Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

“Nasıl Milyoner Oldu?” Serisi – 2 – A New Hope: 2008

Blog kurup yazılar yazma fikri belki herkesin aklından geçiyordur. Anlatacak şeyleri olanlar düşüncelerini önce çevresine, yetmeyince de herkese aktarmak isteyebiliyor. Blog, bunun için kolay ve hesaplı bir yol, bir alan adı almak şu an 5 TL, sitenizin bilgilerini saklayacak bir hosting maliyeti de yıllık 40 TL!

Ama para konuları hassas… Fikrimi paylaştığım birçok arkadaşım; “anlatma nazar değer!”, “bereketi kaçar!”, “ne gereği var!” diye konuya sıcak yaklaşmadı.. İnsanımız, ailesinden bile parasını, varlığını gizleme ihtiyacı hissediyor… Karısından bile aldığı maaşı ve bankadaki parasını gizleyenleri biliyorum…

Ben de çıkmış, burada mal varlığımı, maaşımı, tasarruflarımı, yatırımlarımı her şeyi detaylarıyla anlatıyorum. Neden yapıyorum sizce???


Bu yazı 11 parçadan oluşan serinin ikincisi. Her yazıda farklı bir yılı kapsayarak ilerliyorum. Belki ilerde yatırım çeşidi bazlı, çalıştığım şirket sırası gibi farklı perspektiflerle de bakabiliriz.. Serinin ilerleyişi şu şekilde:

İlk yazıyı 11 Ocakta yayınlamıştım, yukarıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Araya sömestr sebebiyle bir haftalık tatil girdi, bu yazıya yeteri kadar zaman ayıramadım. Üstünkörü de çıkarmak istemedim, biraz geç oldu ama kusuruma bakmayın.


A New Hope – Yeni Bir Umut

Star Wars hayranları için tanıdık gelecektir başlık, 1977’deki ilk filmden. Bazen twitter’da da filmdeki kült ifadelerden alıntılar yapıyorum. Herhalde sevmeyenimiz yoktur! Hatta bu yazı için özel bir video da hazırladım:

(Siz de kendiniz için benzer bir Star Wars kayan yazı videosu hazırlayabilirsiniz, nasıl olduğunu ayrı bir yazıda paylaşacağım)

Güzel Günler

Dünya zor bir yer; savaşlar, açlık, ırkçılık, afetler… Ms. Milyoner biraz konudan bahsetmişti:

Dünya bugün bir sürü kötülük barındırıyor. İnsanın haberleri izlemeye yüreğinin dayanmadığı, yaşanan onca acıyı artık duygu dünyalarının kaldıramadığı, çoğu zaman da bu yüzden olan biteni düşünmemeye çalıştığımız bir yer dünya bugün. Yemen’deki, Suriye’deki, Myanmar’daki çocuklara mı yanalım? Sokak ortasında vurulan, dövülen kadınlarımıza yoksa çocuk gelinlere mı yanalım? İşkence edilen, canları yok sayılıp katledilen, nesli tükenen hayvanlara mı yanalım? Üç beş kuruş para kazanmak için talan edilen ormanlara, kalitesiz ve denetimsiz sanayinin zehirlediği atmosferimize mi yanalım?

“Güzel Çocuklarla Güzelleşecek Dünya” Yazısı

Ms. Milyoner

İçinizi karartmak istemeyiz, sadece bu kadar kötü şeylere rağmen yaşamak yine de güzel ve UMUT: İşte bütün kötülüklerle savaşmak için tek enerjimiz. Geleceğin bize daha güzel günler getireceği beklentisidir, Umut. Güzel günler göreceğiz çocuklar demek isteriz hepimiz.

Belki “hayat sana güzel Mr. Milyoner” diyenler var şimdi. Evet hayat bana güzel, ama işte size de bugün veya yarın güzel olmasın mı? Neden yazıyorum ben???

Uzun Giriş

Bazen lafı uzatabiliyorum, konuşurken hep yapıyorum.. Galiba yazıya da sirayet ediyor. Serinin ilk yazısı 2500 kelimeydi (Word’de 22 sayfa oluyor!). Bu sefer o kadar vaktinizi almayacağım, ama umut kavramı 2008’de benim için çok önemliydi. Başlıyoruz:

Açılış Bakiyesi

2008 – 1 Ocak itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Başı Varlıklar

  • 18.000 TL değerinde ASELS ve BİM hisseleri (Yaklaşık Maliyeti: 11.000 TL )
  • 11.000 TL değerinde Türk Lirası Mevduat (Yaklaşık)

Dönem Başı Borçlar

  • Yoktur.

Finansal olarak 2007 yılı sonunda yukarıda gördüğünüz şekilde bitirip 2008’e aktardım. Bu tutarın neredeyse tamamı ünivesite ve öncesi dönemde elde ettiklerim. Her ne kadar 4 aydır çalışıyor idiysem de, yeni işe başlayan her gencin para harcama hevesine sahiptim 😀 “Borç İçinde Yaşamak mı, Finansal Özgürlük mü?” yazımda bir görsel paylaşmıştım:

“Sefil öğrenci evinden güzel bir sitedeki rezidansa taşınmalar, akbili bir kenara fırlatıp taksi konforuna yükseliş, hatta hep hayali kurulan spor bir araba, yüksek limitli bir kredi kartı, Lc Waikiki t-shirtten Hugo Boss takım elbiseye geçiş… Sınıf atladık be!”

Borç İçinde Yaşamak mı, Finansal Özgürlük mü? yazısından

Ben o kadar savrulmamıştım, ama büyük ikramiyeyi kazanan adam gibi değil de kazı-kazandan 10.000 TL çıkmış gibi müsriflik yaptığım doğrudur 🙂 2008’e girerken tekrar kendime gelmeye başlamıştım yalnız. Henüz sistemi sorgulama gibi aşamalara geçmemiştim tabi, ama parayı kazanırken ne kadar yorulduğumu biliyordum. Dededen kalma tarlayı satıp pavyonda bir gecede yiyen bir bünye yoktu sonuçta!

Ne Mirasyedi ne Varyemez! Hayatımızda denge!

Mr. Milyoner

Çalışma Hayatı

Öğrenciyken dersler, finaller, ödevler vs. derken bunaldığınızı düşünüyorsanız, iş hayatına atılmayı bekleyin. Exceller, raporlar, bilgi notları ve patron! Bunlar sizi daha da bunaltacak! Çalışmak, üretmek tabi ki önemli, hayatımızı kazanmak ve yaşarken kendinize, çevrenize ve dünyaya değer katabilmek. Bunları yapmak güzel ama her sabah aynı saatte erkenden kalkıp geç saatlere koşturmak da kolay değil. Özellikle emeklerinizin karşılığını tam olarak alamadığınız zamanlarda daha da bunaltıcı olabiliyor.

İş – Hayat Dengesi

Zaman

2007’de üniversiteden mezun olduktan 3 ay sonra çalışmaya başladım. İlk farkettiğim şey zamanın çok daha hızlı akmaya başladığı olmuştu. Öğrenciyken derslerle uğraşsam bile sosyal hayatım çok daha aktifti. Sportif ve kültürel faaliyetlere ayırabileceğim, hatta boş geçirebileceğim bile bol bol zamanım vardı. Fakat çalışmaya başladıktan sonra saatler-günler hızla akıyordu. Kendime ayırabildiğim vakit o kadar kısıtlıydı ki..

Salvador Dali’nin The Persistence of Memory tablosu

Tamam çalışmak için işverene verdiğimiz saatler/günler ve emeğimiz karşılığında bir ücret alıyoruz. Ama hayatımızın en verimli ve enerji dolu zamanları da bu süreçte akıp gidiyor. Şu an 10 yıldır çalışıyorum ve bu süre zarfında 4 yıl üniversite hayatımdaki kadar kendime zaman ayıramamışımdır.

Mekan

Zaman darlığı dışında mekan olarak da kısıtlı bir alana girdiğimi hissediyordum. Yine öğrenciyken daha özgürdüm, sömestr tatili, yaz tatili, kafa tatili 🙂 Ama ilk işe başladığımda yıllık iznim 14 gündü. İki hafta! Tamam haftasonları da var ama yaşadığınız yerden farklı bir yere gitmek için yeterli bir süre değil.

Belki gezmeyi çok sevmeyenler için sorun teşkil eden bir konu değildir, ama ben farklı yerler görmekten zevk alıyorum. Atalarımız boşuna dememiş tebdili mekanda ferahlık vardır diye. Fakat ben İstanbul içinde bile farklı yerlere gidecek zamanı ve imkanı bulamıyordum. Belki de benim ilk işim yoğundu sizlere göre…

Tasarruf ve Yatırımlar

Bu sefer felsefe kısmını kısa kesiyorum, rakamlara geçelim artık. Üniversitede çeşitli kanallardan gelirim vardı, iş hayatına başlayınca sadece maaş ve yatırım getirilerim kalmıştı. Zaten okuyanlar hatırlar Milyoner Olmak için Yapmanız Gereken İki Temel Şey‘in tasarruf ve yatırım olduğunu söylemiştim.

Maaştan Tasarruf

Tasarruf vs. Yatırım

Birikim yapmaya yeni başlayanların anaparası henüz az olduğu için ilk hedef yüksek getiri oranı oluyor. Çünkü elinde 5.000 TL var, ama tabi bunu 1.000.000 TL yapmak istiyor. Gidecek çok uzun bir yol var gibi gelir insana! Ben de farklı değildim, ilk başlarda bir koyup üç alma içgüdüsüyle düşünülmeden risk alma isteği ağır basıyor. Ama bir örnekle, yeni başlayanlar için riskli yatırım yerine tasarrufun gücünü ispatlayalım:

 Jr. Yatırımcı’nın 5.000 TL’si var, riskli bir yatırıma girip yılın sonunda %50 kazanıyor: Anaparası da 7.500 TL’ye ulaşıyor.

Jr. Kanaatkar’ın de 5.000 TL’si var, o sadece her ay maaşından 300 TL tasarruf ediyor. Anaparası da 8.600 TL oluyor. 

Jr.Kanaatkar’ın birikiminin artış yüzdesi %72, riske giren Jr. Yatırımcı’nın ise %50. Ama ben tasarruf etmek istemiyorum, sadece kâr etmek ve kısa yoldan zengin olmak istiyorum diyorsanız: Bu Blog size göre bir yer değil demektir! Çünkü uzun vadede riskli bazı yatırımlardan kâr ederken, bazılarından da zarar edeceksiniz. Fakat sizi hiç yarı yolda bırakmayacak olan TASARRUFtur.

Tasarruf Edin!

2008 Tasarruf Tutarı ve Oranım

Ben tasarrufun önemini henüz 2008’de tam olarak idrak edememiştim. Ama zararın neresinden dönersek kârdır. Siz eğer yeni başladıysanız, ilk odaklanacağınız yer harcamalarınız ve tasarruflarınız olsun lütfen. (Şu yazıyı okuyabilirsiniz ilk olarak)

Serinin ilk yazısında bahsetmiştim, ilk maaşım 1.650 TL idi. 2008 yılında ağustos ayına kadar da aynı kaldı. Ağustos ayından sonra 2.200 oldu (İş değişikliğinden bahsedeceğim). Defterimde aldığım notlarda gördüğüm, çok stabil bir tasarruf oranım olmadığı oldu. Tatil gibi dönemsel harcamalardan dolayı bazı aylar hiç tasarruf edememişim. Ay bazında değil yılsonu toplam tasarruf ve oranını yazacağım (yakın yıllar için notlarım daha detaylı olacağından ay bazında görebiliriz):

  • 2008 boyunca aldığım toplam maaş 21.423 TL imiş (lanet olası vergi dilimi artışlarından dolayı tabi elime geçen 1.650*7+1800*5=22.550 TL’den az!!) Nasıl bu kadar eminsen derseniz E-Devlet SGK Hizmet Dökümü sağolsun, kontrol ettim.
  • Bu 21.423 TL’nin 17.567 TL’sini harcamışım. 3.856 TL’sini, yani yaklaşık %18’ini tasarruf etmişim. (Bazılarınız için bu yüksek bir oran gibi gelebilir, ama benim için çok düşük, serinin ilerleyen yıllarında göreceksiniz %60’ı bulan yıllar olacak! – Ama hiçbir zaman yıllık %60 kâr ettiğimi göremeyeceksiniz..)

Yatırımlar

2008’e girerken bütün dünya gibi yaklaşan küresel krizin etkilerini hissediyorduk. Daha önceki krizlerin bir kısmı tamamen bizimle alakalıydı ama bu sefer ki daha çok dış etkenlerden oluşuyordu.

Ülkemizdeki sermaye yatırımlarının büyük bölümü yurtdışı yatırımcılar tarafından yapılıyor. Doğal olarak da piyasa hareketlerinin önemli bir kısmını onlar yönlendiriyor. Bu nedenle lütfen yurtdışı piyasaları, yayınları, gazeteleri, ekonomist ve piyasa yapıcıları takip edin! İngilizce bilmiyorsanız da onlardan gelen bilgileri türkçeleştiren kişi ve yayınları takip edin! Ben de öyle yaptım, hala da artan oranda takip ediyorum.

Borsa

Dönem başı bilançoda gördüğünüz üzere 2008’e girerken elimde Aselsan ve Bim hisseleri vardı. Borsayı henüz yeni öğreniyordum, daha çok kendimi geliştirmeye çalıştığım bir dönem olmuştur. (Eğer aranızda henüz başlamamış olanlar varsa Yeni Başlayanlar için Borsa Rehberi‘ne göz atabilir.)

Aselsan

2007 yılının boyuncaki hareketsizliği ve özellikle yılsonundaki aşağı yönlü hareketinden dolayı Aselsan hisselerinden memnun değildim. Tabii daha henüz sabırlı bir yatırımcı da değilim 😀 2008’e girerken Aselsan hisselerimi satmaya karar verdim, notlarıma göre 2 Ocak’ta hisselerimi 7.243 TL’ye satmışım (yalnız, notlarımda fiyat ve lot bilgisini göremedim, sadece toplam tutarı bulabildim)

BİM

Portfoyümde olan bir diğer hisse olan BİM, Aselsan’a göre daha iyi prim yapmıştı. Ayrıca o dönem çok hızlı büyüme gösteriyordu mağaza sayısı. Çok da bilinçli şekilde incelediğimi söyleyemeyeceğim ama onu 30 Haziran’a kadar tutmuşum. 30 Haziran’da 15.917 TL’ye satmışım. Yine lot ve fiyat bilgisi yok elimde. Böylece elimde hiç hisse kalmamıştı.

Hisse seçimlerinde Aselsan’dan olmasa da BİM’den iyi verim almıştım. Dönem başında 18.000 TL olan hisse portfoyümün realizasyonu 23.160 TL olarak gerçekleşmiş.

Dolar

Amerikan Doları’nın performansı 2003-2007 arası çok kötüydü; 2003 yılı Ocak ayında 1,66 TL olan dolar, 2007 sonunda 1,17 TL idi. Bırakın reel artışı, nominal olarak bile %30 düşmüştü. Artık bir çok kişi dolar 1 TL olacak diye göbek atma noktasına gelmişti. Benim de bir huyum vardır çok kuşkucuyum, sadece meslek hastalığı değil, karakter de etkili belki.

Kendi adıma çok emin olmayarak, sattığım Aselsan hisseleri ve bir miktar daha TL mevduattan ekleyerek 1,175 USD/TL kurundan 7 Ocak’ta 12.000 USD (14.100 TL karşılığı) almışım. Hatta birkaç gün içinde 1,155 seviyelerine düştüğünde de ciddi moralim bozulmuştu…

Ayrıca BİM hisseleri satışından sonra 10 Temmuz’da 1,225 USD/TL kurundan 9.000 USD (11.025 TL karşılığı) daha almışım.

Dolar kararım 2008 sonu için gayet başarılı olmuştu. Tabi o kadar artacağını bilsem bütün paramla alırdım 😀 Ama her ne kadar haberleri izleyip takip etmeye çalışsanız da, tepeden satıp dipten almak her zaman nasip olmuyor. Ya da sermayenin tamamıyla alma cesareti gösteremiyoruz. Gerçi portfoyümü elimden geldiğince dağıtmaya çalıştığım için ALL-IN hiçbir zaman girmiyorum.

2008 sonunda 21.000 USD olan dolar mevduatımın (vadesiz hesapta tutmuşum niyeyse!) değeri 1,515 USD/TL kurundan 31.815 TL olmuş.

Altın

Evet annemin sözünü nadir dinlediğim konulardan biri olabilir. İşe başladığımdan beri sürekli “oğlum her maaşından altın al kenara koy” derdi. Bir süre de aslında dinlememiştim 🙂 Ama yıl içinde belirli aralıklarda bankadan gram altın almışım. Her ay ne kadar olmuş alımlar maalesef not etmemişim. Fakat yıl sonunda maliyetini bilmediğim 82 gram altınım varmış. Yılsonu değeri de 3.403 TL olarak not almışım.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)

Daha önceki yazıda bahsetmiştim, 2006’da bir BES hesabı açmıştım. İşe başlayınca artık %25’lik devlet katkısından faydalanmaya başlamıştım. Hem de bordrodan direk vergi matrahından düşüldüğü için nakit alıyorduk 🙂 Ne güzeldi! Artık o da BES’e yatıyor! Henüz 2008 yılsonu itibarıyla önemli bir tutara ulaşmadığı için bu yazıda yok sayıyorum.

Türk Lirası

Yıl içinde tasarruflar, hisse satışı ile artsa da dolar ve altın alımlarıyla TL mevduatım genellikle azalma eğilimde olmuş. Yıl sonunda yine vadesiz hesapta 7.495 TL ile kapatmışım.

İstanbul

Ülkemizin ekonomik ve sosyal merkezi, birçok yeni mezun iş bulabilme umuduyla oraya gidiyoruz. Ben de öyle yapmıştım. 2008’e girerken yaklaşık 4 aydır İstanbul’da yaşıyordum. Benim için yeni bir deneyimdi, bu yazıyı okuyanların büyük bir kısmı sanırım İstanbul’da yaşıyordur (Genel olarak Blog okuyucularının %38’i İstanbul’daki IP’lerden geliyor). Bir kısmı da orada yaşamak istiyordur.

Hem güzel hem zor

Gülü Seven Dikenine Katlanır!

İstanbul çok güzel, sadece ülkemiz için değil dünya çapında yeri özel. Ama ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca! Niye böyle dedim derseniz; İstanbul güzel ama göremiyordum… Evet, sabah işe gidip çok yoğun çalışıyordum, ortalama işten çıkış saatim 10’du. Birçok haftasonu da çalışıyordum. Ayda bir kez boğazı görsem kendimi şanslı hissediyordum!

Hala sık sık gitmeye çalışırım her fırsatta. Tarihi, mimarisi, doğal güzellikleri ile gezmek, tatil yapmak için nefis bir yer. Ama yaşamak için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim maalesef, İstanbullu arkadaşlar/okuyucular kusura bakmasın… Pahalı, çok kalabalık, trafik…

Seven her şeye katlanır, ama ben o kadar da sevmemiştim… Ayrıca gönlüm de başka bir yerdeydi!

Sevmek ya da Sevmemek, İşte Bütün Mesele Bu!

Hepimizin hayattan beklentileri farklı. Ama en sert kalplimizin bile aradığı ve ihtiyacı olan şey: Sevmek ve de Sevilmek. Hayatınızda arayıp da bulamadığınız ‘anlam’ varsa, henüz bu lezzeti tatmamışsınız demektir. Sevenler ve sevilenler beni anlayacaktır. Diğerleriniz de bence boş durmayın 🙂

Serinin ilk yazısında bahsetmiştim Ms. Milyoner’den. İstanbul’a gitmiştim fakat aklım ve gönlüm onda kalmıştı. Tabi O’nun için aynı şeyler geçerli değildi. Ama belki kader, belki de şans nasıl oldu gerçekten bilmiyorum ikna ettim O’nu!

İşte Umut dedim ya, sakın bırakmayın umut etmeyi! Sevginizin, aşkınızın ve diğer tutkularınızın peşini bırakmayın. Eğer emek verirseniz ve şansınız da yaver giderse istediğinizi elde edersiniz.

İş Değişikliği

Ms. Milyoner Ankara’da çalışıyordu, konuştuk ve ikimiz için de en doğru tercihin Ankara olduğuna karar verdik. Ben de alternatifler arasından en uygun olanı araştırdım bir süre ve başka bir şirket bularak Ankara ofislerine Ağustos ayı itibarıyla geçtim.

Hayatta aldığımız bütün kararlar bizi başka seçeneklerden vazgeçmeye götürür. Her tercih bir vazgeçiştir. İktisadın da en temel kurallarından biri olan Fırsat Maliyeti (opportunity cost) burada devreye girer. Finansal ve ekonomik kararlarımızda hesaplaması kolaydır; fakat özellikle duygu, insanlar, uzun vade gibi faktörlerin değişken olarak yer aldığı denklem ve kararlarımızda hesaplaması imkansıza yakındır.

Karar vermek ve Fırsat Maliyeti

Mesela yapacağınız iş değişikliğinin uzun vadede getiri ve götürülerini hesaplamak ve tahmin etmek çok zor. Tercih ettiğiniz bir firma yerine başka bir yerde çalışmaya karar verseydiniz, kariyeriniz nasıl ilerlerdi diye modellemek pek tutarlı olmayacaktır. Ben İstanbul’dan ayrılma kararımla belki çok farklı kariyer fırsatlarını teptim, belki de çetin iş hayatının en zorlusunu yaşayıp iyice bunalacaktım, kim bilir? Aradan geçen 10 yıla rağmen hala cevap veremiyorum!

Bilanço – 2008

Yine çok uzattım! Yazması da uzun sürdü, herhalde okumanız da öyle. Kusura bakmayın, nerelerden kırpsam diye cidden zaman harcadım! Ama bu kadar oldu… Umarım açıklayıcı gidiyordur, yine aklınıza takılan veya sormak istediklerinizi yorum bölümüne bırakın lütfen.

2008 Yılını %18 tasarruf oranı ve yaklaşık %29 getiri oranıyla kapatmışım. Bu yıl benim için en az tasarruf ettiğim ve en yüksek ortalama getiri elde ettiğim yıl olabilir. Mr. Milyoner’im diyorum ama sanmayın ki yatırımlarımdan bir koyup üç alıyorum. Ben de normal bir küçük yatırımcıyım, 2008’de iyi getiriler elde ettim ama sonraki yıllarda çok yanlışlar da yaptım, fırsatları da kaçırdım. Enflasyondan bile daha az getiri elde ettiğim yıllar oldu. Ama sabrettim, kanaati ve tasarrufu hiç bırakmadım. Umarım siz de öyle yapıyorsunuz ve yapmaya devam edeceksiniz!

Okuyucularımızdan nice milyonerler çıkaracağız umarım!

 

2008 – 31 Aralık itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Sonu Varlıklar  – 42.713 TL

  • 31.815 TL değerinde Dolar (21.000 USD)
  •  3.403 TL değerinde Gram Altın (82 gram)
  •  7.495 TL değerinde Türk Lirası Mevduat

Dönem Sonu Borçlar

  • Yoktur.

 

Mr. Milyoner


Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

Beğendiysen paylaş lütfen!

Previous

Yatırım Araçları Getiri Karşılaştırması 2003-2017

Next

Hayat Nasıl Gidiyor?

27 Comments

  1. mehmet

    yillardir cevabini bulamadigim soru. nasil zengin olurum?, yazilarinizi samimi buluyorum. takibe devam.

  2. zaire cumhurbaşkanı

    ilk yorumları yazmak da hep bana kısmet oluyor 🙂

    istanbul’da devam ettiğinizi düşünmüştüm ankara’da olduğunuzu öğrenmek şaşırttı, yaşadığımız şehrin yaptığımız tasarruflara yadsınamaz bir etkisi var. ben iş gereği doğuda olmasam sanmıyorum ki şimdi gibi birikim yapabilirdim.. yine de nezih sosyal hayatı ve kültürlü insanlarıyla, daha rahat trafiği ve devlet tiyatrosunun başkentiyle ankaramız başkadır.

    sanırım öğrenciliğinizden ya da mesleğinizden gelme bir alışkanlık olarak, not etme ve saklama alışkanlığınız ne güzel, bunun da yadsınamaz bir etkisi olsa gerek iyi bir yatırımcı olmanın. önceki bölümü tekrar okudum, ilk iki hisseniz aselsan ve bim’i çok bilmeden aldığınızı söylemişsiniz ama özellikle bu ikisi olmasının sebeplerine değinmemişsiniz. düz olarak gelişme potansiyeli olarak yorumluyorum ama tavsiye ya da grafik analiiziyle trend vs faktörleri etkili oldu mu, kısaca değinebilirseniz iyi olur diye düşünüyorum.

    star wars hayranı değilim ama popüler kültür öğelerine gönderme yapmanız, 90larda büyümekle ilgili çoğumuzun ortak ritüellerine (annenizin altın al tavsiyesi gibi) değinmeniz çok hoş. tevazu, görgü gibi şeyler parayla ters orantılı olduğundan yüksekten bakmayan bu uslûbu seviyorum.

    naçizane, hâlâ çok uzun tutulduğunu düşünüyorum bu serinin 🙂 sanırım ben artık sizi milyonerliğe ulaşma hikayesini anlatacak biri olarak değil; yatırım araçları ve başka bir sürü şey hakkında bilgi sahibi olacağım güzel bir kaynak olarak görüyorum. bu yüzden diğer yazılardan daha çok keyif alıyorum ve onları bekliyorum.

    emekleriniz için teşekkürler, selamlar

    • Merhaba,

      Maalesef çok küçük bir farkla ilk yorumu kaptırmışsınız! İlk yorum hemen yayınlanmayınca görememişsinizdir.

      Eşim Ms. Milyoner sayesinde Ankaralı oldum, yoksa %99 ihtimal hala İstanbul’daydım. Ama her zaman söylerim beni hanım milyoner yaptı diye 🙂 yoksa İstanbul gerçekten orta direk için pahalı bir yer..

      Yalnız not alma alışkanlığımın sebebi ikisi de değil! Aşırı derecede unutkanlıktan 😀 😀 Ayrıca bu akıllı telefonlarla birlikte çok fazla bilgi bombardımanına da tutuluyoruz. Beynimiz artık çok zorlanıyor, en azından ben öyle hissediyorum. Not almazsam ben biterim 🙂

      Hisse seçimi gerçekten de tesadüf, ne trendi ne grafik analizi o dönemler bunlardan haberim bile yoktu 🙂 BİM’i gazetede gördüğüm; alman ALDİ formatından kopya haberinden dolayı almıştım (almanlar yaptıysa iyidir diye 🙂 ) ASELSAN da bir arkadaşa borsada hisse alacağım dediğimde tavsiye etmişti. o dönemler yatırımın Y’sinden haberim yoktu…

      90lar hala nostaljiyle burnumda tüten bir dönem, nerede 90larla ilgili bir hatıra görsem incelerim. 2007 ve öncesini anlattığım yazı zaten onlarla dolu.. aslında inanır mısınız blogun ismini son anda değiştirdim! orjinalinde mr. kanaatkar olacaktı! ama eski türkçe kelime, özellikle gençlere soğuk gelir fln diye düşünürken şimdi tam zıttı bir algı çağrıştıran bir isimle yazıyorum 😀 birçok okuyucu hala lüks yaşam, kolay para kazanma ile ilgili sanıyor/sanacak diye de korkuyorum..

      seri birçok kişinin detayları sormasıyla çıktı ortaya, benim gevezeliğimle de bu kadar uzun bir formata büründü 🙂 belki sonraki yazıları daha kısa tutarım, söz veremiyorum 😀 şaka bir yana, bu seri bitince zaten dediğiniz gibi artık geçmişi açıklamış olacağım ve hep günümüz/gelecek hakkında yazılar olacak. bunların da önemli bir kısmı tabii ki yatırımla ilgili olacaktır. keşke daha fazla boş zaman bulabilsem de her gün bir yazı çıkarabilsem..

      çok teşekkür ederim, geçen sefer de çok faydalanmıştım yorum ve görüşlerinizden, şimdi de mutlu oldum. umarım sürekli bu karşılıklı iletişimi devam ettiririz. hatta kafamda yeni projeler de var, bir podcast üzerinden soru cevap sohbeti, belki ilerde sizler gibi ilgilenen sıkı okuyucularla birlikte çay muhabbetleri olabilir.. önerilere de açığım..

      görüşmek üzere!

  3. Mustafa

    Merhaba Mr Milyoner,
    Ufak bit düzeltme yapmak istiyorum. Devlet Katkısı başlamadan önce BES ‘ te vergi iadesi vardı ve oran o anki vergi diliminize göreydi. Sanıyorum ufak bir hata olmuş %25 olarak belirtmişsiniz. Kusura bakmayın bende de doğru bildiğim şeylerdeki hatalara takılmak gibi (kötü) bir huy var.

    Bu arada yazı çok sürükleyiciydi, sonuna kadar okudum. Devamını merakla bekliyorum.

    • Sağolun Mustafa Bey ilginiz için.

      düzeltmeniz için teşekkürler, ben 2006 ve 2007’nin ilk 8 ayında öğrenci olduğum için o iadeden faydalanamıyordum. Ama haklısınız vergi dilimi nispetinde bir iade vardı çalışanlar için.

      Teşekkürler 🙂

  4. Onur

    Harikasınız, takipteyim.

  5. Omer

    Iki bölümde ne hissettim;samimiyet ve sürükleyici bir kitap 🤗

    • Sağolun Ömer Bey, ben daha blogu idare edemiyorum.. ne kitabı.. inşallah GÖNÜLLÜ EMEKLİLİKTE 😀

  6. HAYKIRIS

    Sn Mr. Milyoner
    Yazılarınız bu yola yeni başlayanlar için rehber niteliği taşıyor.
    Türkiye de böyle bloglar yeni yeni ortaya çıkıyor.
    Lattedenborsa ve siz öncü konumundasınız ve yazdıklarınız insanlara samimi geliyor.

    Günümüzde tasarruf konusunu gençlere aşılamak oldukça zorlaştı. Marka çılgınlığı ve kapitalizm gençleri yiyip bitiriyor.
    Maalesef gençlerimiz; hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun diyerek günü kurtarma peşindeler.

    • Merhaba Haykırış,

      Teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Reklamların markaların sesi çok çıkıyor. Biz çalışanlar ve küçük yatırımcıların sesi de aksine kısık ve cılız. Ben tecrübelerimi aktararak elimden geldiğince faydalı olmak istediğim için yazmaya başladım. Lattedenborsayı yazan Yiğit Beyi de zevkle takip ediyorum.

      Gençlerin morali bozuk maalesef, geleceğe güvenemediklerini düşünüyorum. Bu yüzden de günlün yaşamaya yöneliyorlar. Tabii bunda sizin dediğiniz gibi markaların ve özenmelerine neden olacak rol modellerin kötü etkileri de var. Ama gençlere güzel örnek oluşturabilsek ve geleceğe güven duymalarını sağlayabilsek ben onlara güveniyorum. Ben de karınca misali elimden geleni yapmak istiyorum. Sizler gibi büyükleri de aynı şekilde destek ve öncü olmalı. Hisse.net forumunda yazdığınız çok güzel bir yazı vardı, eminim okuyanlarda etki bırakmıştım, ben de size teşekkür etmek isterim bu fırsatla 🙂

      Selamlar

  7. mcsr

    Sayın Mr. Milyoner,

    Serinin ikinci yazısı için teşekkürler. Emeğinize sağlık. Seriyi ilgiyle takip ediyorum.

    Haykırış nickli arkadaşa da teşekkürler. Hem sosyal medya, hem hisse.net’ten takip ediyorum kendisini. Haykırış’ın dediği gibi lattedenborsaya.com (Yiğit Bey) ve siz bu işte öncüsünüz. Her ikinizin de siteleri, sosyal medya hesapları takibimde. Her ne kadar bu işte yeni olsam da (5 ay), sayenizde kendime uzun vadeli hedef belirleyip bu yönde ilerlemeye yazılarınızdan aldığım motivasyonla gayret ediyorum.

    Düzenli birikimle uzun vade yatırım işi gerçekten bunaltıcıymış. 10 yıl hedefim var lakin daha şimdiden bir an önce hedefime ulaşmak gayesi olduğundan bunaltıcı gelmeye başladı 🙂 İnşallah hedefime ulaştığım günleri de görürüm. Allah sabır versin uzun vade yatırımcıya 🙂

    Emekleriniz için teşekkürler.

    • Merhaba,

      Ben teşekkür ederim vaktinizi ayırdığınız için. Tasarruf ve yatırıma yeni başlayanlar için daha detaylı yazılar da yazmayı düşünüyorum. Bazen çok basit uygulamalarla verimli sonuçlar alınabiliyor. Ama bizim gibi girdisi kısıtlı ve sınırlı olan maaşlı çalışanlar için sabır çok önemli. Ticaret ve başka girişimcilik kabiliyetleri olanlar için farklı gelir yolları yaratabiliyorsa ne ala. Maalesef benim öyle yeteneklerim yok.. Eğer sizin varsa geliri artırabilirseniz, hedefe varmanızın için geçecek süreyi hayli azaltacaktır.

      Benim de tek amacım finansal bağımsızlığın mümkün olabileceğini göstermek. Henüz ben de başaramadım, ama yolun yarısını geçtiğim ve alışkanlıklarımı oturtabildiğim için özgüven daha yüksek. Bu motivasyonumu herkesle paylaşmak istedim, başka bir amacım yok, bu blogdan kendi adıma hiçbir gelir veya beklentim yok. Keşke burası sizler gibi, benim gibi daha ilerlemiş kişiler ile birlikte bir toplanma yeri olabilse. Bir araya gelebilsek gerek sanal ortamda gerekse de bir cafede. Ben sadece anlatmak da istemiyorum, sizleri de dinleyerek öğreneceğimi de düşünüyorum.

      umarım bu yolculukta hep birlikte yürürüz

  8. Tutumlu

    Yıllardır bende sizle aynı yolda yürüyen biri olarak bu konuyla ilgili ne kadar blog var ise takip ediyorum.Tasarruf’u ve parayı yanlış bakış açılarımız yüzünden ülke olarak sevmiyoruz.Bizim gibi bişeyler başarmaya çalışan tutumlu insanları “Cimri ve Parayı Mezaramı götüreceksin” gibi şeylerle ön yargılı davranıyorlar.Kendim gibi insanları malesef internette bulabiliyorum daha çok tecrübe dinlemeye ihtiyacım var.yazmaya devam edin bence teşekkürler..Eviniz daha önceden varmıydı ? Evi ne zaman aldınız kendinize ? Ev alınca kiradan kurtulup birikim yapmaya başlıyorsun ama elindeki ana parada da gitmiş oluyor bir yandan siz nasıl çözdünüz merak ettim ? birde hiç yapıtığınız yatırımlardan yüzde elli gibi kardan zarar ettiğiniz durumlar oldu mu ? Bende sizden bi konuda örnek aldım asgari ücrette olsa en azından çalışmak istiyorum.Birikim ve yatırımlarım var ama devletten çok düşük maaş alıyorum ihtiyacım yok diye de hayatım boyunca da çalışmadım.Ayda 1600 Tl kenara atmak uzun yıllara yayınca hiç bişey yapmamaktan çok daha iyi diye düşünüyorum.Sıfırdan sayyar satıcılık da olsa kendi işimi yapıp ticaret öğrenip işleri ilerletmek istiyorum ama devlette artık vermiyormuş.Kendi işini yapınca daha kolay zengin oluyorsun sonuçta.

    • Merhaba,

      Serinin 3. yazısında ev alma maceramız olacak, yani 2009 yılında! Hiçbir yatırımımımdan 1 yıl içinde %50 kar ettiğimi hatırlamıyorum. Olsaydı kesin hatırlardım 😀 Amacınızı net seçmeniz size daha açık sonuçlar getirecektir diye düşünüyorum. Maaşla çalışmak mı kendi işinizi kurmak mı? Ya da neden zengin olmak istediğinizi düşündünüz mü? Bugün zengin olsanız hayatınızda neler değişirdi?

      • Tutumlu

        Ben bitcoinden başardım ama şu an düşüşten dolayı kazandıklarımda gitti karımı alıp vadeli hesaba geçecektim ders oldu bana bu neyse çünkü eskiden refah içinde yaşıyorduk böyle bir ailede doğup büyüdüm malesef onların ekonomik aptallıkları ve yaşadığımız talihsizlikler nedeniyle eskisi gibi değiliz.Bende her seferinde sıfırdan başlamaya karar verdim para harcamayı pek sevmediğimden birikimim ve ev aldıracak kadar arsa yatırımım kaldı geriye.600 lira yetim aylığı alıyorum 400 tl de annem veriyor her ay 1000 TL kenara atıyorum.33 yaşıma kadar hiç çalışmadım rahmetli babamda hiç çalışmamıştı film izledim bol bol gezdim spor yaptım şarkı söyleyip albümler bile çıkarttım bunlara doydum ve sıkıldım artık.Eski hayatımı özlüyorum daha güzel bi evde filan oturmak isterdim..vs bu şekilde evlenmem de zor.4-5 yıldır finans konuları ilgimi çekiyor şu an en çok zevk aldığım şey birikim tasarruf yatırım konuları.İş tecrübem olmadığından dolayı kendi işimi başlatmam şu an için riskli.Herkes çalış bir işe gir azla neden yetiniyorsun nereye kadar böyle yaşacaksın 600 tl ile diyip duruyorlar siz ne dersiniz.Önümüzdeki ekonomik krizin ve kötüye giden ekonominin farkındayım o yüzden yatırım derdindeyim Birde ben yazlık yerlerde büyüdüm istanbula daha yeni taşındım burda iş imkanları çok oralarda bulamamıştım.

  9. Serkan

    Merhaba,
    Diğer yazılarda bahsi geçen portföyde yıllık 15% ortalama büyüme tasarruflarınızı da içeriyor mu yoksa sadece değerlenme % si midir ? Portföy hareketlerine aylık kazanç ve giderler de dahil olduğu için bu ikisini ayırmak güç oluyor siz nasıl bir yol izlediniz ?

    • Merhaba Serkan Bey,

      %15 yatırım getiri ortalaması, birikime tasarruf yoluyla yapılan girdiyi içermiyor. Ama vurguladığınız nokta önemli, bundan sonraki yazılarda daha açık bir şekilde belirteyim tasarruf-yatırım artış oranlarını.

      Teşekkürler.

  10. dyv

    Selamlar!

    Serinin bölümlerini biraz yazınızdaki sabırsız yatırımcı gibi bekliyorum! Halbuki UVY’ye baş koydum 🙂 İlk yorumumda söylediklerimi tekrarlayacağım çünkü hala sorular kafanızda dönüyor: Lütfen içinizden geldiği gibi, uzun-kısa düşünmeden yapın paylaşımlarınızı. Sonuçta paylaşmak istediğiniz bir şeyler var; ama okurların istediğine yönelmek, hayal ettiğiniz yoldan sizi saptırabilir, tatminsizlik yaratabilir. Rahat olun lütfen; bizler sizi samimi yapan bu ayrıntılar hoşumuza gittiği için takip ediyoruz. Gülü sevenler, dikenine de katlanmayı öğrensinler bir zahmet…

    • Merhaba,

      “Rahat olun lütfen; bizler sizi samimi yapan bu ayrıntılar hoşumuza gittiği için takip ediyoruz.” şu cümleniz beni ne kadar mutlu etti bilemezsiniz.. Çok teşekkür ederim.

  11. Chaos

    Merhaba, bu yazınızı malesef yeni okuyabildim.
    Kendim için ders çıkarabileceğim çok şey buldum. Yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
    Benim merak ettiğim birşey var onu sormak istiyorum size. 🙂 Hala ücretli bir işte çalışmaya devam ediyor musunuz?

    • Merhaba,

      Evet hala maaşlı bir çalışanım! Çünkü henüz finansal özgürlüğümüze kavuşamadık. Yakında bana kaç para lazım diye bir yazı da paylaşcam, orda herkesin kendi rakamını bulması için de bir hesaplama olacak.

      İlginiz için de teşekkür ederim 🙂

  12. ömer

    Yazılarınızıokumaya başladıktan sonra tasarruf yapmaya karar verdim. Henü 24 yasşındayım ve ciddi bir birikimim yok. Yazılarınızla tanışmadan önce çok gelişigüzel harcamalar yapıyordum.Aksinin daha mantıklı olduğunu ispatladınız. Emeğinize yüreğinize sağlık. Lütfen bilgilerinii bizimle paylaşmaktan imtina etmeyin…

    • Merhaba Ömer Kardeşim,

      Yolun başında olmak moralini azaltmasın. Aksine birçok insana göre erken yaşta farkındalık kazanmaktasın. Bundan sonra hayatına ve geleceğine değer katan şeylere daha çok sahip çıkarak, sana katkı vermeyip aksine çalanlara da elveda diyerek ilerleyeceksin.

      Bu yolculukta burdaki herkes gibi birbirimize yoldaş olmak için bu blog var. Görüşmek üzere.

  13. Melih

    Sizden dün haberim oldu bir kaç gün içinde bloğunuzu bitireceğim muhtemelen :=)
    Finansal eğitim konusunda hiçbir bileğim yok bunu nasıl geliştirebiliriz. Bunun için eğitimler mümkün mü ?
    Tavsiyelerinizi bekliyorum.

    • Merhaba Melih Bey,

      İlginize için sağolun. Finans çok geniş bir alan, ama en azından giriş seviyesinde bilgi sahibi olmak gerekiyor. Bu konuda da bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Genel ekonomiden başlayabilirsiniz bu arada, Mahfi Eğilmez’in blogu güzel bir kaynak göz atmalısınız.

      Selamlar.

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: