Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

Ms. Milyoner

Ms. Milyoner’den Merhaba

Mr. Milyoner’in eşi olmak kolay değil, ister istemez bir misyon yüklüyor insana. Zaten hayat felsefeleriniz birbiriyle tutarlıydı ki eş oldunuz, değil mi? Bir yandan da Ms. Milyoner olarak o misyonu yüklenesim de varmış ki bu dakikada bu satırları yazıorum. Yoksa malum, bir kadın içinden gelmeden yazmaz, düşüncelerini dökmez ortaya…

Ms. Milyoner Kimdir?

Ms. Milyoner

Ms. Milyoner Temsili 🙂

Ms. Milyoner de Mr. Milyoner gibi 30’lu yaşların başında, beyaz yakalı bir çalışan. Yaklaşık 10 yıllık bir iş tecrübesi ve Türkiye şartlarında ortalamanın birazcık üzerinde bir geliri var. Mr. Milyoner ile evliliklerinin neredeyse ilk gününden bu yana kanaatkar bir hayat süregeldiler. Zaman zaman Mr. Milyoner’e kanaatkarlık olayını biraz abartığı, kaba tabirle tasarrufun suyunu çıkardığı yönünde eleştirilerim olsa da tabiatım gereği israfı sevmediğim ve mütevazı bir hayat tarzına sahip olduğum için temelde önemli bir sorun yaşamadık. Hem aklımızı kullanmanın ve heveslerimizi kontrol edebilmenin sonucu olarak hem de -çok şükür ki- bu sürece darbe vuracak herhangi bir sağlık sorunu vs. yaşamadığımız için 10 yılın sonunda milyoner olduk.

Milyoner olmaktan kastımız tabii ki zengin olduk, para pul içinde yüzüyoruz, bir elimiz yağda bir elimiz balda filan değil- o kadar da olmuyor tabii ki, gerçek dünyadan bahsediyoruz.? Ama en azından ciddi bir birikimimiz oldu ve kenara koyduğumuz tutarla finansal bağımsızlığımıza adım adım yaklaşmaktayız. FIRE konsptine göre finansal bağımsızlığın hangi birikim aşamasında kazanıldığı kişilerin veya ailenin birtakım temel harcamalarına göre değişiyor. Finansal bağımsızlığınızı kazanmak için gerekli olarak birikim tutarını buradan hesaplayabilirsiniz (Pek Yakında!)

Bu internet sitesinde ben, naçizane, FIRE yolculuğunda ailemize nasıl katkıda bulunduğumla ilgili yazılar paylaşacağım. Bu minvalde çalışan kadın, çalışan anne, Türkiye’de beyaz yakalı kadın olmak, aile ekonomisi gibi konularda yazılarım olacak. Yorumlar kısmında hatalarım varsa beni düzeltmeniz, kendi tecrübelerinizden yola çıkarak önerilerinizi paylaşmanız veya hep birlikte kafa yorabileceğimiz sorunlarınızı ifade etmeniz toplam faydayı artıracaktır; şimdiden teşekkürler ederiz.

Gelelim benim bakış açıma…

Ms. Milyoner’in Perspektifi

Ben de Mr. Milyoner gibi memur ağırlıklı bir ailede büyüdüm. Babamdan bana bir servet kalması ihtimali şöyle dursun, babam bana bir ev bir araba alsın kadar bile beklenti oluşturmayan hayatın gerçekleri beni kendin çalış, kendin kazan, ne ekersen ancak o kadarını biçersin, çalışmaktan başka çaren yok çizgisine getirdi. Allahtan oldum olası çalışmayı, rekabeti, başarılı olmayı sevmişimdir; böylece en azından çaba sarfetmek bir işkenceye dönüşmedi yıllarca- ta ki çalışmaya başlayıp “Ama hala bitmedi mi ben zaten tüm eğitim hayatım boyunca ders çalıştım ve bunun sonucunda kazandığım maaş karşılığı kölelik mi?” diyene kadar. Çalışma hayatının ilk birkaç yılı çalışan güçlü kadın hissinin verdiği motivasyonla geçerken sonrasında -anne olmanın verdiği eve ve çocuğa duygusal bağlılığın da etkisiyle- 8-5 mesaide ömrüm geçiyor, yaşlanıp emekli olana kadar yıllarım böyle heba mı olacak gibi düşünceler zihnimi kemirmeye başladı…

Hem çalışmak istiyorum, hem evimle ailemle ilgilenmek; hem istediğim gibi alışveriş yapmak istiyorum hem israf etmemek; hem kariyerimde yükselmek istiyorum hem aile hayatımı kariyer uğruna harcamamak; hem çok iyi bir anne olmak ve çocuğumla/çocuklarımla doyasıya zaman geçirmek istiyorum hem çocukla ilgili şeyler dışında da bir hayattan lezzet almak; hem evde sağlıklı yemekler yapayım istiyorum hem evde şunu da kendiniz yapın bunu da tarzı tariflerin suyunu çıkarmamak…

Şimdilik burada keseyim. Umarım bütün bunları ayrıntısıyla ele alacağım ve sizlerin yorumlarıyla bu yolculuk daha da zenginleşecek.

Bizi izlemeye devam edin anacığım ?

@Ms. Milyoner

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 2
    Shares

Previous

Para için Çalışmayın, Para Sizin için Çalışsın!

Next

Bireysel Finans Nedir? Neden Önemlidir?

9 Comments

  1. Mr. Milyoner

    Hoş geldin sefalar getirdin Ms. Milyoner 🙂

  2. Mustafa

    Ms. Milyoner Hoşgeldiniz. Milyoner olma yolunda bir bayanın tavsiyelerini okumak da keyifli olabilir diye düşünüyorum.

    Yazılarınızı takip etmeye devam edeceğim.

    • Ms. Milyoner

      Tesekkur ederim Mustafa bey. Tasarruf ve birikime dayali kanaatkar bir hayat konusunda, bir bayanın tavsiyeleri her zaman bir erkeğinkinden daha önemlidir 😉 Bizi izlemeye devam edin!

  3. Happiness

    Cocuk kismi haric kendi hayatimi okuyor gibi hissettim. Devami da ayni mi merakla bekliyorum.

  4. Buket

    “FIRE” den bahsedip “anacığım” ile biten samimi sürükleyici bir yazı olmuş

  5. kayacans

    Çalışma hayatının ilk birkaç yılı çalışan güçlü kadın hissinin verdiği motivasyonla geçerken sonrasında -anne olmanın verdiği eve ve çocuğa duygusal bağlılığın da etkisiyle- 8-5 mesaide ömrüm geçiyor, yaşlanıp emekli olana kadar yıllarım böyle heba mı olacak gibi düşünceler zihnimi kemirmeye başladı…” birebir katılıyor ve şu 1 yıldır bu sıkıntıyı yaşıyorum keza..
    oğlumla daha fazla vakit geçirmek, daha az süre çalışmak (8-12.00 arası), kendime hobilerime hayallerime daha fazla vakit ayırmak istiyor aynı anda düzenli bir gelirim olsun istiyorum…

    ne güzel tecrübeni bizlerle paylaşman..memnun oldum çok menun ooldum 🙂

    • Merhaba,

      Ms. Milyoner’in size mesajını aktarıyorum:

      Sevgili kayacans sizi o kadaar iyi anlıyorum ki. Kalbin ve hatta beynin çocuğunun yanındayken, genellikle çok da bayılmadığımız, iş yerlerinde ömür tüketmek ne kadar zor değil mi? Ben de hala aynı sıkıntıyı yaşıyorum ve beynimde sorular dönüp duruyor… Sadece akşamları ve haftasonları gerçek hayatı yaşıyor gibiyim; o zamanlar da bir yandan yemek, ev işleri, haftaiçinden kalan işleri yetiştirmeye çalışırken bir yandan çocukla aktiviteleri araya sıkıştırmaya çalışırken geçiyor. Hobilerden ya vazgeçiyorum ya da koşturmaca içinde tadını almadan yapar gibi görünmekle geçiyor ömür.

      Yaramıza tuz biber ekiyor bu bakış açısı. O yüzden gelin siz de benim gibi yönünüzü değiştirebilecek düşüncelere dalmaya çalışın.. Daha erken okul/okul öncesi eğitim hayatına başlayan çocukların başarı oranı diğerlerine göre daha yüksekmiş, bizimkiler de daha başarılı olur umarız. Oğlunuz kaç yaşında bilmiyorum ama biraz büyüdükçe, 3 yaşından sonra, zaten arkadaş ve sosyalleşme aramaya başlıyorlar. Çalışmıyor olsaydık da veya öğleden itibaren evde olabilseydik de büyük ihitmalle biz çocuklarımıza yetemiyor olacaktık ve oyun arkadaşı, sosyalleşebileceği ortam vs arıyor olacaktık. Nasıl bir işiniz olduğunu da bilemiyorum ama işinize yararsa anlatayım. Benim iş yerimde dönemsel yoğunluklar ve sakin zamanlar olabiliyor. Sakin zamanlarda online eğitimler almak, blogla uğraşmak, 2. el alım-satım, dekorasyon gibi hobilerime yönelik alanlarda araştırmalar yapmak suretiyle maddi veya manevi kazanç sağlamaya çalışıyorum.

      Maalesef orta direk için hem düzenli makul bir gelir hem de aile ve çocuğa doymak mümkün görünmüyor günümüz dünyasında… O yuzden biz eşimle blogda bahsettiğimiz FIRE yani yaşlanmadan emeklilik konseptine ümit bağladık. Zaten çalışıyoruz, bundan kaçış yok, bari tüm ömür böyle geçmesin…

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: