Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

“Nasıl Milyoner Oldu?” Serisi – 1 – Başlangıç: 2007 ve Öncesi

Çok yeni bir blogger’ım. Bu işlerde gerçekten tecrübesizim. Eminim takip edip zevkle okuduğunuz benden çok daha değerli blog yazarları vardır. Ben de büyük bir iddiayla bu işe girişmedim zaten. Kendi hikayemi anlatsam acaba okuyanlara ilham ve motivasyon verebilir miyim düşüncesiyle yola çıktım. Pek okunacağını da düşünmüyordum, bu yüzden itiraf etmek isterim ki önemli bir planlama yapmadım başlarken. Ama okunuyor, insanlar soru soruyor hem de! En çok sorulan da “Nasıl Milyoner Oldu?” bu Mr. Milyoner.

10 Aralık 2017 – 9 Ocak 2018 Tarihleri için MrMilyoner.com Google Analytics İstatistikleri

Daha önce iki yazıyla kendimi ve nasıl milyoner olduğumu anlatmaya çalışmıştım.

Mr. Milyoner Kimdir?

32 Yaşında Nasıl Milyoner Oldum?

Ama genel bilgiler yeterli gelmedi, ben kimse okumaz diye düşünürken; detayları öğrenmek istiyor okuyucular:

  • Maaşım çok mu yüksekti?
  • Ne kadar tasarruf ettim?
  • Hangi enstrümanlara yatırım yaptım? Ne aldım? Ne sattım?
  • Bir hisse alıp paramı üçe mi katladım?

Ben de oturdum, madem öyle siz kaşındınız deyip; yıl yıl, adım adım neler yaptığımı anlatan yazılar hazırlamaya karar verdim:


 

Herşey Nasıl Başladı?

Soğuk bir kış gününde… Hayır bu klasik girişle başlamıyorum 🙂 Evet aslında soğuk bir kış gününde doğdum 😀 Tamam, tamam.

Şu an 5 yaşında bir oğlum var. Çocuk sahibi olmadan nasıl bir duygu olduğunu anlayamazsınız desem yine çok klasik olacak ama öyle! Şimdi çocuk sahibi olmaktan değil, bir insanın gelişim sürecinin canlı şahidi olmaktan bahsedeceğim.

Hatırladığımız En Eski Hatıralar

Bir insanın dünyaya gelişi kesinlikle bir mucize. Birbirini seven iki insanın aşkının vücut bulmuş hali. Gerçekten kutsal bir olay. Hepimiz birer mucizeyiz, fakat sıkıntı şurda: Hatırlamıyoruz! Evet, hayatımınız ilk dönemine ilişkin hatırladıklarımız çok sınırlı. Kayınpederim 2 yaşındaki olayları hatırladığını iddia etse de, doğruluğu tartışılır 🙂

Oysa ki belki de bütün hayatımızın şekillendiği dönemle ilgili hiçbir şey hatırlamıyoruz! Uzmanlara göre zeka ve karakterimizin şekillendiği 0-6 yaş arası bizde yok.. Hatırlasak hatta o dönem bir de bilinçli olsak ne ilginç olurdu:

“Anneciğim lütfen klasik müzik açar mısın zihinsel gelişimim için önemli!”

2 yaşındaki Jr. Milyoner

0-3 Yaş

Henüz emekleme döneminde ailelerin yaptığı bir ritüel vardır. Bir çok yerde ‘Diş Hediği‘ denir. Çocuğun önüne evdeki kalem-kitap, tarak, para, saat vs. konur (bazı annelerin olayı abartıp steteskop, enjektör gibi şeyler koyduğunu da duydum)  çocuk bunlardan hangisini seçerse ilerde onunla ilgili bir meslek seçeceği hayalleri kurulur. Hemen Mr. Milyoner kesin parayı seçmiştir diye düşündünüz, di mi! Şahsen hatırlamıyorum 🙂 Annemin iddiasına göre kalem ve kitabı seçmişim. Haklı olabilir, gecenin bu saatinde bu blog yazısıyla uğraştığım düşünülürse..

Bu tip ritüellere çok inanmadan, hayata bir hatıra ve neşe katması için yapılması çok güzel. 0-3 yaş döneminde kendi irademizle hiçbir şey yapamıyoruz, genetik ve anne-babalarımızın emekleri geleceğimizi şekillendiriyor.

Ailem hiç varlıklı değildi. Anlattıklarına göre evlendiklerinde sadece 3 tane kaşıkları varmış… Benim de kanaatkar bir yaşam tarzına sahip olmamın en büyük sebebi de ailemin yaşam biçimi ve alışkanlıkları olmalı…

Kendi oğlumuzun gelişim sürecinde her bilinçli anne (Ms. Milyoner) ve baba gibi elimizden geleni yapmaya çalıştık. Sanırım kendi anne ve babam da benim için aynı özeni göstermiş – biraz daha klasik müzik fena olmazdı 😛 – Biz de bu süreci oğlumuz için geçirdik, umarım onun zekasına ve kişiliğine olumlu katkılar yapmışızdır…

Çünkü kendi çocukluğumu hatırlamasam da gözümün önünde doğup büyüyen oğlumdan kendi geçmişimi okumaya çalışıyorum… Bir Homo Economicus‘un gelişimi!

Homo Economicus ve Gelişimi!

3-6 Yaş

Daha henüz para kısmına gelmedik, sıkılanlar direk o bölüme geçebilir. Ama devam edenler için bu bölümler daha eğlenceli, söz!

Dediğim gibi oğlumun yetişme sürecinde bir insanın gelişimine şahit olduk -hala oluyoruz-. Bu dönemde konuşuyoruz, sosyalleşiyoruz, dünyanın sadece bizim etrafımızda dönmediğini farkediyoruz! Nasıl ki 0-3 yaş döneminde zeka gelişiyorsa, bu dönem de sosyal ilişkilerin çağı.

Artık mahallede, sokakta oyun oynama dönemi olmaması ve annelerin çoğunlukla çalışması nedeniyle anaokulları çok revaçta. Ben de gittim, 80ler kuşağında birçok çocuk için bu istisna ve özeldir. Karakterimin de etkisi olabilir ama anaokuluna gitmemin insanlarla ilişkilerim ve iletişimim noktasında çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Oğlum için de bu geçerli, adam yurtdışında bile gitti kreşe! (Bu hikaye serinin 9. bölümünde)

Okulda öğrendiğimiz türev, integralden çok daha fazla sosyal ilişkilerimiz önemli. Bunu kendi adıma geç öğrendim, ama umarım oğluma önemini daha iyi aktarabilirim.

İlkokul

Öğrenim hayatımızın ilk adımı. 0-6 yaş döneminde genlerimiz ve ailemizin katkısıyla çok şey kazansak da geleceğimizde önemli bir dönemeç de eğitimimiz. Bu dönemin oluşmasında ailemizin tercihleri kadar yaşadığımız şehir, sosyo-kültürel çevre ve tabii ki şans faktörü de devrede. Gittiğimiz okul, ilkokul öğretmenimiz ve arkadaşlarımız hayatımızda mühim değişikliklere yol açıyor. Kendimi bu anlamda şanslı addediyorum, her ne kadar ayrıcalıklı ilgi gösterilen özel bir ilkokula gitmesem de güzel bir ilkokuldu.

Mahalle mektebi sayılacak bir ilkokula gittim, ders zilinin bile duyulduğu kadar yakındı okulum evimize. Öğretmenim de gerçekten özel bir insandı, gelişimimde emeği büyüktür. Kendisini de üniversite yıllarıma kadar ziyaret ettim.

İnsan 7’sinde neyse 70’nde de odur derler ya. Kayserili olmasam da içimde varmış demek ki 🙂 İlkokulda arkadaşlarıma taş satmıştım! Evet sıradan, herhangi bir özelliği olmayan taşları para karşılığı sattığımı hatırlıyorum. Bayram harçlıkları sanırım yetmiyordu 🙂

Taş satmak dışındaki ilk paramı da ilkokulda kazandım. Bir radyo programında bilgi yarışması sonucunda 3 kişiden oluşan grubumuz birinci olmuştu ve herkese bir marketten alışveriş çeki verdiler. 1994 yılında yanlış hatırlamıyorsam 5 milyon lira değerindeydi, bugünün parasıyla 1.000 TL ediyor (şurdan hesapladım), fena değil.

He-Man, Gölgelerin Gücü Adına!

80’ler kuşağı olup çocukluğunu bu dönemde yaşayan biri olarak He-Man’den bahsetmeden geçemezdim! Sabahları heyecanla kalkıp televizyonun başına koşar Skeletor’a gününü biz gösterirmiş kadar zevkle izlerdik…

Ortaokul

Şimdi bütün okullar Anadolu Lisesi olmuş ama eskiden özel okullardı. Ortaokulda girebildiğiniz, ingilizce eğitim veren güzide kurumlar. Ben de ilkokul beşinci sınıfın sonunda girdiğim sınavda ilimizdeki tek Anadolu Lisesini kazanmıştım.

Hazırlık sınıfında çok iyi bir ingilizce öğretmenimiz vardı. İngilizce temelimi çok iyi şekilde atmamı sağlamıştı. Şu an ingilizce bilmeyene kız bile vermeseler de eskiden bilmek bir ayrıcalıktı. Orta 1’de ilk dönem matematik ve fen gibi derslerimiz bile ingilizceydi, ikinci dönemden itibaren Türkçe’ye geçildi. İyi ki de öyle oldu çünkü zaten zor konuları bir de hakim olmadığın dilde öğrenmek daha da zorlaştırıyordu.

Akademik anlamda en sağlam temellerimi ortaokulda atmıştım. Öğretmenlerime buradan da şükranlarımı sunuyorum. Orta 2’de Diyarbakır şivesiyle ingilizce öğreten hocamı istisna tutuyorum 😛

Zeka ve karakter anlamında 0-6 yaş ne kadar önemliyse bence ortaokul dönemi de öğrenim hayatı için kritik derecede. İlkokulda çocukluk, içimizde o bitmez enerjisiyle oyun delisi, öğrenmek heyecan verici ama zihnimiz de hala suya yazılan yazılar gibi. Ortaokuldan itibaren öğrenmeye ilgimiz, yeni şeyler öğrenmeye merakımız ve bilinç seviyemiz gittikçe artıyor. Doğru şekilde yönlendirilmesi için tam uygun dönem…

Lise

Orta 3’te sıkı çalıştığım Fen Lisesi sınavları sonucunda farklı bir şehirdeki devlet fen lisesini yedekten 2. sırada kazanmıştım. Ailemle birlikte okulu görmeye gitmiştik. Çok heyecanlıydım, neden bilmiyorum ama kesinlikle şehir dışında lise okumak istiyordum.

Fakat okula gittiğimde büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Okul müdürü yedek 2. sıradan kaydımın yapılacağına kesin gözüyle bakıyordu ama okul çok kötüydü.. Doğru düzgün hiç bir sosyal tesisi yoktu. Yurtlar pislik içindeydi. Ailem kesinlikle beni bu okula vermeyeceğini söylemişti. Memlekete dönmeden önce, bir tanıdığın tavsiyesiyle aynı şehirdeki özel bir fen lisesine de bakmaya karar verdik.

Halısahası, tenis kortu, tertemiz ve konforlu yurduyla gözlerim kamaşmıştı. Hem öğrenim ücreti almayacaklarını hem de aylık burs vereceklerini söyleyince biraz zor da olsa ailemi ikna edip kaydımı yaptırdık.

Lisedeki öğretmenlerimin önceki eğitim hayatımdakiler kadar bana değer kattıklarını söyleyemeceğim. Ama ben daha bilinçliydim ve üniversite sınavının hayatımdaki en önemli aşamalardan biri olduğunun farkında olduğum için sıkı çalışıyordum. Testler, kitaplar, denemeler… Çalıştığım kitapları üst üste dizsem sanırım boyumu geçer!

Liseden Mezun Olurken Birikiminiz Var mıydı?

İşin para kısmına geçersek, liseden mezun olduğumda birikimim vardı! Nasıl derseniz şöyle: Gelir hanemde iki kanal vardı; okulun bursu ve PederBank’tan aldığım harçlıklar. Gider olarak da; okul ve yurt ücreti burslu olduğum için yoktu, yemekleri yemekhanede ücretsiz yiyorduk, tek harcamam haftasonları çarşıda yaptığım yol, internet cafe 🙂 , restoran ve nadir sinema bileti giderleriydi.

Günlük olarak kullandığım bir ajandam vardı -hala saklarım.. o zamanlar cep telefonu ve tabletimiz yoktu tabi..-, aylık burs ve harçlık tutarını yazmamışım ama mezun olduğumda (2003) 647 milyonum olduğunu not etmişim. Yine TCMB enflasyon hesaplayıcısına girince bugünün parasıyla 2.150 TL ediyor. Hiç yoktan iyidir!


Üniversite – ‘Olgunlaşma Enstitüsü’

Dediğim gibi çalışkan bir öğrenciydim, şansın da yardımıyla ÖSS sınavında yüksek bir puanla iyi bir üniversite kazandım. Branş tercihimi çok bilinçli yaptığımı söyleyemem ama… Fen lisesinde okumama rağmen fen bilimleri ilgimi çekmiyordu! Türkçe ve sosyal bilgilerde daha başarılıydım ve keyif alıyordum. Bu yüzden İktisadi İdari Bilimler Fakültelerinden tercih yaptım. (Bugünkü aklım olsaydı kesinlikle bilgisayar mühendisliği okumak isterdim) Her İİBF tercihi yapan öğrenci gibi işletme ilk sıradaydı 🙂 ama puanım yetmediği için iktisat bölümüne yerleştim. (Bunu neredeyse bütün iktisatçılar inkar eder 😀 )

Liseyi de şehir dışında okuduğum için birçok arkadaşıma göre daha özgüvenliydim. Gelecek neyi gösterir bilemeyiz ama oğluma da şehir dışında okumasını önereceğimi düşünüyorum. Kendi ayakları üzerinde durmayı erken yaşta öğrenirse hayata 1-0 önde başlar. Ben de bu özgüvenle daha bilinçliydim.

Üniversitede Düzenli Gelir

Okuyucular arasında liseden sonra direk iş hayatına başlayanlar veya üniversitede okurken çalışanlar vardır. Ben onlar kadar çabuk girişmedim olaya ama boş da durmadım.

Burs ve Harçlık

Tahmin edebileceğiniz gibi en tatlı gelir kaynaklarım okuldan aldığım burs ve babamın gönderdiği harçlıktı 🙂 Babamın ne kadar gönderdiğini hatırlamıyorum ama burs okula ilk başladığım yıl (2003) aylık 120 milyondu. Bugünün parasıyla 400 TL civarı ediyor.

Kütüphanede Çalışma

Okulumuzun harika bir kütüphanesi vardı, hem tesis özellikleri hem de yerli ve yabancı yayınların bolluğu kusursuzdu. Mezun olduktan sonra bile ihtiyacım olduğunda gidip çalışmışlığım vardır (biraz da nostalji özlemi).

İkinci sınıfta kütüphanede çalışmayla ilgili gelen maildeki başvuru formunu hemen doldurmuştum. Çünkü iş çok basitti, oturacaktım ve soru soranlara yardımcı olacaktım. Seçildim ve kütüphanenin ikinci katında işe başladım (yani oturmaya 🙂 ) Tahmin ettiğimden de rahattı, ders çalışabiliyor, kitap okuyor ve aynı zamanda cüzi de olsa para kazanıyordum. Ne kadar aldığımı maalesef notlarımda bulamadım. Ayda yaklaşık 20 saat çalışmam gerekiyordu, sanırım aldığım aylık burs tutarına yakındı. İkinci sınıfın ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde çalıştım.

Özel Ders, Bir Para Basma Makinesi!

Üniversite 3. sınıfta özel ders vermeye başladım; önce kendi arkadaşlarıma gönüllü olarak ders anlatıyordum, onlardan memnun olanlar kendi arkadaşlarına anlatmışlar ve benden ücret karşılığı ders almak isteyenler oldu. Yine notlarımda görüyorum, 2006 ve 2007’de saati 50 liradan veriyormuşum ki bugünün parasıyla 120 TL civarı, ucuz değilmiş!

Zamanla çok popüler olmuştum! Ders alanlar memnun kalıyordu ki onlar da kendi arkadaşlarına öneriyordu. Resmen bir saadet zinciri! Sınav dönemleri çok ilginç bir rutinim vardı; kütüphaneyle banka yan yana iki ayrı binadaydı, kütüphanede ders anlattıktan sonra bankaya gidip hasılatı yatırıyordum 😀

3 günde 1000 lira hasılat yapmıştım bir kere, ki düşünün mezun olduğumda aylık maaşım 1.650 liraydı!

İktisat öğrencisiydim ama inanmazsınız bir kodlama dersi (JAVA) için özel ders veriyordum! 😀 😀

İnsanlara öğretebileceğiniz ve onların da size para ödemek isteyeceği bir kabiliyetiniz/bilginiz varsa bunu kullanın. Özellikle üniversite öğrencisi, yeni mezun arkadaşlar vaktinizi size faydalı bu gibi faaliyetlerle geçirebilirsiniz. Artık UDEMY gibi sosyal kanallar var, oturduğunuz yerden bile yapabilirsiniz.

Mr. Milyoner

Lisans Öğrencisiyken Asistanlık!

Üniversitedeyken kütüphanede çalışmak ve özel ders vermek birçoğunuz için sıradan olabilir. Ama henüz lisans öğrencisiyken son sınıfta iki dersin asistanlığını yapıyordum! Biri İİBF öğrencileri için verilen, benim de üçüncü sınıfta aldığım JAVA proglamlama dersi (özel dersini de verdiğim), diğeri de ikinci sınıfta aldığım makro ekonomi dersiydi.

Görevlerim; sınavlara gözetmenlik yapmak, haftada 1 kez, dersi alan 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin soru sormak için geldikleri 2 saatlik ‘office hour’ düzenlemekti. Bu asistanlıklardan da dönemlik 400 milyon gibi bir ücret alıyordum.

 

Burs, harçlık, kütüphanede çalışma, özel ders ve asistanlık faaliyetlerimden bir üniversite öğrencisi için hatırı sayılır derecede dolgun bir gelirim vardı. Ama şu andaki kadar bilinçli bir tüketici değildim 🙂 Bu kazançlarımı birikime oradan da yatırıma dönüştürme oranım düşüktü. Bir sonraki başlıkta detaylarıyla bahsedeceğim.

Üniversitenin Farkını Fark Edin

Okula kaydını yaptıran yeni öğrencilerin toplandığı salonda üniversitenin rektörü çok güzel bir konuşma yapmıştı. Bana etki eden kısmını hala hatırlarım (kelimesi kelimesine değil tabi, ana fikir var, kelimelere biraz montaj tabi 11 yıl olmuş!):

Arkadaşlar, bugüne kadar öğrenim hayatınızda size ders programını, sosyal aktiviteleri ve diğer bütün etkinlikleri getirip önünüze koydular, seçmediniz, sizin için seçildiler. Üniversitede bu farklı olacak, kendinizi hazırlayın. Dersleri siz seçecek, programınızı kendiniz belirleyeceksiniz; profesörlere siz ulaşmaya çalışacak, hangi klüplere gideceğinizi belirleyeceksiniz, sınıflarınız/arkadaşlarınız farklılaşacak: Kısacası herşey önünüzden bir fabrikanın seri üretim bantı gibi geçecek, siz istediklerinizi alacaksınız. Çünkü artık birer yetişkinsiniz, bu tercihleri yapacak olgunluktasınız. Kendinize güvenin!

Rektör

Bu konuşma çok etkilemişti beni. Hala önemini aklımdan çıkarmıyorum. Çünkü mezun olup hayata atıldığınızda artık önünüzde size seçenekler bile sunulmuyor, sizin kovalayıp eşeleyip çıkarıp bulmanız gerekiyor!

Üniversite hayatım boyunca vaktimi hep dolu dolu geçirmeye çalıştım. Sadece dersler değil, klüpler, sosyal etkinlikler, spor.. Keşke sosyal ilişkiler ve ‘network’ün önemini o zamanlar daha iyi kavrasaydım. Not ortalamamı 0,2 puan yükseltmek için harcayacağım ekstra enerjiyi kesinlikle sosyal faaliyetlere harcardım. Eğer bu yazıyı okuyanlar arasında üniversite öğrencileri varsa, lütfen bunun üzerine sıkı şekilde düşünün.

Öğrenciyken Yaptığım Yatırımlar

İktisat okuyordum, sabah akşam arz-talep dinleyip finansal piyasalara ilgimin olmaması imkansızdı. İlk iki yıl gelen parayı aynen harcadığım için 🙂 pek tabii yatırım da yapamadım. Ama üçüncü sınıfta özel dersin de olumlu katkısıyla varlıklar hızla yükselmeye başlayınca ben de ne yapsam acaba düşünmeye başladım.

Dolar

Her Türk’ün milli yatırım aracı dolardır! Çünkü kötü hatıralarımız var, 94 krizi, 2001 krizi… Babamın maaşını alıp hemen döviz bürosunda dolara çevirdiğini hatırlarım. Benim yatırımlara başladığım 2006 yılında bu durum biraz farklıydı.

2003-2007 yılları arası dolar ve enflasyonun endekslenerek karşılaştırması

Yukarıdaki grafikte 2003 yılı ocak ayında dolar ve enflasyonun 100’e endeklenmesi sonucu 2007 yılsonuna kadar artışlarını görüyoruz. 5 yılın sonunda kümülatif olarak, enflasyon %54 artarken, dolar %29 azalmış! Ben de bu durumu o zaman anlamıştım, bir nevi kabullenmiştim. O yüzden çok cüzi miktarlar dışında üniversitedeyken dolara yatırım yapmadım. İyi ki de yapmamışım.

Borsa

Nasıl ki dolar milli yatırımımız dediysem, aynı kriz dönemleri bizde borsaya yönelik derin kaygı ve kuşkular bıraktı. Çok sevdiğim, defalarca da izlediğim Yılmaz Erdoğan’ın “Bana Bir Şeyhler Oluyor” tiyatro oyununda da geçer. Hilmi mahalledeki adamın gazıyla anlamadan etmeden borsaya girer ve 2001 krizinde bütün bikimini kaybeder. Hiç izlemediyseniz tamamını, sadece borsanın batmasıyla ilgili bölümü izlemek için de 46ncı dakikadan itibaren izleyebilirsiniz:

Gitti benim burmalar!

 

Bütün dünya gelip bizim borsamıza yatırım yaparken biz izledik… Şu an borsadaki hisse senetlerinin neredeyse %70’i yabancıların elinde.

Amerika nüfusu 323 milyon, meşhur Gallup şirketinin 2016 yılı için yaptığı ankette insanların %52’sinin borsada hisse senetlerine yatırım yaptığı görüldü. 168 milyon kişi! (Kaynak: Gallup)

Bizde durum ne? Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından yayınlanan istatistiklere göre borsada yatırım yapan kişi sayısı 1 milyon! Sadece %1! (Kaynak: Dünya Gazetesi)

Norveç Varlık Fonu, California Öğretmenler Sendikası Emeklilik Fonu gelip Türkiye’de şirketlere olurken, biz izliyoruz…

2003-2007 yılları arası dolar, borsa ve enflasyonun endekslenerek karşılaştırması

Daha önceki grafiğe borsa endeksini ekledim (o zaman adı İMKB 100 endeksiydi) Aynı dönemde %29 azalan dolar, sadece %54 artan enflasyon karşısında borsa endeksi %425 artmış! Ben bu artış dönemini 3. sınıfa (2005 eylül) kadar kaçırdım, çünkü hem bilgim hem de sermayem yoktu..

Aselsan

Üniversitede çok bilinçli şekilde borsada olduğumu söyleyemem. Alırken hangi fiyattan almam, satarken hangi fiyattan satacağımla ilgili bir fikrim yoktu. Yatırımlarımla ilgili hedeflerim de yoktu, ne kadar süre tutacağım, nakit ihtiyaçlarım vs. Öğrenme sürecindeydim ve aldığım ilk hisse Aselsan’dı.

Maalesef 11 yıl kullandığım, burs almak için açtığım bankanın hesabını artık kullanmıyorum ve o günlerde yaptığım alış satışlarla ilgili net kayıtlar da tutmamışım. Ama anaparam az olduğu için de büyük bir miktar para kazandığımı düşünmüyorum.

Keşke uzun vadeli yatırımın önemini o zaman kavrasaydım, bu blog gibi faydalanabileceğim kaynaklarım olsaydı.

Mesela 3. sınıfa başlarken 5.000 TL değerinde 9.803 lot (0,51 TL’den*) Aselsan hissesi almış ve unutmuş olsaydım. Şu an 313.696 TL değerinde olacaktı! 13 yılda %6175 kar!

*Geçmiş hisse fiyatı bedelsiz sermaye artırımlarını içerecek şekilde günceldir.

BİM

Başka bir ilk göz ağrım da BİM Marketler idi. O zamanlar çok meşhur bir hisse değildi aslında. Ama yine de az miktarlarda alıyordum ve elimde uzun süreler tutamadım..

Mesela 3. sınıfa başlarken 5.000 TL değerinde 2.325 lot (2,15 TL’den*) BİM hissesi almış ve unutmuş olsaydım. Şu an 176.700 TL değerinde olacaktı! 13 yılda %3.465 kar!

*Geçmiş hisse fiyatı bedelsiz sermaye artırımlarını içerecek şekilde günceldir.

Aselsan gibi BİM de uzun vadeli yatırım yapılabilecek hisselerdi (artık değiller bence, bu konudaki görüşlerimi yazacağım), alıyordum ama bilinçli şekilde elimde tutmadım… Bu karları da başka hiçbir yatırımımda göremedim… Umarım ders almışımdır.

 

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)

2006 yılında VakıfEmeklilik’te bir BES hesabı açtım. Soruyorum kaçınız 21 yaşında 56 yaşında çekebileceği bir yatırım enstrümanına para yatırıyordu? 🙂 Benim içimde bir UVY varmış da, o zamanlar keşfedememişim!

Daha henüz %25’lik devlet katkısından bile faydalanamıyorum o zaman 😀 Eskiden %25’lik devlet katkısını bordrolu çalışanlar alıyordu sadece, ödeme planınızı şirkete veriyordunuz, onlar bordroya işliyor, ödediğiniz BES katkısı tutarı gelir vergi matrahınızdan düşüyordu. Peşin olarak alınabiliyordu devlet katkısı! Hatta gelir vergisi dilimi yükselenler %35’ten bile alabiliyordu! Şimdi BES fonunuza yatırıyor devlet. Ev hanımı da, öğrenci de olsanız aynı.

Ben de galiba düzenli birikim yapma alışkanlığı kazanayım diye açtım. Çünkü doğru söylemek gerekirse artısıyla eksisiyle detaylı şekilde düşünüp hesap açtığımı sanmıyorum. Sonrasında hiç kesmedim, ödemeye devam ettim ama hep cuzi tutarlarda oldu ödemeler. Neden mi? Nedenini BES ile ilgili yazacağım yazıda cevaplayacağım.

Ve Ms. Milyoner!

Hayatımın yatırımı! Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır derler. Halt etmişler! Ms. Milyoner her zaman yanımda, çoğu zaman da önümdeydi… Kutup Yıldızım benim…

Ms. Milyoner

Temsili Ms. Milyoner

Üniversitede tanıdım onu, görür görmez dedim: “Ben bu kızla evleneceğim! Te o kaa!” Uygulaması o kadar kolay olmadı ama 🙂 2 yıl peşinden koştum 🙂 Detaylar sonraki yazıda…


Mezuniyet – İş Hayatına Adım Atma

Ailem ve çevrem genelde memur kökenli olduğu için bende de iş kurayım, ticaret yapayım vs. gibi bir heves ve tabii ki yetenek de olmadı. Doktor, mühendis veya benzer bir meslek seçip hayatımı idame ettirmem gerekiyordu. Bunun farkında olarak kendime yatırım yaptım, iyi okullarda okumaya, öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye çalıştım.

Mezuniyetten sonra yabancı bir şirkette 2007 sonuncu çeyrekte çalışmaya başladım. İstanbul’a gitmiştim. Bir anadolu çocuğu için kolay olmayan bir tecrübe. Finansal anlamda da hiç basit değildi. Ev kiraları çok yüksekti, daha önceki 32 Yaşında Nasıl Milyoner Oldum? yazısında belirtmiştim, ilk maaşım 1.650 TL idi (Bugünün parasıyla 3.850 TL). Oturduğumuz evin kirası da 1.500 TL’ydi, tabi 3 kişi kalıyorduk mecburen. Eve eşya alınması vs. yeni işe başlayan genç gazıyla harcanan paralar, 2007 yılında maaşımdan bir para kalmadığını hatırlıyorum.

İş hayatım ve İstanbul’daki hayatımla ilgili detaylar serinin sonraki yazısı olan “Nasıl Milyoner Oldu?” Serisi – 2 – A New Hope: 2008 (PEK YAKINDA)olacak.


Bilanço – 2007 ve öncesi

Uzun bir yazı oldu farkındayım, buraya kadar sabredip okuduysanız hayat hikayemin 2007 yılı ve öncesine göz atmış oldunuz. Sıktıysam veya hala beklediğiniz cevapları veremediysem özür dilerim. Bu bölüm 11 yıl öncesi ile ilgili olduğu için tek tek, kalem kalem dönem sonu bilançosu çıkaramıyorum. Ama özetle:

2007 Yılsonu itibarıyla (tutarlar o günün parası değeriyledir)

Dönem Sonu Varlıklar

  • 18.000 TL değerinde ASELS ve BİM hisseleri (Yaklaşık Maliyeti: 11.000 TL )
  • 11.000 TL değerinde Türk Lirası Mevduat (Yaklaşık)

Dönem Sonu Borçlar

  • Yoktur.

 

Mr. Milyoner


Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 10
    Shares

Previous

İnfografik Denemesi

Next

Yatırım Araçları Getiri Karşılaştırması 2003-2017

16 Comments

  1. Tanıdık

    Bir başladım,şiir gibi, sonuna kadar soluk almadan,zevkle okudum…

  2. HAYKIRIS

    Uzun soluklu bir yazı dizisi ile karşı karşıyayız.
    Heyecanla serinin devamını bekliyoruz.

  3. mcsr

    Bilinçli yatırım ve borsayla sizin gibi bloger ve sosyal medyada bilinçlendirme amaçlı paylaşım yapanlar sayesinde malesef çok geç tanıştım (4 ay önce). Fakat “zararın neresinden dönersem kârdır” düşüncesiyle uzun soluklu bir yola girdim. Şu satırlara katılmamak elde değil “Bütün dünya gelip bizim borsamıza yatırım yaparken biz izledik… Şu an borsadaki hisse senetlerinin neredeyse %70’i yabancıların elinde.” Yine bir paylaşımda görmüştüm; yabancının hisse tutma süresi 250-300 gün iken bizde 25-40 gün şeklinde bir istatistik vardı. Hatırlıyorum 10 yıl öncesinde birçok insan gibi borsa için kumar aracı, giren batıyor düşüncesi olduğundan yatırıma cesaret edemedik. Uzun vade yatırımın mantığını, gerekliliğini çok erken yaşlarda kavrayabilseydik, bize öğretilseydi herşey çok daha farklı olurdu diye üzülmüyor değilim. Gerçi halen bakıldığında borsa 3 günde para kazanma ve köşeyi kısa yoldan dönme yeri olarak gören ve bu yolda birikimini heba eden birçok insan var malesef. Ama artık başta sizin gibi insanları bilgilendirmek için paylaşım yapıp, tecrübelerini aktaran değerli blog yazarları ve sosyal medyada uzun vade yatırıma, tasarrufa yönlendiren arkadaşlar sayesinde her geçen gün bilinçlenme artacaktır inşallah.

    Güzel yazınız için teşekkürler Mr. Milyoner. Elinize sağlık. Okumak büyük bir zevkti. Seriye ait yazıların devamını bekliyoruz.

    • Merhaba,

      Hem güzel yorumlarınız hem de paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederim.

      Bana da sürekli hangi hisseyi alalım şeklinde sorular geliyor. Blogdaki amacım yatırım danışmanlığı vermek değil; finansal okuryazarlığı geliştirmek, kanaatkar yaşamın önemini vurgulamak, finansal özgürlük yolunda kendi hikayemi anlatmak, yatırım yapmanın günlük al-sattan ibaret olmadığını göstermek.

      Sizin gibi değerli insanların yorumları bana yazılar için moral veriyor.

      Tekrar teşekkürler.

  4. Osman

    Çok bekleyecekmiyiz 2. Ve diğer yazılar için 🙂

    • Merhaba,

      Biraz zaman alıyor yazması, zaman da bulması zor 🙂

      umarım çok beklemeyiz.

      Teşekkürler

  5. Murat

    Merhaba güzel ve bilinçli yatırımcılar yetiştirmek düşünceniz çok güzel ancak çağımız sabırsızlık ve sürat çağı olduğu için ben çoğu kişinin yazının sonunu getirdiğine de inanmıyorum ?Sizin kadar olmasa da bende etrafımda ki benden genç insanlara bu düşünceyi aşılamaya çalışıyorum ancak 10 yıl dediğimde ohoooo o kadar bekleyemem ki cevabını alıyorum.Bence ülke olarak kalkınmamızın en önemli yolu sizin de bahsettiğiniz gibi sadece 1 milyon olan hisse senedi yatırımcısı sayısını artırmaktan ve bilinçli yatırımcılar yetiştirmekten geliyor.Yazılarınızı ? ile bekliyorum

    • Merhaba,

      Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Evet özellikle gençler için sabırsızlık had safhada. Onlar da haksız değil, öyle alıştılar. Keşke hızlıca zenginleşmek için girişimcilik gibi üretici ve topluma katkı sağlayıcı yolları seçseler.

      En yüksek getiri oranları dolar, altın vs. değil, reel yatırım ve işler aslında. Ama herkes girişimci olma risklerini almak istemiyor, mesela ben. Bunun yerine de mevcut girişimlere borsa üzerinden ortak olmak en kolayı. Fakat onu bile insanlar ben okuyup araştırmayayım, biri desin ki şu hisseyi al, alayım ve kazanayım! Bu düşünce yapısı da yanlış..

      Gençler sadece şunu sorsalar kendilerine: Hayatımı ve geleceğimi gerçekten ilgilendiren konulara ayırdığım zaman ile futbol, moda, geyik muhabbeti gibi günlük eğlencelere verdiğim zaman oranı nedir?

      Tekrar teşekkürler.

  6. zaire cumhurbaşkanı

    merhaba,

    diliniz, yüksekten bakmayan ve esprili tavrınız gerçekten çok hoş ama hızlı tüketim çağındayız, naçizane, seriyi çok uzun tuttuğunuzu söylesem müsaade varsa? çok sevdiğimiz bir film serisinin yeniden çevrim, spin off, diziye uyarlanma derken artık eski cazibesini yitirmesi gibi olmaz umarım.

    şöyle güzel bir “beşleme” ideal olmaz mıydı? bunu “merak” öğesinini diri tutmaya binaen yazıyorum. ha amacınız zaten uzun vadeli yatırım ve tasarruf bilincini aşılamak ve o yüzden okuyucunun sabretmesini sağlamak derseniz, ona da sözüm yok, o zaman şapkamı çıkarır ve sanki yabancı bir sinema dergisi gibi “incelikle işlenmiş bir olay örgüsü, bir zafer!” diye afişe övgümü yazarım.

    maceraların devamını bekliyoruz elbette, selamlar, teşekkürler

    • Merhaba,

      Aslında ben hiç detaya girmeyi düşünmüyordum, ama detayları merak edenler oldu. Ben de yıl yıl açıklayayım dedim. Aslında öyle profesyonel bir pazarlama stratejim, büyük kitlelere de ulaşma amacım da yok.

      Gerçekten eleştirinizi anlıyorum. Önce 1 yazıyla açıklamaya çalıştım, çok genel oldu diyenler için detaya girdim. Bu sefer de çok detaylı olup, uzatmış olabilirim.. Galiba ortasını bulamadım 🙂

      Dediğim gibi ne yazı yazma konusunda, ne de blog işlerinde tecrübeliyim.. Biraz kervan yolda düzülür hesabı yaparken öğreniyorum.

      Sizin gibi değerli insanlar yanlışlarımı gayet kibar şekilde iletiyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. Sizlerden çok şey öğreniyorum. Lütfen düşüncelerinizi paylaşmaya devam edin.

      Tekrar teşekkürler.

  7. Sonunda Türkiye’de birinin bu işi layıkıyla yerine getirmiş olduğunu görmekten mesudum.

    Zamanında niyetlenmiş, lakin deşifre olurum korkusuyla başlayamamıştım. Benzer yollardan geçmiş olduğumuzu görmek de bir an paralel evrende kendi blogumu okuyormuş izlenimi yarattı. Anadoluda bir yerler – Memur anne baba – Anadolu Lisesi – Fen Lisesi – İİBF – Memuriyet – 1.650 lira ilk maaş 🙂

    Umarım bir ara uzun uzun konuşma fırsatı buluruz. Serinin devamını merakla bekliyorum. Aselsan, BIM’den bahsetmişken, belki maceranın geri kalan kısmında yurtdışı hisse senetleri de olacaktır, ama ben şuraya bir spoiler bırakayım musaadenizle.

    Eğer 10 yıl önce Netflix hissesi almış olsaydık?

    http://paranya.com/10-yil-once-netflix-hissesi-alsaydik/

    • Merhaba,

      Sağolun nazik yorumlarınız için. Deşifre konusunda ben de tırsmıyor değilim 🙂

      Netflix değil ama 2015 yılı kısmında bahsedeceğim AMAZON ve TESLA hisseleri var. Paylaşımınız için de teşekkürler.

      Blog sayesinde çok güzel insanlarla tanıştım, umarım ilerde oturup hep birlikte bir çay içeriz.

      Selamlar.

  8. Hüseyin

    Tam ülkemin geleceği ile ilgili umutsuzluğa düştüğüm günlerde yazılarınıza ve cok güzel- değerli yorumlara rastlayıp, tekrar geleceğe ümitle bakmaya başladım.
    Farkettim ki Türkiye’de başarılı ve kafası çalışan çok insan var. Tek sorun, popüler kültür içerisinde faydalı bilgiye çok az yer veriliyor.

    • Merhaba,

      Teşekkür ederim, teveccühünüz. Dediğinize katılıyorum, Türkiye’de çok zeki ve başarılı insanlar/gençler var. Ama sistemimiz bunları öne çıkarmak üzerine değil maalesef. Ben de dahil herkesi öğütüyor sistem..

      Popüler kültür de sabah akşam lüzumsuz konuları boca ediyor üstümüze. Ne faydalı ne zararlı anlamadan yuvarlanıp gidiyoruz.

      Ben de popüler kültürün harcama/tüketim çılgınlığına karşı bir duruş sergilemeye çalışıyorum. Umarım dilim döndüğünce anlatabilirim.

      İlginiz için de tekrar teşekkürler, selamlar.

  9. Chaos

    Merhaba, sabah 6 da sizin yazılarınızı okurken buldum kendimi. Okudukça da kendi hayatıma çok yakın hissettim. (Şuanki hayatınız değil tabiki.) Bende 32 yaşındayım şuan ve yaklaşık 5 aydır borsayı tanımaya, öğrenmeye çalışıyorum. Çok fazla bir miktar ile baslamadigim için uzun vadeden ziyade kısa vadede belli bir miktar birikim yapmak ve ilerleyen zamanlarda sizin yaptığınız gibi uzun vadede yatırım yapmak niyetindeyim. Bu şekilde düşünmemin bir sebebide düzenli olarak yatırım için para ayıramamam.
    Sizi twetter dan takip edeceğim. Yazınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

    • Merhaba,

      İlginiz için sağolun, umarım değerli vaktinizde size katkım olmuştur. Benim gibi yüzlerce insan olduğunu bildiğim için yazıyorum. Çalışan ve birikim yapamayacağını düşündüğü halde bunun mümkün olduğunu göstermek istiyorum.

      Yazı yarın sitede olacak!

      Teşekkürler.

Lütfen fikirlerinizle katkı sağlayın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: