Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

“Nasıl Milyoner Oldu?” Serisi – 4 – Return of the Jedi: 2010

Serinin dördüncü sayısına kadar geldik. Biliyorum çok sık yazamıyorum, keşke daha fazla boş vaktim olsa da yazabilsem. Aklımda az bilinen ve farklı konularda [küçük yatırımcılar için serileri (nakit akışı, eurobond, vadeli mevduat vb.), tasarruf serileri (cep telefonu, internet, mutfak masrafları vb.), BES..] yazılar için kafamda fikirler var. Özellikle sizlerin gösterdiği ilgi ve alaka, bloga daha fazla zaman ayırmam için beni motive ediyor.

Ayrıca sizlerin de sorularıyla sohbet edebileceğimiz sosyal medya üzerinden bir canlı yayın da düşünüyorum. Bakalım daha birçok düşünce/proje var, sizlerden de güzel fikirler geliyor..


Bu yazı 11 parçadan oluşan serinin dördüncüsü. Her yazıda farklı bir yılı kapsayarak ilerliyorum. Belki ilerde yatırım çeşidi bazlı, çalıştığım şirket sırası gibi farklı perspektiflerle de bakabiliriz.. Serinin ilerleyişi şu şekilde:

İstediğim hızda ilerleyemiyorum. Yazı yazmak gerçekten zor işmiş. Belki de ben fazla inceliyorum.. Umarım gittikçe hızlanır ve de daha fazla zaman ayırabilirim.


Return of the Jedi

Bu yazı Star Wars serisinin isimlerinden esinlendiğim son yazı olacak. Daha önceki yazıda Star Wars’ın meşhur kayan yazılarıyla bir video hazırlamıştım. Beklediğim etkiyi alamadığım için bu sefer de video için uğraşmadım, sonuçta siz okuyucuların görüşleri benim için önemli 🙂 İktisadın en temel ilkesidir: Arz-Talep ilişkisi!

return of the jedi

Temsili Mr. Milyoner, nam-ı diğer “Jedi”

Neden Star Wars? Bilmem galiba sevdiğim için atıfta bulunmak istedim. Önceki yazıda “A New Hope” başlığı 2008 yılı için bana çok uygundu, serinin üçüncü yazısı için de “Empire” sanırım borsanın 2008’deki kötü performansından sonra 2009 yılında yaptığı büyük çıkışı “strikes back” için uygun düşüyordu. Çünkü borsa 2009’da tam %96 artmış, neredeyse ikiye katlamıştı! Bu yazıda ise “Jedi” tahmin edebileceğiniz üzere ben oluyorum 😀 Ve geri dönüşümde zorunlu askerlik hizmetimi ifa edeceğim, yani kamuflajları çekip nöbetlere koşacağım 2010 için uygun sanırım 🙂

Açılış Bakiyesi

2010 – 1 Ocak itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Başı Varlıklar  – 179.327 TL

  • 150.000 TL değerinde Ev
  •  23.100 TL değerinde Altın (yaklaşık 420 gram)
  •   6.227 TL değerinde Türk Lirası Mevduat

Dönem Sonu Borçlar – 100.300 TL

  • 60.000 TL Babaya borç
  • 40.300 TL banka kredisi kalan bakiye

Dönem Sonu Net Birikim – 79.027 TL

Finansal olarak 2009 yılı sonunda yukarıda gördüğünüz şekilde bitirip 2010’a aktardım. Karşılaştırmak gerekirse, 2009 açılış bakiyem 42.713 TL imiş, geçen 1 yılda toplam artış 36.560 TL olmuş.

2009’deki bu artışın kırılımına bakarsak da; maaşımdan yaptığım %45’lik tasarruf ile 12.300 TL, düğündeki takıların katkısı ile 23.100 TL (yılsonu değeri) ve yatırımların net getirisinden de sadece 1.160 TL gelmiş. 2009’da yatırım getirisinin çok düşük olmasının sebebi; ev alırken çektiğimiz konut kredisinin 2 yıllık bütün faizini borçlar kısmına tahakkuk etmesini beklemeden yazmamdır. Bunu hem benim hem de siz okuyucuların takip ederken kafası karışmasın diye yaptım.

Yaylalar

Zorunlu askerlik biliyorsunuz her Türk erkeğinin vatani görevidir. Herhangi bir özürü veya rahatsızlığı olmadığı sürece eğitim durumuna göre belirli süreler için zorunlu olarak görevini yerine getirir. Tabii karşılığında belirlenen bir miktar para ödeyerek “bedelli” de yapılabilir, fakat bu her nesil ve yaş grubuna aynı şansla denk gelmiyor..

Askerlikten Soğutma

Bilenleriniz vardır, Türk Ceza Kanunu’nun 318. Md.si “Halkı Askerlikten Soğutma” hakkındadır:

(1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.

Ben yazacaklarıma dikkat ediyorum, lütfen sizler de yazacağınız yorumlarda aynı hassasiyeti gösterin 🙂 Fakat şunu da söylemek isterim; bilakis insanları askerlikten soğutmak, bence kadın-erkek ayrım yapmadan her vatandaşın bu görevi yerine getirmesi gerektiğini düşünüyorum 🙂 Artık kadın ve erkeğin eşit şartlarda yaşadığı bir çağdayız. Eminim kadınlarımız da en az biz erkekler kadar vatanını seviyor ve ona hizmet etmek istemektedir. Haksız mıyım? 🙂

Askerliğini Yapmayan Adama Kız mı Verilir?

Sağolsun, benim Kayınpeder böyle bir girişimde bulunmadı 🙂 Belki de bedelli yapacağımı düşündü, bilemiyorum hala sormadım. Serinin önceki yazısını okuyanlar bilecektir, Ms. Milyoner ile 2009’da evlendiğimizde henüz askerliğimi yapmamıştım. Henüz gidecek vakit olmamıştı, 2007’de mezun olup hemen çalışmaya başlamıştım.

Ama damdan düşen biri olarak henüz gitmeyen gençlere evlenmeden gitmelerini tavsiye ederim. Hatta evlilik çağında kızı olan varsa da, bizim Kayınpeder kadar hoşgörülü olmayın. Gitsin askerliğini yapsın, öyle gelsin 🙂

Askerlik

Biraz askerlik anısı dinleyeceksiniz kaçarınız yok 😛 Ama ilginç bir askerliğim oldu, bu bölümü atlayanlar çok şey kaçıracaklar, benden söylemesi!

Celp dönemleri sanırım artık değişti, ben 2010 yılında giderken Üniversite mezunları yıl içinde iki dönemde askere gidiyordu. Ben Ağustos celbiyle gidecektim. Askerlik şubesinden başvuru vs., heyecanla nerde askerlik yapacağımı bekliyordum. Aynı dönemde askere gideceğim yakın bir arkadaşımla birlikte Denizci olarak çıkmıştı. Hem de bütün denizciler aynı yerde acemi eğitimi alacağı için birlikte gidecektik!

Acemilik

Ağustos ayında asker olup, Türkiye’nin en sıcak yerinde askerliğin en çok koşturulan ve eziyet çekilen acemi birliğinde olmak büyük şanssızlıktı. Bütün denizci askerler İskenderun’da acemi eğitimi alıyordu! Ülkemizde ne kadar güzel sahil beldelerimiz varken neden orayı seçtiklerini hala bilmiyorum!

Yakın arkadaşımla birlikte teslim olmaya (neden askere de suçlu gibi karakola teslim olmak ifadesi kullanılıyor acaba?) gittik. Her uyanık asker adayı gibi, şehirde gezip mümkün olan en geç saatte tabii ki:) Arka arkaya girdiğimiz için acemi er numaralarımız da peş peşeydi. Bu nedenle ranza badisi olduk 🙂

Hava çok sıcak ve nemliydi! İnanılmaz bir atmosfer… İlk gün işte kıyafet vs hepsini aldık, su gibi terledik.. Koğuşa gidince ne görelim 200 kişilik yatakhane klimalı! Şok! Bizim evde klima yok 🙂 Dışarısı cehennem gibiydi, ama geceleri kalın eşofman ve battaniyeye rağmen buz gibi soğuktu.. Askerin eline verirsen klimanın kumandasını!

Koştuk, zıpladık, yasa gereği mecburi olan 3 kurşun atışımızı yaptık, tören için uygun adım marş çalıştık vs. Yalnız hayatımda hiç bu kadar şaşırdığımı hatırlamıyorum. Yaklaşık 2400 askerin usta birliğinde görev yerleri ve sınıflarını belirlemek için tek tek herkesin 1 dk.lık videosunu çektiler, onları bir heyet izledi. Daha sonra da yine tek tek herkesle mülakat yaptılar, ne iş yaparsın kabiliyetlerin nedir vs. Bravo dedim, karacı arkadaşların yaşadıklarını duyduktan sonra…

Yemin Töreni

Usta Birliği

Bütün mülakat vs. sonuçlandı. Heyecanla bekliyoruz, neresi çıkacak usta birliği diye. Komutan okuyor sırayla: İşte Er. sınıfın şu, yeri bilmem ne Gelibolu Gemisi, bilmem nerenin birliği fln okuyor. Bana bir okudu, Vardabandra Er! H-8 Komutanlığı! Arkadaş bu ne dedim?! Vardabandra ne, H-8 ne? Nasıl bir ketenpereye düştük! Anlatan komutan dahil, kimse bilmiyor 🙂 Gidip usta birliğine katılana kadar ben de öğrenemedim ne olduğunu..

Ama müthiş rahat bir usta birliği ve askerlik yaptım. Düşünün şu anda mesaim 8’de başlıyor, 7’de uyanıyorum. Askerde 8’de yani daha geç uyanıyordum, sporumuz yoktu, 9’da denize karşı çayımızı yudumlayarak kahvaltı yapıyorduk. Acemi birliğinde atışlarlardaki 30 sn. dışında silah tutmadım, hiç nöbet tutmadım. Şu an üç ayda bir sinemaya gidiyoruz, askerde haftada iki gece sinemadaydık (Donanma Komutanlığı devasa bir yer, içinde 2 bin kişilik sinema salonu var). Şu an ayda bir halısaha maçı yapıyorum, askerde her hafta oynuyorduk. 115 günü usta birliğinde geçirdim, 32 kere çarşı iznine çıkmışım! Ve normalde askerler akşam 5’te dönmüş olur birliğine, biz gece 12’ye kadar dönmüyorduk!

Gerçekten anlatmakla bitmeyecek kadar rahat bir askerlik yaptım. Herkesin bu kadar şanslı olmadığını biliyorum. Eğer daha güzel ve rahat şekilde askerlik yapanlar varsa yorumlarda anlatabilir 🙂

Tasarruf ve Yatırımlar

Üniversitede çeşitli kanallardan gelirim vardı, iş hayatına başlayınca sadece maaş ve yatırım getirilerim kalmıştı. Zaten okuyanlar hatırlar Milyoner Olmak için Yapmanız Gereken İki Temel Şey‘in tasarruf ve yatırım olduğunu söylemiştim.

Maaştan Tasarruflarımız

Ben tasarruf etmek istemiyorum, sadece kâr etmek ve kısa yoldan zengin olmak istiyorum diyorsanız: Bu Blog size göre bir yer değil! Çünkü uzun vadede riskli bazı yatırımlardan kâr ederken, bazılarından da zarar edeceksiniz. Fakat sizi hiç yarı yolda bırakmayacak olan TASARRUFtur.

Tasarruf

Artık tasarrufun önemini gittikçe daha çok kavrıyorduk. Siz eğer yeni başladıysanız, ilk odaklanacağınız yer harcamalarınız ve tasarruflarınız olsun lütfen. (Şu yazıyı okuyabilirsiniz ilk olarak) 2009’dan beri kredi borcumuz olduğu için artık çok daha dikkat ediyorduk harcamalarımıza.

Mesela bizim gibi evlenen birçok arkadaşımız hemen arabalarını almıştı. Biz evin kredi ödemeleri sonrasında paramız kalması rağmen araba almak yerine borsada yatırım yaptık. Bazılarınız için bu mantıksız, saçma, gereksiz veya belki varyemezlik olarak görülebilir. Ama bizce finansal özgürlük yolunda ilerleyen her birey/aile kararlarını verirken daha dikkatli olmalı ve seçimlerini kanaatkar olmaktan yana kullanmalı. Gerçi biz de çok geçmeden araba aldık, ama önce yatırım sonra lüks! Çünkü yatırımlarımız lükslerimizi ödedi!

Tasarruf Tutarı

2007 yılındaki ilk maaşım 1.650 TL idi. 2008 yılında ağustos ayına kadar da aynı kaldı, ağustos ayından sonra 2.200 TL oldu. 2009 yılında ise Eylül ayından itibaren 3.000 TL’ye çıktı (Özel sektörde ilk yıllarda artış hızı biraz yüksek olur, ama sonra enflasyona yaklaşır iyice). Temmuz sonu itibarıyla askere gittiğim için 2010’da maaşım artmadı. Ama Ağustos 2009’dan itibaren Ms. Milyoner de evimizin bütçesine katkı yapmaya başlamıştı. Ay bazında değil yılsonu toplam tasarruf ve oranını yazacağım (yakın yıllar için notlarım daha detaylı olacağından ay bazında görebiliriz):

  • 2010 boyunca aldığım toplam maaş 20.028 TL imiş (lanet olası vergi dilimi artışlarından dolayı tabi elime geçen 3.000*7=21.000 TL’den az!!) Nasıl bu kadar eminsen derseniz E-Devlet SGK Hizmet Dökümü sağolsun, kontrol ettim.
  • Eşimin maaşı kısa bir süre için benden fazlaydı! Evet bir erkek için sıkıntı! Ama geçiyorum hemen, merak etmeyin 😛 Ms. Milyoner’in maaşını açıkça paylaşmayacağım.. 2010 yılı için onun kazancını 950 TL kredi ödemesi ve diğer bütün harcamalar için kullandığımızı farz edebilirsiniz.
  • Ms. Milyoner‘in maaşını kredi ödemesi ve harcamalar için kullandığımız için benim maaşımın tamamını tasarruf ettik. Yani yaklaşık tasarruf oranımız %50. Yaklaşık diyorum çünkü 2010’da ben 5 ay boyunca askerdeydim, yani 25 liralık asker maaşını saymazsanız gelirim yoktu. Ayrıca tasarruf miktarımızın önemli bir kısmı da kredi ödemelerine gidiyordu. 2010’da 11.400 TL kredi geri ödemesi yaptık.

Yatırımlar

2009’da bütün varı yoğu satıp üstüne kredi çekip ev almıştık. Böylece borsanın şahlandığı yılda sadece izlemekle yetindim.. Ama 2010’da kredi ödemelerinden kalan az miktarla da olsa biraz yatırım yapabildim. En az çeşitli yatırım yaptığım yıllardan biri olabilir 2010. Çünkü birikimim likit değildi, çoğunluğu eve bağlıydı ve kredi ödemem vardı.

Ev almanın akıllı bir yatırım olup olmadığıyla ilgili bir yazım var, o yüzden detaya girmiyorum. O zamanlar böyle bloglar yoktu, ya da benim haberim yoktu; okuyup daha bilinçli kararlar alabileyim… Umarım sizler kararlarınızı daha fazla araştırma ve bilgiyle alırsınız.

Ev

2010 yılında sahip olduğumuz en büyük yatırım kalemi evimizdi. Önceki yıl 140.000 TL’ye aldığımız evimizi yılsonunda 150.000 TL olarak değerleyip bilançoda belirtmiştim. Taktir edersiniz ki ev fiyatını ancak yaklaşık olarak değerleyebiliyoruz. 2010 yılı sonu için de enflasyon oranının (%6,4) biraz üzerinde değerleyerek (%7 ile) 160.000 TL olarak alıyorum.

Bankaya olan kredi borcumuzun toplamı 40.300 TL idi. Yıl içinde her ay düzenli olarak ödemelerimizi yaptık ve borç bakiyemiz 11.400 TL azalarak 28.900 TL’ye düştü.

Altın

Önceki yazıyı okuyanlar hatırlayacaktır, düğünümüzde takılan altınların bir kısmını birikim hesabında takip ediyoruz. 2010 yılı süresince toplam birikimimiz içindeki payının yeterli olduğunu düşündüğümüz için herhangi bir alım satım işlemi yapmadık. Yani altın bizim için pasif bir yatırım olmuş oldu 2010’da. Tut ve unutYıl sonunda 70 TL ile değerlediğimizde ise 420 gr.’ı 29.400 TL olmaktadır.

Borsa

2009’da roket gibi yükselen borsayı sadece izliyordum. Henüz tecrübeli bir borsa yatırımcısı değildim (belki hala değilim) ama yükselişi kaçırmak güzel bir his değil. O yüzden 2010’da bir miktar TL bakiyesi oluştukça az da olsa girmeye başladım.

Eski göz ağrılarım Aselsan ve Bim yine beni cezbediyordu. Neden bu hisseler ilgimi çekiyordu derseniz kesinlikle istikrar ve potansiyel diyebilirim. Bim artık kendini ispatlamıştı ve gümbür gümbür perakende sektörünü sallıyordu. Artık bu kadar etkili olduğunu sanmıyorum. Fakat o yıllarda müthiş bir rüzgar yakalamıştı. Aselsan hakeza arkasındaki devlet gücü ve büyüyen savunma sanayi sektörünün amiral gemisiydi. Mesela TAI gibi diğer bir devin de borsada olmasını çok isterdim. Yıllardır halka açılması gündeme gelir, hatta bir dönem çok da yaklaşılmıştı, fakat bilmediğim gerekçelerle bu gerçekleşmedi.

2010’daki borsa yatırımlarımla ilgili çok az notum var. Hangi fiyattan kaç hisse aldığımı yazmamışım. Herhalde az miktarlarda olduğu için.

  • 19 Şubatta 5.010 TL tutarında ASELS,
  • 18 Martta   2.335 TL tutarında BIMAS,
  • 14 Mayısta 5.233 TL tutarında ASELS,
  • 2 Eylülde    3.442 TL tutarında BIMAS,

hissesi almışım. Hisselerin tamamını da ekim ayında aynı gün satmışım. Galiba hafta içi çarşı iznine çıktığım bir gündü 😀 Neden sattığımı tam olarak not almamışım, fakat yanlış hatırlamıyorsam asker arkadaşımın tavsiyesiydi. Maalesef hisse bazında ne kadar kâr ettiğimi bilmiyorum. Toplamda 16.020 TL maliyetim olan hisselerden çıktığımda ağırlıklı olarak Aselsan’dan olmak üzere %40 civarı bir kâr elde ederek 22.908 TL ile nakde geçmişim. Yüzde olarak çok güzel bir kâr, fakat dediğim gibi toplam birikim içinde ağırlığı az olduğu için katkısı çok değil. Ayrıca o dönem uzun vadeli yatırımcı kimliğini kazanamamış ve o hisseleri tutmak yerine satmanın sonuçlarını hesaplamalara doyamıyorum… (serinin ilk yazısında Aselsana yönelik bir hesaplamayı görebilirsiniz)

Türk Lirası

Yıl içinde tasarruflar, hisse alım satımı ile sürekli değişen miktarlarda TL mevduat tutmuşum. Zaten 2010’a mütevazi bir TL bakiyeyle girmiştik. Yıl içinde de genellikle borsada yaptığım alımlarla düşük seviyelerde kalmış. Yıl sonuna doğru borsadan çıkmamla birlikte sene sonunu 25.130 TL ile kapatmışım.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)

Daha önceki yazılarda da bahsetmiştim, 2006’da bir BES hesabı açmıştım. İşe başlayınca da artık %25’lik devlet katkısından faydalanmaya başlamıştım. Hem de bordrodan direk vergi matrahından düşüldüğü için nakit alıyorduk 🙂 Ne güzeldi! Artık o da BES’e yatıyor! 2008 ve 2009 yılsonu itibarıyla önemli bir tutara ulaşmadığı için bilançoya almamıştım. 2010’da tekrar ödeme yapmaya başladık. Mütevazı de olsa bir seviyeye gelmişti. Yılsonu itibarıyla 4.512 TL değere ulaşmıştı, tamamı devlet borçlanma araçları fonundaydı. (O zamanlar gerçekten bilinçli bir yatırımcı değilmişim, BES ve fonları hakkında bir yazı gelecek yakında, orada fon seçiminin öneminden bahsedeceğim)

Bilanço – 2010

Artık kısa veya uzun olması konusunda bir çaba sarfetmiyorum. Tek amacım var, o da açıklayıcı olması. Umarım başarılı olabiliyorumdur, yine de aklınıza takılan veya sormak istediklerinizi yorum bölümüne bırakın lütfen.

2010 yılını yaklaşık %50 tasarruf oranı (tam değeri bu yıl için bulamıyorum, kredi ödemeleri ve askerlik nedeniyle) kapatmışız. Yatırımlar konusunda daha karışık bir durum var:

  • En büyük varlığımız olan evimizin değeri 150.000 TL’den 160.000 TL’ye %7 artmış,
  • Altınlarımızın değeri 23.100 TL’den 29.400’ye %27 artmış,
  • Borsa yatırımlarımız 16.020 TL’den  22.908 TL’ye %43 artmış,
  • Toplam yatırım getirisi ise %12 olarak gerçekleşmiş.

Fakat toplam birikimimiz ise 79.027 TL’den 130.142 TL’ye %65 artmış. Bunun nedenlerini açıklamıyorum, çünkü dikkatli okuyucuların kendi kendilerine düşünerek önemli sonuçlar/dersler çıkaracağına eminim.

Son olarak dikkatinizi bir noktaya çekmek isterim, 4 yıllık dönemin sonunda birikimler 100.000 TL’yi ancak geçebildi! 4 yılda 100.000 TL’nin biraz üstünde olan varlıklar, sonraki 6 yıl içinde 1 milyon TL’yi geçiyor!!! Bunu hiç unutmayın: Birikimleriniz; sürecin ilk yılları kaplumbağa, sonraki yılları ise tavşan hızıyla artacak!

 

2010 – 31 Aralık itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Sonu Varlıklar  – 219.042 TL

  • 160.000 TL değerinde Ev
  •  29.400 TL değerinde Altın (420 gram)
  •  25.130 TL değerinde Türk Lirası Mevduat
  •    4.512 TL değerinde BES bakiyesi

Dönem Sonu Borçlar – 88.900 TL

  • 60.000 TL Babaya borç
  • 28.900 TL banka kredisi kalan bakiye

Dönem Sonu Net Birikim – 130.142 TL

 

Mr. Milyoner


Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 1
    Share

Previous

Bankaların Kârları Uçarken Personel Sayısı Düşüyor!

Next

Cep Telefonu Faturası Ne Kadar Olmalı?

19 Comments

  1. Onur

    Bu yazılarda tek eğreti duran konu BES oldu benim için. Sizin yatırım bilincinizde birinin BES’te olmasına çok şaşırdım. 🙂

    • Onur Bey bir gecede milyoner olmadım 🙂 yatırım bilinci, finansal okuryazarlık, hayatın/zamanın değeri bunlar bir gecede gelişen yetiler veya farkındalıklar değil. BES konusu da benim zaman içinde daha iyi algıladığım ve portfoyümde ne oranda tutacağım konusunda fikirlerimin netleştiği bir konu oldu. Örneğin 2010 yılında toplam birikim/varlığın sadece %3.5’u seviyesinde. Şu an çok daha az bir oranda mesela. Ayrıca %3.5 bile çok düşük bir oran. Eminim şaşırma katsayınızı düşürecek bir orandır 🙂

      Selamlar.

  2. ahmedican

    Serinin bu yazısı çok kısa geldi bana alışmışız uzun yazılarınıza 🙂 Yada ilk 3 serinizi aynı anda okumamdan kaynaklanıyor 🙂 Bu seri açıkcası çok bilgilendirmedi beni. Açım ben yaaa doyurmadı 🙂 Bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Şimdiden teşekkürler

    • Merhaba,

      İnanın daha yazacak çok askerlik anım vardı ama korktum 😀 Daha fazla ne okumak/görmek isterdiniz yazıda? Paylaşırsanız gerçekten faydalı olur benim için.

      • Ahmedican

        Yok askerlik anısından ziyade tasarrufla ilgili daha cok yaziyi tercih ederim 😂 yazilarinizi beğenerek okuyorum teşekkürler 😁

        • 😀 tabii ki, daha yakın yıllar için daha net tasarruf ve yatırım bilgileri olacak seride. ayrı tasarruf yazıları da çıkarabilirim umarım.

  3. Salvetius

    Hocam ben de sizden birkaç dönem önce Halat 8’de telsiz er olarak bulunmuştum :).

    Saygılar,

    • Merhaba,

      Aaa tesadüfe bak, umarım sen de rahat bir askerlik yapmışsındır. Belki duymuşsundur, eskiden Aziz Yıldırım’ın yeğeni gibi “torpillilerin” askerlik yaptığı bir yermiş 🙂 Eskiden belki daha rahattı. Yandaki meteorolojicilerle aranız nasıldı 😀 😀

  4. Madenci

    2010 yıllarında borsadan haberim yoktu. Eğer olsaydı bende belki milyoner olabilirdim. Tasarrufu ve yatırımı seviyorum. Ne yazıkki borsayla daha iki aydır tanışıyorum ve uzun vade yatırımcısı olma niyetindeyim. Yazılarınızı eksik etmeyin merakla bekliyorum 😊

    • Merhaba,

      Önemli olan geç olsa başlamak, sadece borsaya değil bütün yatırım fırsatlarına açık olun. Kendinizi tanıyarak hangi yatırım aracının size uygun olduğuna göre değerlendirmeye çalışın. Sırf başkaları yapıyor diye değil. Çünkü yatırım kişisel bir konu.

      İlginiz için teşekkürler.

  5. hayatta kimle karşılaşacağınız ne zaman karşılaşacağınız çok önemli. bilgiye ulaşmak çok önemli, dahası o bilgiyi en verimli nerede kullanabilirsiniz o daha çok önemli. sizden birkaç yıl önce aynı belki de daha önemli yerlerde olmama rağmen akılcı yatırımlara daha yeni başladım denilebilir.

    hiç detaya girmiyeyim, keşke yatırım araçları konusunda daha önceden detaylı araştırmalar yapsaydım ünideyken işletmeyi de okusaydım diyorum çok kez. bu arada dört yıl oldu halen getiri pek yok, mevcut getiri tasarrufla geliyor.

    dikkat edilmesi gereken nokta, çok borçlanmadan yapılmış bir düğün, iki kişi birlikte çalışma, ev kirası vermeden çok da uçuk olmayan fiyatlı bir eve sahip olma, kredinin önemli bölümünü sıfır faizle babadan çekme, mevcut borçlarını kapatma gibi basit görünen ama oldukça etkili yöntemler kullanma gibi görüyorum. bir de mali kayıt tutma ve neyi neden yaptığını bilme önemli.

    çocukla ilgili harcama konuları, okul, kreş, bakıcı vs. onları da unutmayın. bu arada rahat askerlik konusuna katılmıyorum, kızların bir kere evleniyorum o yüzden düğünde her şeyi isterim mantığı gibi askerliği de bir kere yapıyorsunuz, eğitimlerin, nöbetlerin olması güzeldir, tadını çıkarmak lazım derim. rahatınızı bozun, sporu, eğitimi mutlaka yapın.

    • Merhaba Sinyor,

      Elinize sağlık, aslında güzel bir özet çıkarmışsınız. Yatırım konusunda hazır olmak lazım, birçok güzel fırsat yakalanacağı gibi kötü kararlar da alınacak. Koca koca ekonomistler bile bizden farklı değil. Ama ben şuna inanıyorum temelde: Hiçbir etkimin olmadığı finansal piyasalara odaklanmak yerine, kendi gelir ve giderime yani bütçeme odaklanmayı seçtim her zaman. Özellikle birikimin düşük olduğu seviyelerde %100 bile kar etseniz anaparanız düşük olduğundan etkisi az olacak. Ama tasarrufla kenara koyduğunuz yüzdesel olarak daha büyük artışlar yaratacak.

      Aslında işi özü hep şu, çevremdekilerde de artık sosyal medyada da görüyorum: kimse fedakarlık ederek kazanmak istemiyor. “Öğrenmek çabalamak, harcamalardan kısmak çok itici ve gereksiz! Biri bana bir yatırım fırsatı söylesin, bir koyayım üç kazanayım! Olmazsa da kendimden başka herkesi suçlarım, hiç de sorumluluk hissetmem!” Bu düşünce yapısını kırmadan zor…

  6. dyv

    Devam devam! Yorumlarda itiraf etmişsiniz: Çok sınırlamışsınız kendinizi korkudan. Ben de daha iyi bir yatırımcı olma peşindeyim ama ben de doymuş hissetmiyorum. Niye biliyor musunuz? Çünkü eski yazılar gibi “alıp götüren” bir hikaye yok! Bundan sonra “korktuğunuzda” aklınıza getirin lütfen; biz okuyucuyuz; doyurucu bir hikaye okumak, okurken öğrenmek istiyoruz. Yoksa korkak yanınızın “1 senede birikimlerde % 65(!!!) artış olmuş diyorum, bir de dikkat çekiyorum hala doymadııklarını söylüyorlar” minvalinde isyan etmesi gerekirdi! Hep söyledim; yine söylüyorum: Yazarken Mr. Milyoner olun; olmanızı istediğimizi zannetiğiniz kişi değil; içinden geldiği gibi kendini ifade eden yazarlığa evrilme yolunda bir blogger…Selamlar, saygılar.

    • Aslında bu FIRE veya bireysel finans konularında yurtdışında takip harika bloglar var. Dikkatimi çeken, en kaliteli yazılar finansal özgürlüğe ulaşıp gönüllü emekli hayatı yaşayanlardan geliyor. Çünkü gerçekten bol vakitleri var, yazılara ve bloga ayırdıkları kaliteli zaman. Ben her şeyden artırıp buraya bakıyorum, iş – aile. Kafamda biriken o kadar çok yazı konusu oldu ki, bir an önce seriyi tamamlayıp onlara geçmek istiyorum bilinçaltımda herhalde. Bu da serinin kalitesini düşürüyor olabilir. Dediğim gibi keşke vakit konusunda daha cömert olabilsem.

      Ekstra bir fikir olarak, bloga yazar almayı düşünüyorum. Kalemi kuvvetli ve blogun düşünce yapısında bir altyapısı olup faydalı yazılar ortaya koyabilecek. Sanırım yakında öyle birini bulabilirim. Bu da bloga pozitif katkı sağlar, çok seslilik de getirir. Umarım momentumu kaybetmem, arada tökezlesem bile sizlerin yapıcı eleştirileri ve önerileriyle ayakta kalırız 🙂

      Teşekkürler.

  7. Tutumlu

    Ben 34 yaşındayım bekarım ailemle yaşadığımdan dolayı kira..vs derdim yok.Her yıl ortalama %25-30 değerlenen 275 bin tl değerinde arsam mevcut.Talihsizlikler sonucu her seferinde yeniden birikim yapmaya başladığımdan dolayı 24 bin tl’lik birikimim var 44 bin tl olmuştu bitcoinden düştüğü için çekmiyorum hala bekliyorum.Çalışmadığımdan dolayı Aylık 1000 tl gelirim var giderim yok dencek kadar az bazı aylar hiç giderim olmuyor kalan parayı atıyorum.Birikimlerimi arttırabilmek için maaşlı bi işe girmeye karar verdim yatırım ve finans dünyasını yıllardır takip ediyorum siz başarmış biri olarak sizce ben yolun neresindeyim ? Çoğu kişi bırak bu işleri yaşın filan geçti hayatını yaşa diyor ama ben vazgeçip caymıyorum yıllardır istikrarlı bi şekilde ilerliyorum.Kişisel emekliğe ulaşmış olanlara bakınca Kaç yılım kaldı bilmiyorum kafadan 8-10 yıl sürüyor bu işler.

    • Merhaba,

      Evet bizim gibi geliri kısıtlı olan kişilerde finansal özgürlüğe ulaşmak uzun zaman alıyor. Hayatını yaşamak kavramı kişiden kişiye değişir, eğer lüks yaşamaksa tabi edilen birçok insan bundan zevk alabilir. Ama kendi adıma benim hayatını yaşamaktan anladığım o tip şeyler değil.

      Çalışmanızı tavsiye ederim, çünkü şu anki geliriniz düşük. Bunu artırmış ve hedefinize ulaşmanızı çabuklaştırabilirsiniz. Ayrıca arsa gibi likit olmayan varlıklar size ilerde düzenli nakit akışı sağlamaz. Birikiminizin bir kısmını size nakit sağlayacak şekilde düzenlemek gerek.

      Kolay gelsinn

      • Tutumlu

        Evet malesef arsa nakit akışı sağlamıyor bu durum sinirimi çok bozuyor babadan kaldı 35 yılı geçmiştir hala satmıyorum biraz daha bekliyorum.Ben hayatım boyunca hiç çalışmadım hayatımı yaşadım şimdi sıkıldım hem oyalanmak için hemde birikim yapmak için çalışmak istiyorum.Sizin gibi çoğu insanın hayali çalışmadan yaşamak ama bi saatten sonra inanın oda çok sıkıyor.Asıl önemli olan zorla kendini perişan ede ede para için çalışmamak yani muhtaç olmak için çalışmamak olmalı.Sizde zaten bu fikirdesiniz belli.Yapanada saygı duyarım tercih meselesidir.Beni tanıyan herkes gir bi işe çalış oğlum diyip duruyor 😀 Maaş miktarımda çok az nereye kadar böyle gidecek sonuçta.Benim öyle lüx zevklerim yok beni mutlu eden bi kaç şeyi sürekli sağlamam yeterli.Teşekkürler.

  8. Chaos

    Selam Mr Milyoner,
    2015 yilindan bu yana benimde BES hesabim var. Her ay maaşımdan cüzzi bir miktar otomatik olarak kesiliyor. Ara sıra hesabıma bakınca azda olsa orada para birikiyor olması ve alternatif bir yatırım aracı olarak memnun ediyor idi. Fakat anladigim kadarıyla siz BES için pek de olumlu düşünmüyorsunuz.
    Ayrıca fon seçiminden bahsetmişsiniz bu konuda da bilgim yok. BES hakkında daha fazla bilgi paylaşımında bulunursanız sevinirim.
    Yazılarınızı severek takip ediyorum. Blog a yeni yazarlar düşünmeniz bile bu işi sürdürülebilir kılmak için yapılmış olumlu adımlar olarak görüyorum. Umarım herşey gönlünüzce olur.

    • Merhaba,

      BES konusunda eskiyim, 11 yıldır hesabım var. Özellikle ilk yıllar kendi yanlış fon seçimlerim ve sonrasında da komisyonlar sebebiyle beklediğimin altında getiri görüyorum. BES’le ilgili bir yazıya başladım aslında, fakat araya başka yazılar girdi. Onu da ilk fırsatta bitireceğim umarım.

      İlginiz ve nazik sözleriniz için de teşekkür ederim. Umarım herşey sizin gönlünüzden geçenden daha da iyi olur 😀

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: