuzun toplamı 6.100 TL idi. Yıl içinde her ay düzenli olarak ödemelerimizi yaptık ve kalan borç bakiyemizin tamamını ödeyip kapatmış olduk. Bankadan borcu yoktur yazısını alıp tapudan ipoteği kaldırmak çok güzel bir duygudur, belirtmeden geçemedim.

Araba

Önceki yazıyı okuyanlar hatırlayacaktır, artık bilançoda bir de araba var. Aslında daha çok bir gider kalemi olsa da, ülkemizde enflasyon ve artan kurlar nedeniyle aynı anda bir yatırım aracına dönüşebiliyor. O yüzden listede kendine bir yer buldu. (Twitter’da bir kaç arkadaş ev ve arabanın bir aktif olmadığını iddia etseler de, buna katılmıyorum)

Evimizin büyük oğlu olan aracımızı 36.000 TL’ye ikinci el aldık. Hem 2012 hem de 2013 için bir değer artışı göstermiyorum. Hatta sonraki yıllarda da. Taa ki satıştan elde edilecek kazanca kadar…

Borsa

Beni özellikle twitter’dan borsa üstadlarının tavsiyesi üzerine takip etmeye başlayanlar belki hayal kırıklığına uğramıştır. Ama bunu belirtmek isterim ki, borsa uzmanı hiç olmadım. Borsada uzun vade yatırımcısı da olmadım.. Genellikle hisselerimi 6-10 ay vadelerle tuttum (2015’te yaptığım yurtdışı hisse senetleri yatırımları hariç). Keşke olsa mıydım? Evet özellikle borsanın önemli şirketlerinden alıp uzun süre tutsaydım, eminim şu anda sahip olduğumdan çok daha yüksek bir birikime sahip olabilirdim. Ama henüz yatırım konusunda toy olduğumdan herkes gibi ben de sabırsızdım!

DJIST

Benim borsaya ilgim yüksekti, ama harcayacak zamanım kısıtlıydı. Hisse seçmek belki en zor süreç. Yatırım yapayım, peki hangi hisseye? Borsaya yatırım yapmak isteyen belki çok kişi bu büyük ikilemin derinliğinde bunalıp vazgeçiyor. Daha önce Aselsan ve Bim hisselerinden almıştım, çok da bilmeyerek. 2012’de ilk defa bir endeks fonu almıştım. Adı da DJIST.

Neden Dow Jones ismini koymuşlar, hala bilmiyorum 🙂 O dönem hisse seçme ikileminden kurtulmak için endekse yatırım yapmaya karar verdim. Birçok bankanın hisse senedi fonları var, birçoğunu inceledikten sonra DJIST’i seçtim. Sadece bir gerekçeyle: Düşük yönetim gideri! (Tabi biraz işi öğrendikçe, bu düşük gideri bile ödemek işime gelmemeye başladı ilerleyen yıllarda)

2012’de tanıştığım bu borsa fonunu 2013 yılı başında da elimde tutmaya devam ediyordum. Neden mi? Çünkü güzel yükseliyordu ve genellikle biz küçük yatırımcılar düşerken satar, yükselirken alırız! Ben de tipik bir küçük yatırımcıyım! Tek farkım tasarruf..

2012’de DJIST’ten neredeyse %50 kâr etmişim. 2013’e mükemmel başlamıştı; fonun fiyatı 15 günde %10’dan fazla çıkmıştı. Tabi bırakın satmayı, acaba biraz daha mı alsam mı diye düşünürken hızla inmeye başladı. Tekrar 23’leri gördükten sonra yine yükselerek 27’lere ulaştı. Ben tabi şaşkınım, salıncak gibi! İyi ki daha fazla almamışım, çünkü daha önce bahsettiğim Taper Tantrum ile birlikte hızla inmeye başladı. Ben panik satışla 15 Temmuz’da tamamını 23,50 TL’den, yani 1156 adetin tamamını 27.166 TL’ye satmışım. 2013 yılı için borsadan zararım %8’i bulmuş.

Altın

Düğün altınlarımıza yine dokunmadık , yıl sonunda 83 TL ile değerlediğimizde 420 gr.’ı 34.860 TL olmaktadır.

Dolar

Neden bilmiyorum, hiç euro alıp satmamışım! Açıkçası bunun nedenini bilmiyorum. Ülke olarak ilişkilerimizin çoğunluğu Avrupayla da olsa bizim için dolar daha önemli bir para birimi olmuştur, fakat ben euroyu tamamen gözardı etmişim. Hala da öyleyim…

Seriyi düzenli takip edenler görecektir, genellikle borsa ve dolar yatırımım hep ters orantılı olmuş. Borsadan çıkıp dolara, dolardan çıkıp borsaya girdim genellikle. Bu artık bende doğal bir refleks haline geldi diyebilirim.

15 Temmuz’da borsadan çıkınca, aylardır artmakta olan (1,70’lerden 1,90’lara varmıştı) dolara geçtim. 19 Temmuz’da 1,92 USD/TL kurundan 38.400 TL karşılığı 20.000 $ almışım.

Türk Lirası

Yıl içinde tasarruflar, araba alımı, pedere borç ödeme ile sürekli değişen miktarlarda TL mevduat tutmuşum. Yıl sonunda 34.300 TL vadesiz mevduat ile kapatmışım.

Artık peder beye daha fazla ayıp etmemek için borcun tamamını kapattım 2013’de. Mr. Milyoner’in kamçısı kalmamıştı artık!

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)

Daha önceki yazılarda da bahsetmiştim, 2006’da bir BES hesabı açmıştım. İşe başlayınca da artık %25’lik devlet katkısından faydalanmaya başlamıştım. Hem de bordrodan direk vergi matrahından düşüldüğü için nakit alıyorduk 🙂 Ne güzeldi! Artık o da BES’e yatıyor! 2008 ve 2009 yılsonu itibarıyla önemli bir tutara ulaşmadığı için bilançoya almamıştım. 2010’da tekrar ödeme yapmaya başladık. Mütevazı de olsa bir seviyeye gelmişti.

2013’de de katkı yapmaya devam ettik, yılsonu itibarıyla 9.217 TL değere ulaşmış, tamamı devlet borçlanma araçları fonundaydı.

Bilanço – 2013

2013 yılını yaklaşık %55 tasarruf oranı ile kapatmışız. Yatırımlar konusunda daha karışık bir durum var:

  • En büyük varlığımız olan evimizin değeri 192.500 TL’den 215.000 TL’ye %11,7 artmış,
  • Araba olduğu yerde sayarak 36.000 TL’de,
  • Düğün altınları 40.740 TL’den 34.860 TL’ye %14,5 değer kaybetmiş,
  • Dolar yatırımı 38.400 TL’den 42.800 TL’ye %11,5 kazandırmış,
  • DJIST fonu ise 29.478 TL’den 27.166 TL’ye %8 zarar yazmış,
  • Toplam yatırım getirisi ise sadece %5,54 olarak gerçekleşmiş. 2013 yılı enflasyonunun %7,4 olduğunu düşünürseniz; benim ne kadar başarısız bir yatırımcı olduğumu söyleyebilirsiniz. Ben de hiç itiraz etmem! Çünkü enflasyonun 2 puan altında bir getiri elde etmişim!!!

Ama toplam birikimimiz 286.852 TL’den 372.177 TL’ye %30 artmış. Yatırımlar sadece %5,5 artarken, birikim %30 artıyor! Ne sihir ne keramet, budur marifet!

Bunun nedenlerini açıklamıyorum, çünkü dikkatli okuyucuların kendi kendilerine düşünerek önemli sonuçlar/dersler çıkaracağına eminim.

Son olarak dikkatinizi bir noktaya çekmek isterim, birikimler 400.000 TL’ye bile ulaşamadı! 7 yılda 400.000 TL’yi bile görmeyen varlıklar, sonraki 4 yıl içinde 1 milyon TL’yi geçiyor!!!

Bunu hiç unutmayın: Birikimleriniz; sürecin ilk yılları kaplumbağa, sonraki yılları ise tavşan hızıyla artacak! (Para parayı çeker demiş miydim?)

 

2013 – 31 Aralık itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Sonu Varlıklar  – 372.177 TL

  • 215.000 TL değerinde Ev
  •  36.000 TL değerinde Araba
  •  34.860 TL değerinde Altın (420 gram)
  •  42.800 TL değerinde Dolar
  •  34.300 TL değerinde Türk Lirası Mevduat
  •    9.217 TL değerinde BES bakiyesi

Dönem Sonu Borçlar – 0 TL

  • 0 TL Babaya borç
  • 0 TL banka kredisi kalan bakiye

Dönem Sonu Net Birikim – 372.177 TL

 

Mr. Milyoner


Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

Beğendiysen paylaş lütfen!

Previous

Yurtdışı Piyasalarda İşlem Yapmanın Vergi Boyutu

Next

iPhone Almak Yerine APPLE Hissesi Alsaydınız?

16 Comments

  1. slmlar hocam, umarım işlerin yurtdışında da yolunda gidiyordur, oradalarda da tasarrufa devam, imkan olduğu sürece yabancıların tasarruflarından da örnek görmek isteriz. mesela abd de önemli bir çoğunluk hisse senedi yatırımcısı diye biliyorum.

    yazıyı okudum, bir sorum olacak, altın düşüyor bu yazıdaki yıl mesela eldeki tl ile neden altın almayı düşünmedin, aynı şekilde yabancı endeks için de. hadi bizdeki ky eğitimsiz, sen sanırım finans işiyle uğraşıyorsun, ucuz mal alıp pahalıyken satmayı biliyorsundur. alttan alıp yatırım miktarını arttırmakta seni engelleyen hangi düşünceydi?

    bir de olumsuz eleştirim olacak. son yazılarda genelde aynı şablon üzerinden gidiyorsun, yazım için sana kolay geliyor belki zamanın da yoktur, fakat okurken aynı cümleleri görmek biraz okuyucuyu yoruyor. son yıllarını merakla bekliyoruz. ben bir ara soracaktım on yıl böyle gidip en sonunda bitcoin ile mi parayı buldun diye 🙂 bu yazıda değinmişsin.

    yatırıma giden yolun tasarruftan geçtiğini bilmek önemli. tekrar teşekkürler.

    • Merhaba Sinyor,

      Blog ve yazılar hakkında en yapıcı eleştiri/katkılar senden geliyor. Gerçekten faydalanıyorum, teşekkur ederim. Aslında bütünlük ve benzerlik olması açısından ifadeleri çok değiştirmiyordum. Önerini dikkate alarak sonraki yazıda daha farklılaştırmaya çalışayım.

      Nerede olduğumu henüz söylemedim 🙂

      Aslında ekonomi finans hakkında eğitimim olsa da yaptığım iş direkt olarak ilgili değil. Yani işim gereği sürekli piyasaları takip etmiyorum. Şunu söylemekten de hiç çekinmem; okuyucular arasında benden çok daha finans/piyasa bilgisi yüksek arkadaşlar var. Ben hiç iyi bir yatırımcı olmadığımı hep vurguluyorum, çünkü öyleyim. Ayrıca yatırım konusunda risk-averse, risk azaltma yanlısı, bir yapım da var. Yatırım konusunda başarı da pek eğitime bakmıyor aslında dostum. Kocaa şirketlerin araştırma/yatırım direktörlerinin bile uzun vadede istikrarlı bir yüksek performans göstermediğini düşünüyorum. Bu girişten sonra “ucuz mal alıp pahalıyken satmayı biliyorsundur. alttan alıp yatırım miktarını arttırmakta seni engelleyen hangi düşünceydi?” soruna gelirsek de emin ol hiç yapamadım… inanır mısın böyle bir beklentim ve arzum da yok! şaşırtıcı gelebilir, ama ben yavaş da olsa istikrarlı büyümeden yanayım kendi bütçem açısından. emin adımlarla, çeşitlendirilmiş bir portfoyle ilermeyi tercih ediyorum. tabii ki tersini yapanlara da saygı duyarım.

      selamlar

  2. Erhan

    Hocam yazılar çok tekrara düşmeye ve dolayısıyla çok uzun olmaya başladı. Belli şablon üzerinden bir kaç paragraf ekleme yapılıyor gibi. Seriyi takip edenler için bir hayli sıkıcı olabiliyor. Yeni okuyacaklar da 1.den başlayacakları için buralarda fazla tekrar etmemenizi tavsiye ederim naçizane.

  3. Hakan Y

    mevcut varlığınız size ne kadarlık bir nakit akışı sağlıyor, ilgili rakamı üzerine mi ekliyorsunuz.

    aylık nakit akışı nereye gelince çalışmayı bırakmayı/azaltmayı planlıyorsunuz.

    kendimden örnek vermek gerekirse birikimin tamamına yakını düzenli bir nakit yaratmayan kalemlerde (oturduğum ev, altın,BES vb…)

    dolayısı ile milyonluk varlığım bile olsa yaratacağı nakit akışı maaşım kadar bile olmayacaktır.

    sanki nakit akışı için 1,5 milyon üstü bir rakam lazım günümüz şartları ile

    • Merhaba Hakan Bey,

      Eğer doğru anlıyorsam, nakit akışı önemli ama şimdi değil. Çünkü şu an çalışıyoruz ve maaşımız var. Ama ilerde finansal özgürlüğe ulaşıp gönüllü emekli olursak o zaman nakit akışı kritik olacak. Bunun yönetimi için de dediğiniz gibi yatırım portföyünü ona göre şekillendirmek gerekiyor.

      Finansal özgürlüğe ulaşana kadar amacım büyüme odaklı yatırımlar, daha sonra nakit akışına yönelebilirim (örneğin temettü, vadeli mevduat vb.)

      Nakit akışında ihtiyaç sizin harcamalarınıza göre değişecektir. 1.5 ml yetebilir de, 5 ml yetmeyebilir de..

  4. Ben Özgürüm...

    Tecrübelerinizi bizimle paylaştığınız için tekrar çok teşekkür ederim, ellerinize sağlık. Gelecek için yatırım yapmayı düşünen ve benim gibi bu işe yeni başlayan insanlara aslında en büyük yatırımın kendimize olduğunu – kanaat etme yeteneği- üstüne basa basa yazılarınızda bir kez daha göstermiş oldunuz. Yazdıklarınızın özetini evde 2 çocuğum (12 yaş, 18 yaş) ve eşime zevkle anlatıyor ve bunlar hakkında istişare yapıyoruz. Teşekkürler…

    • Merhaba,

      Teşekkür ederim ilginiz için. Kendime çok pay çıkarmıyorum; siz zaten bilinçli bir aile olarak bunları konuşmaya vesile arıyormuşsunuz, beni bahane etmişsiniz 😀

      Hayat bizi öyle noktalara ve düşüncelere itiyor ki, aksini düşünmek zor olabiliyor. Gençler sürekli şekilde çok kazanıp daha da çok harcayan şarkıcı/topçu örneklerine maruz kalıyor. Bu da haklı olarak onlara cezbedici gelebiliyor. Ama hayattan alacağımız lezzet, ne maaşımız ne de tükettiklerimizle doğru orantılı olmayacak. Bu nedenle sahip olduklarımızın kıymetini bilmek (kanaat) en büyük mutluluk kaynağı..

      Selamlar.

  5. Hakan Y

    Sayın Mr. Milyoner,
    Varlık tutarınız ne kadar büyük olsada getireceği nakit akışı sınırlı olabiliyor.
    Örneğin 2013 bilançonuzda nakit akışı getirebilecek sadece TL mevduat var ki o da en fazla aylık pazar masrafını çıkarır.

    Benzer durum benim içinde geçerli varlığımın 90% ı ev,araba, altın üçlüsü oluşturuyor.

    Finansal özgürlük büyük oranada nakit akışına bağlı, hangi tutar itibari birikimlerinizin size bir nakit akışı yaratıığını düşünüyorsunuz.

    Sanırım ev ve araba hariç kalemler 200k yı geçmeden birşey hissedilmeyecektir.

    o da kabaca 600k varlık falan yapar.

  6. A.A.

    Bu blog çok iyi oldu. Yurtdışında Mr. MoneyMoustache’a bakıyordum bir dönem fakat onun olayı tamamen ABD koşulları üstünden olduğu için kısa sürede sıkıldım (mesela telefon faturası, araba alma-almama vb. gibi örnekleri ABD üzerinden veriyor, benim hayatımda uygulayabileceğim pek bir yönü yoktu).

    Şimdi bu FIRE olayını Türkiye koşullarında ele alan bir blog bulmuş olmak çok memnun edici.

    “Nasıl Milyoner Oldu” serisinde, daha önceki yazılara ekleme olarak yazdığınız paragrafları farklı renkte yazarsanız, serinin önceki kısımlarını okumuş olanlar eski metinleri pas geçip sadece güncellemelere bakabilir.

    Vakit bulduğunuz bir zaman BES sistemini sizin gözünüzden de okumak isterim. İnternette incelemeler var elbette fakat bu incelemelerin yazarlarının conflict of interest’ini Türkiye koşullarında bilmek mümkün olmadığından pek güven duymuyorum.

    Emekleriniz için teşekkürler, internet üzerinden ifade etmek kolay olmasa da emin olun sizi okuyan birçok kişinin aklında bir aydınlanma yaratıyorsunuz.

    (Not: Sizi Rhetorica sitesindeki bir yazının yorumundan buldum)

    • Merhaba,

      Asıl ben ilginiz için teşekkür ederim. Benim de çıkış noktam bu olmuştu. Bu konuda bize özgü bir bakışı anlatmak. Çünkü günlük hayatımız, piyasalarımız hatta insan olarak bile çok farklıyız 🙂

      Seri konusunda arkadaşların önerilerini sekizinci yazıda uygulamaya çalışıyorum. Bakalım farklı renkler de güzel bir öneri, onu da dokuzuncu sayıda deneyebiliriz 🙂

      BES konusu çok önemli gerçekten. Teori’de amerikalıların 401k’sinden de avantajlı görünüyor, ama pratikte büyük “bir” sıkıntı var. Bununla ilgili yazı düşünüyorum uzun süredir, ama fırsat olmadı. Umarım çok uzatmadan çıkarırım.

      Birçok eksikle pata küte gidiyor blog ama sizler gibi değerli okuyucuların ilgisi ve daha da önemlisi yapıcı eleştiri/önerileriyle eminim gittikçe kaliteyi yükseltebiliriz. Birbirimize moral/fikri destek verebileceğimiz, belki FIRE yol arkadaşlığı yapabileceğimiz bir nokta olması ümidim. Bakalım?!

      (Not: Çok başarılı bir blog, ben de ilgiyle izliyorum.)

  7. Pertcoin

    Sizin bloğunuzla tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü ben birikim nedir bilmeyen harvurup harman savuran maaşının yarısını herhangi bir şeye karşılık gelmeyen krediye ödeyen bir memurum. Sormak istediğim konu sizce bes gerçekten faydalı bir yatırım aracı olabilir mi?

    Ben bu günden itibaren ufak ufak aylık 100 tllik bile olsa hisse almaya karar verdim sayenizde. Borçlarım azaldıkça oradan artan paraları hisse almaya ayıracağım belirlediğim 2 ya da daha fazla hisseye bölmeyi düşünüyorum. Sizce isabetli bir birikim olur mu?

    Lütfen yazmaya devam edin teşekkür ederim emeğiniz için.

    • Merhaba,

      Ben de sizler gibi ilgili okuyucularla buluşabildiğim daha da şanslıyım 🙂

      BES hakkında bir yazı hazırlıyorum, orada daha detaylı anlatacağım. Ama kısaca cevaplarsam, eğer tasarruf etme alışkanlığınız yoksa sadece bunu bile kazandıracaksa evet faydalıdır. Bazı negatif yönleri de var, en önemlisi şirketlerin fahiş yönetim gideri vb. kesintiler yapması. Anlaşmalı banka vb. gibi bir fırsatla bunlarda düşük masraflı olanı seçmeye çalışın.

      Yatırım yaparken vade önemlidir, borsa kısa vadede çok dalgalanabilen volatil bir enstrüman. Ama uzun vadede doğru hisseler seçildiğinde üzmediğini daha önce yaptığım bir analizde görmüştük.(ilgili yazım)

      Sadece tasarruf bilincinizi artırmanız bile önemli aşama olacaktır. Yatırımlarınızdan da kazançlı çıkmanızı dilerim.

  8. Pertcoin

    Çok teşekkür ederim cevabınız için abi. Sayenizde yepyeni bir bilinç kazanıp planlama yapmaya başladım. Yazılarınızı da heyeceanla takip etmeye devam edeceğim.

  9. özge

    merhaba sizi yeni keşfettim. aylık nasıl tasarruf ettiğinizi , nasıl bütçe yaptığınızı,yaşamınızda nelerden feragat eetiğinizide paylaşımırınsız tşkler

    • Merhaba Özge Hanım,

      Aslında tasarruf konusuna çok eğilemediğim için üzgünüm. Hayatımdaki bazı hızlı değişikliklerden dolayı istediğim kadar zaman ayıramadım bloga. Ama ben bu konudaki yazılara başlayana kadar, şu yazımda bahsettiğim harcamaları not etme hususuna eğilebilirsiniz.

      Çünkü tasarruf konusu hayli kişisel, yani benim tasarruf edebildiğim bir kalem sizin için vazgeçilmez olabilir. Ama kendi harcamalarınızı not eder ve nerelere ne kadar harcadığınızı görürseniz, kendi değerlendirmenizi yapabilirsiniz. Örneğin, restoran (dışarda yeme) kalemine 700 TL, giyime de 500 TL harcadığınızı gördünüz. Sizi hangisinin mutlu ettiği, yaşamınıza değer kattığını değerlendirerek bir seçimde bulunabilirsiniz. Örnekler çoğaltılabilir.

      Ben de bu arada bayramdan sonra yazılara devam edeceğim umarım. Selamlar.

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: