Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

Çalışanın Vergi Yükü

İlk kez bu yazıyla bloga başlıyorsanız, kim bu adam, neden bahsediyor allasen diyebilirsiniz! Bu yüzden sırayla şu yazılara göz gezdirmenizde fayda görebilirsiniz:

Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır!

Bu sözü nerelerde görmedik ki okullarda, haberlerde, sokakta… Her yerde bu mesajı zihnimize kazıdı devlet. Bizi vergi vermeye teşvik etmek için! Ama zaten teşviğe ihtiyacımız yok ki! Çalışanlar her ay daha MAAŞINI ALMADAN peşin peşin Gelir Vergisini, SSK Primini vs. öder. Sonra yerken içerken ve diğer insani ihtiyaçları 🙂 için de kaçacak yeri yok, KDVsini ÖTVsini seve seve öder! Zaten vergi tanımını hatırlayanlar bilir:

Vergi, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının, kamu hizmetlerinin finansmanını
karşılamak üzere kişilerden ZORLA aldıkları paralardır.

Kaynak: Muhasebe ve Finansman

İsterseniz vermeyin! Seve seve olmazsa devlet zorla alır… Adı üstünde be VERgi 🙂

İstersen verME!

 

Yerli ve Milli Çalışan

Eğer biri sizin yerli ve milliliğinizi sorgularsa hemen ona şu rakamı söyleyin ve göğsünüzü kabartarak övünün.

Biz çalışanlar; gelir vergisi, ÖTV, KDV ile toplam vergilerin tam %70‘ini ödüyoruz!

Kaynak: Maliye

Evet, yanlış duymadınız! Devletin topladığı 100 lira verginin 70 ini biz ödüyoruz. Peşin peşin!

Peki koca koca şirketler? Onların ne kadar ödediği vergilerin payını biliyor musunuz? %8! Biz üç kuruş maaşımızla %35lere varan gelir vergisi ödüyoruz… Dünya devi! şirketlerimiz ise sadece %20 kurumlar vergisi!

Sanmayın ki bütün karlarının %20sini veriyorlar… Biz kira, benzin, eğitim vs masraflarımızı vergiden düşemezken onlar vergi matrahından düşer, kalan üç kuruştan %20 verirler! Normalde azdan az, çoktan çok gider derler ama bizde durum tersi:

Az kazanan çalışandan çok, çok kazanan şirketten az vergi!

Mr. Milyoner

Şirketler bizim veli-nimetimiz, onlar olmasa kim maaş verecek biz çalışanlara? Tamam şirketlerimize destek verelim, iyi hoş da biraz abartmıyor muyuz? Mesela kapitalizmin beşiği Amerika’da şirketlerin ödediği kurumlar vergisi oranı nedir biliyor musunuz? %38! Başka sorum yok!

Ucu o kadar da sivri değil! Kaynak

 

Kaynayan Kurbağa Sendromu

Sendrom diyince benim de aklıma ilk Stockholm geliyor aslında 🙂

Neden bu kadar çok vergi veriyor/uz? Cevap basit; herkes tuttuğunu öper! Çalışanlar daha para hesabına geçmeden kaynağında vergisini öder, temiz iş! Vergiler sürekli artsa bile sesimizi de çıkarmıyoruz… Siz devlet olsanız öpmez misiniz?

Kurbağa hikayesini hatırlarsınız; kazandaki su yavaş yavaş ısındığı için kurbağa farketmez ve ölür. Nasıl ki sigara yavaş yavaş öldürdüğü için pek korkulmaz, vergiler de bizi korkutmuyor! Ama aslında Anayasa ne diyor:

Madde 73:

Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Anayasa

Ne güzel söylemiş, ANA-YASA: adaletli ve dengeli! Ama çalışanlar olarak biz toplam verginin %70ini ödüyoruz. Bir de adaletli olmasa ne olurdu halimiz?

Adaletin bu mu Dünya?

 

Peki Ne Yapabiliriz?

Mevcut tablo pek iç açıcı değil farkındayım. Ama elimizden ne gelir? Tek gelir kaynağımız emeğimizle çalışıp kazanabileceklerimiz. Hemen kendi şirketimizi kurup %20 vergi kervanına katılacak halimiz yok. Vergi cenneti ülkelere (Karayipler vs.) de gidemiyoruz… Devrim yapıp sistemi değiştirecek de değiliz! Peki oturup halimize ağlayacak mıyız? Hayır!

Benim gibi yapın; tasarruflarınızı artırarak birikimlere aktarın, akıllı yatırımlarla finansal bağımsızlığa ulaşmaya çalışın. Çünkü 65 yaşına çalışıp bu yüksek orandaki vergileri ödemek kaderimiz değil. Mesela bir milyoner olarak kazandığınız faizden sadece %10, borsadaki karınızdan ve döviz kazancınızdan da %0 vergi ödersiniz. Ben öyle yapıyorum, çok güzel; siz de gelsenize!

 

 

Mr. Milyoner’den daha fazla bilgi dolu yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 4
    Shares

Previous

Saygın Kadın, Saygın Toplum

Next

Yerli Malı Haftası, Sebze-Meyve Şöleni midir?

7 Comments

  1. Mustafa

    Vergi adaletsizliğine çözüm bulunana kadar milyoner olabilir miyim? ? ?

  2. Şuayb

    %70 i yazının içinde ayrıntıları ile belirtseydiniz güzel olurdu

    • Merhaba Şuayb Bey,

      Kaynak olarak maliyenin kendi sitesine link verdim ama daha detaylı girmeye gerek görmedim. Siz hangi ayrıntıları görmek isterdiniz?

  3. YS

    Öncelikle harika bir yazı olmuş ancak gözüme batan ve sanki vermek istediğiniz mesajı destekleyen birkaç tutarsızlık var.

    Amerika’da şirketlerin ödediği vergi eyalete ve tax bracket’e göre değişiyor. Benim şirketim sadece %7 gelir vergisi ödemekte, çünkü sales tax’in olmadığı bir eyalette kuruldu ve çok iyi oranlara sahip. Örneğin Nevada’da ve Texas’da (Las Vegas’ın eyaleti) kurulan şirketler de hiç gelir vergisi ödemez bildiğim kadarıyla. (Tax heaven dedikleri eyaletler bunlar, Delaware ile birlikte.)

    Kesinlikle Amerikan şirketleri Türk şirketlerine nazaran çok daha az vergi öder. İki ülkede de şirketi olan biri olarak söylüyorum. 🙂

    TR şirketleri her işlemde %18 Sales Tax + %20 Stopaj ödetir (ücret absürd bir şekilde artar) sonra Allah korusun kar ederseniz üzerine %22-50 oranında para ödersiniz içinde bulunduğunuz Tax Bracket ve Gelir durumunuza göre. Şirketin üzerindeki zorunlu sigorta külfetinden bahsetmek bile istemiyorum.

    Nevada’da şirket açtıysanız hiçbir Sales Tax/Corporate Tax/Personal Income Tax/Franchise ve Inventory Tax ödemezsiniz. (Bu yüzden bütün Casino’lar oradadır.)

    Siz verdiğiniz rakamları nereden (CALI?) aldınız bilmiyorum ama ABD pasaportunu alıp Porto Rico’da şirket kuran milyonerlerle dolu. (0 vergi, total, Resmi olarak ABD toprağı.)

    Ayrıca dünyanın kapitalist ve refah içindeki her yerinde şirketler çalışanlardan daha az vergi öder. Risk üstlenip, değer/iş/capital üretmenin bir yan getirisi.

    Bir çalışan için en iyi para değenlendirme yolları vergiden uzak yollardır çok haklısınız ve yatırım yapmayıp da çalışanların sistemi yenmek için hiç şansları yok, kesinlikle haklısınız. Özellikle Türkiye’de yatırım en avantajlı yol, çünkü ABD’deki gibi Vadeli mevduat hesapları %1-3 faiz yerine %13-17 faize sahip. Ayrıca borsadan ve Forex’den vergi bile ödemiyorsunuz. Çok ama çok avantajlı. Zeki olanlar kazanacaktır.

    Ancak yazıdaki biraz “anti-şirket” havası tenime dokundu. 🙂

    Şirket kurmak hiç zor veya masraflı değil, eğer insanların isteyeceğini bir değer üretebilme yeteneğiniz varsa (Ki olduğuna eminim, enfes yazılarınız var. Kurumsallaşıp, eğitim olarak satabilirsiniz.) riski üstlenip kurmakta serbestsiniz. Ancak yıllarca negatif bütçelerle çalışıp, çalışanlarına maaş veren insanlara, başarılı olunca çok para kazanıp az vergi ödüyorsun demek biraz garip. Kurulan bütün şirketlerin %90’dan fazlası batıyor ve ortalama bir multi-milyoner founder hayatında en az 1 şirket batırıyor. (Mesela ABD başkanı Trump 4 kez iflas etmiş.)

    Burada adil olmayan bir durum yok, riskli şeyler yapan yaptığı şeylerin zorluğuna göre ödüllendirilir. Yatırım yapmak da böyle takdir edersiniz. Doğru hisselere yatırıp yapıp, üzerine riskli Forex tablolarıyla yatıp kalkan insanlar kısa bir sürede Milyoner oluyorken, garantili 401k/BES yatırımları 50 yıl sonunda kimseyi bir yere getirmiyor. 🙂

    Keyifle başka yazılarınızı okumak dileğiyle…

    • Merhaba,

      Öncelikle hem ilginiz hem de bilgi dolu yorumunuz için teşekkür ederim. Yanlı olmak her faninin kaderidir 🙂 Ben de bir çalışan olarak daha yanlı bir gözle bakıyor olabilirim, aynı şekilde sizin de bir şirket sahibi gözüyle bakmanız gibi 🙂 Bu da gayet normal.

      Yazıda bahsettiğim vergi oranı “Federal Income Tax” oranı. Alaska’da bile şirketiniz olsa bundan kaçış yok. Ayrıca dediğiniz gibi çeşitli eyaletlerin farklı “state tax” uygulamaları var. Ama federal vergiden kaçış yok..

      Risk konusunda dedikleriniz katılırsak: Peki bir fabrikada montaj hattında çalışan (kolu bacağı kaptırma riski), direklere tırmanıp bakım yapan (düşüp ölme riski) gibi örnekleri çoğaltılabilecek kişiler para kazanmak için hayatlarını bile riske atmış olmuyorlar mı? Aldığı riske göre muamele görecekse herkes, bu insanlar dünyanın en çok kazananları olmalı herhalde.. Veya askerler, polisler aynı şekilde. Ama maalesef dediğiniz gibi “riskli şeyler yapan yaptığı şeylerin zorluğuna göre ödüllendirilir” her zaman geçerli olmuyor..

      Dediğim gibi bakış açımızın farklı olması gördüklerimizi ve düşündüklerimizi bile değiştiriyor. Bu da görüş çeşitliliği getiriyor. Görüşleriniz için teşekkür ederim.

      Selamlar.

      • YS

        Merhabalar,

        Hayati riskden değil finansal riskden bahsediyorum. Bahsettiğim Forex’ten kısa dönemde bir BES fonundan çok daha fazla kazanabileceğiniz… Ve çok daha fazla kaybedebileceğiniz… Biri çok daha fazla bilgi ve beyin gücü istiyor. Veya bireyler hisse alıp satmakla, ortak fon arasındaki farkı düşünün. Çok daha kolay = Çok daha az getiri potansiyeli. = Çok daha az risk ve kaybetme potansiyeli. = Az beyin ve bilgi gücü.

        Askerler ve polislerin, garantili sigortalı işleri vardır. İşe alınırlar. Ne yapacakları onlara söylenir. Kendilerine verilen küçük alan dışında düşünmek, insiyatif kullanmak durumunda değillerdir. Bir sistemin içindedirler. Yeni birşey yapmazlar. Herşey bir raydadır ve yapmaları gereken tek şey yürümektir. Ne yapacağını tasarlayan adama, bir fabrikada 16 saat çalışan minimum ücretin çok üzerinde alan insandan 100000 katı daha fazla para ödenir çünkü yaptığı iş çok daha “zordur”.

        Zor daha çok efor harcıyor, veya hayat, tehlikesi var demek değildir. Bir fabrikada çalışmak için uzuvlarınızın tutması ve vaktiniz olması yetiyorken, (yani eli ayağı tutan her insan bu işi yapabiliyorken) bir tasarımcı hiçkimsede olmayan bir vizyona, yetenek birikimine, bilgiye ve sorumluluklara sahiptir. O adamın yetenekleri çok daha zor kazanılır ve yıllar süren bir gelişimle idealleşir.

        Ve her “insafsız bir şekilde” 16 saat çalıştırılan insan da kendi kıyafetlerini tasarlayıp insanlara sunmakta serbesttir. Veya online bir mağaza açmakta. (Toplam 50-100$ maliyeti var. Yıllık.) Kitap okumakta, veya öğrenmekte. Ancak takdir edersiniz ki bu insanların çoğu için 30 dk. bir finans kitabı okumak 16 saat çalışmaktan çok daha zor. Sizin yazılarınızı arkadaşlarıma yolladım. Okudun mu diye sordum. Cevap hep hayır. Kolaylığı/zorluğu çok sığ algılamamak lazım

        Kolay = Herkesin yapabildiği şey. Ki herkes yapabiliyor, kolay. Eforsuz değil. KOLAY. Bu önemli bir ayrım.

        Zor = Çok az ve nadir insanların yapabildiği, çok daha atılım, inanç, risk gerektiren. 20-30 yıllık deneme yanılmalarla oluşabilen “elite skillset”‘lerin gerektirdiği işler. Bakın bu işler çok eforsuz olabilir. Warren Buffett’ın size 30 saniye yatırım tavsiyesi vermesi çok eforsuz olsa da yaptığı şey çok “zordur”. Başka kimse yapamaz. Okuduğum bir kitabın yazarı, Warren Buffett’la 1 saat yemek yemek için 700 bin $ ödemiş. Hayatımda harcadığım en az 700 bin $’dı diyor. Zor derken bundan bahsediyorum. Bir saat yemek yemek, bir insanın hayatındaki en “zor” şeyleri yaptığı irdelediği bir durum iken, Çindeki fabrikada 16 saat çalışmak hiçbir vasfı olmayan bir insanın nefes alıp, uzuvlarını kullanarak yapabildiği bir iştir. Çok efor harcaması veya hayati tehlike bu iş tanımını zor yapmaz. Bu insanların hepsi finans kitapları alıp, yabancı dil öğrenip, yeteneklerini geliştirip kendi işletmelerini açmakta veya bırakın işletme açmayı, ürettikleri değeri çok daha arttırıp çok daha fazla kar elde etmekte özgürler. Ama yapmazlar. Çünkü kitap okumak, ölüm tehlikesi altında iş yapmaktan daha zordur.

        Güçlerin en gücü olan irade gücünü ve beyin gücünü gerektirmez. Bu adamlar hiç beyin kullanmaz ve zombidir demiyorum ama umarım anlatmaya çalıştığım şeyi anlayabiliyorsunuzdur. İnsanlar ürettikleri değere ve yaptıkları işin zorluğuna (nadirliğine) göre para alır. Çok para almıyorsanız bu otomatik olarak yaptığınız iş birçok insanın yapabildiği kolay bir demektir denir.

        İnsanlar hep “kalori harcamayı veya zamanı” abartıp, bir işin mental yükünü görmezden geliyorlar. Anlatması zor. İngilizce’de çok güzel bir terim var “If you know, you know.” diye. Umarım iyi anlatamasam da açıklayıcı olabilmişimdir. Serbest bir dünyada, serbest piyasalar içinde yaşıyoruz. Herkes istediğini yapmakta ve değer üretmekte özgür, kolay olsa herkes yapardı. 🙂

        Ayrıca ABD’de kimse Federal Income Tax ödemez. Çok daha elastik ve rahat bir vergi sistemleri vardır. Örneğin Amazon 2017’de 0 $ bu vergiyi ödemiştir. Ben de ödemiyorum. Yani rakamlar çok aldatıcı olabilir bu konuda, ABD “yaratıcı muhasebeciliğin” ülkesi. Nerdeyse her Hollywood filmi kağıt üzerinde zarar ediyor.

        https://www.marketwatch.com/story/81-million-americans-wont-pay-any-federal-income-taxes-this-year-heres-why-2018-04-16

        Türkiye’de ise her gideri faturalandırmanız ve şirketinizle ilişkilendirmeniz gerekir. Prosedürler çok daha vergiyi destekler, işvereni değil. Ki ayrıca ödeseniz bile ABD’de federal income tax %10’dan, bilimum corporate tax’ler (%7’den) başlar. Türkiye’de en az %22 ve diğer bütün vergileri düşürme şansınız da çok sınırlı.

        Benim bütün geçen yıl ABD’ye ödediğim vergi 606$. Bu parayı Türkiye’ye 2-3 ayda ödüyorum. Tahmin edin hangi şirket daha çok iş yapıyor? 🙂

        Enfes yazılar için teşekkürler, umarım bu vergi ve değer olaylarının işveren perspektifini biraz açabilmişimdir.

        Sevgiler.

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: