Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

Borç İçinde Yaşamak mı, Finansal Özgürlük mü?

Satın alacak ne kadar çok şey var değil mi? Marka ve moda kıyafetler, lüks ve hızlı arabalar, nezih sitelerde rezidanslar, pahalı telefonlar, hızlı laptoplar, pırlanta tektaşlar, güzel mobilyalar… İhtiyaçlarımız saymakla bitmiyor. Ne kadar da kazansak alacak şeylere yetişmek çok zor. Her ay kredi kartı ekstresinde yeni taksit ve harcamalar.. Borç içinde yaşamak bunlara değer mi? Peki bunlar gerçekten ihtiyaç mı?

Havalı Çocuk vs ‘Loser’

Amerikan filmlerinde görmeye alışık olduğumuz bir klasiği hatırlayın: Lisede popüler çocuk, futbol takımı kaptanıdır ve bütün kızların gözü ondadır. Çünkü vaktini hep havalı şeylerle (müzik, futbol, gezip tozma vs.) geçirir, güzel bir arabaya biner, ona buna sataşıp posta koyar. Diğer tarafta da inek bir ‘loser’ tip vardır.

Lise boyunca havalı ve popüler çocuk keyif çatar, kızlarla gezer, herkesin gözü onun üzerindedir. İnek çocuk ise arkadaş bulmakta zorlanır, herkes onu hor görür ve lise onun için zalim bir yerdir. Amaaaa lise bittikten sonra başka bir klasik karşımızdadır: Popüler çocuk derslerine çalışmadığı için üniversiteye bile gidemez, sıradan bir işte çalışır, göbek yapar ve eski havasından eser kalmaz. Diğer yanda bizim inek, çok iyi notlarıyla güzel bir üniversiteden mezun olup çok iyi bir şirkette çalışır, iyi para kazanır. Roller tam tersine dönmüştür!

 

Bu klişeyi neden anlattığımı merak ediyorsunuz. Lütfen sabredin ve okumaya devam edin..

 

Lüks Yaşayan vs Kanaatkâr

Üniversiteden sonra çalışma hayatına atılıp para kazanmaya başlayınca hayatımızda çok ilginç bir dönem başlıyor. Daha önce ayda 500 liraya tavuk dönerle hayatı idame ettirirken birden ilk zamanlar milli piyango ikramiyesi gibi gelen 3-4 binlik maaş görüyoruz hesabımızda. Sayısal lotoyu kazanan gariban vatandaş gibi nevrimiz döner, çılgınlar gibi harcamaya başlarız. Güzel takımlar, yeni iPhoneler, lüks mekanlarda takılmacalar, neler neler! Bu dönemi aklı başında geçiren (ben dahil 🙂 ) kimseyi görmedim henüz.

İlk zamanlar keyfimiz yerindedir, göreceli olarak zenginleşmiş ve bu yeni hayatı çok sevmişizdir. Sefil öğrenci evinden güzel bir sitedeki rezidansa taşınmalar, akbili bir kenara fırlatıp taksi konforuna yükseliş, hatta hep hayali kurulan spor bir araba, yüksek limitli bir kredi kartı, Lc Waikiki t-shirtten Hugo Boss takım elbiseye geçiş… Sınıf atladık be!

borç içinde yaşamak

 

Yalnız bu hızlı yükseliş çoğumuzun bünyesini bozar. Alışmamış ne yapsın 🙂 Rahat yaşam, havalı olmak, lüks yaşamak alışkanlık yapar, hoşuna gider insanın. İlk zamanlar parayı özensizce harcarız; ilk bir kaç ay herşey çok güzeldir, ama hayatın gerçekleri kredi kartı borçlarının kar topu gibi büyümesiyle ortaya çıkar. Başta farketmek zordur hızlı yükseliş sebebiyle, ama aldığımız o maaş aslında lüks yaşam tarzı için çok azdır 🙂 Yıllarca üniversitede çekilen sefillik sonrası hissedilen o rahatlama ve lüks yaşam o maaşla yaşanamaz.

Büyük bir kısmımız bunu inkar ederek kredi kartına yüklenmeye, bu tatlı hayatı devam ettirmeye çalışır. ‘Havalı’ arkadaşlarından geri kalmak istemez, bir kere alıştı bu hayata… Yükselmek çok güzeldir de inişler zordur… İnkar ederiz, gelirimizden çok harcayarak borç içinde yaşamak uğruna sürdürmeye çalışırız. Kredi kartı borçlarından sonra araba kredisi, sayısız ihtiyaç kredileriyle değirmeni döndürmeye çalışsak da son kaçınılmazdır. 20li yaşlarını bu şekilde geçirirlerin borçları artarak 30lu, 40lı yaşlarına dert olarak birikecek

Amerikan filmleri klişemizdeki gibi ‘havalı’ hayatı tercih edenler bunun faturasını sonraki dönemde çekecekler. Birikim yaparak servet sahibi olmak şöyle dursun, biriktirecekleri tek şey kredi borçları olacak onlar için! Fakat ilk dönemi daha az hasarla atlatarak gereksiz harcamalar yapmadan kanaatkâr yaşam tarzını tercih edenler (mesela Mr. Milyoner) ise lisedeki ‘inek’ çocuk gibi havalı takılmasalar da geleceklerine yatırım yaparlar. Lüks yaşayıp borç içinde olmaktansa, tutumlu ve kanaatkâr yaşayıp Mr. Milyoner gibi finansal özgürlüğe yol alırlar.

borç içinde yaşamak

 

Asıl ‘Havalı’ olan Geleceğe Yatırım Yapmak

Mr. Milyoner olarak akıllı olan yolu tercih ettim ve 32 yaşında milyoner oldum! Nasıl olduğunu merak edenler lütfen kendi hikayemi anlattığım yazıyı okusun:

Peki benim gibi yapmayan ‘havalı’ arkadaşlarıma ne oldu? Ben 1.1 Milyon TL seviyesinde bir birikim sahibiyken onlar artık eskidiği halde (değeri 80.000) kredi borcunu (faiziyle 160.000) ödedikleri arabaları, binlerce lira harcadıkları eski moda kıyafetleri, ihtiyaçları olmayan pahalı ıvır zıvırları gibi şeylere yaptıkları bütün gereksiz harcamaları nedeniyle BORÇ İÇİNDELER! Gerçekten ihtiyaçları olmayan ve çok kısa bir süre keyfini sürdükleri harcamalarının cezasını ve yükünü yıllardır çekiyorlar, daha da çekmeye devam edecekler

Peki siz onlar gibi borç içinde bir gelecek mi, yoksa Mr. Milyoner gibi finansal özgürlük mü tercih edersiniz? Karar sizin…

Mr. Milyoner

 

 

Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

 

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 2
    Shares

Previous

Yerli Malı Haftası, Sebze-Meyve Şöleni midir?

Next

Mr. Milyoner’e Sorun!

6 Comments

  1. Aydın

    Harcamadıktan sonra milyonunuz olmasının bir anlamı var mı sizce? evet tutumluluk israf ve kanaatkar konularında sonuna kadar haklısınız ancak varyemez olmanın da bir anlamı yok bence. Para biriktirmek de hastalıktır ( cimrilik ) bir yerden sonra saplantı oluyor ve sorunlara yol açabiliyor. Sanki yedim ,sanki içtim diyerek para biriktirmek doğru, ama o biriktirdiği para seni de hasta yapmamalı. İnanın sağlık paradan daha değerlidir….

    • güzel bir noktaya dikkat çekmişsiniz, bu yazıda para harcamanın uç noktasını eleştiriyorum siz de tutumlu olmanın ekstremine vurgu yaptınız. katılıyorum herşeyin fazlası zarardır.

      blogun tamamında ana fikir olarak da sadece milyoner olmak değil maaşla çalışmak zorunda olmamak ve finansal özgürlüğe ulaştıktan sonra mesai köleliği yerine gönüllü emekliliği anlatmaya çalışıyorum.

      cimrilik yaparak hayatı kendinize ve ailenize zehir etmenin bir faydası olmaz. kendi adıma zevk aldığım ve beni mutlu harcamalar (yurtdışı tatiller, kitap, eğitim) yapıyorum. bu yazıda da eleştirdiğim gereksiz lüks ve size mutluluk yerine uzun vadede dert çıkaran masraflar. tabii herkesin lüks kavramı, değerleri kendine göredir. değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.

      yorum ve eleştiriniz için çok sağolun. kısa zamanda aşırı tutumluluk ve cimrilik üzerine de bir yazı hazırlamayı planıma not aldım.

  2. EJG

    İlk yorumdaki arkadaş şunu atlıyor para kötü gün için biriktirilir. Kimse çocuğunun rızkını yatırım yap demiyor ama bu işin yaşlılığı da var. Her zaman güzel maaş garantisi yok hayatta dikkatli olmak lazım.

    Güzel yazı, güzel blog herkese katılıyorum umarım bizi bir yalana inandırmıyorsunuz yoksa kitabını yazın hiç önemli değil ilk imzanızı ben isterim ama ben bize bir hayal dünyası anlatmanizdan korkuyorum zira siz de hak verin burasi sosyal medya burada her sey olabilir

    • çok doğru, insan olarak temel bir psikolojik eğilimimiz var: “Kötü olaylar benim başıma gelmez” hastalığın işsizliğin bizi hiç bulmayacağına inanmak istiyoruz. umarım herkesten uzak olur problemler ama biz ailemiz için kötü günlere hazırlıklı olmamız gerek.

      bu blogla ilgilenmeye 1 ay önce başladım, elimden geldiğince şu an blogun felfeseni oturtacak genel yazıları hazırlayıp yayınlıyorum. kendi hayat hikayemi anlatacağım: 10 yıldır çalışıp normal maaşlarla 1.1 milyon tl birikim yaptım. şu an blog yeni ama ilerleyen günlerde detay detay ne yaptım, ne aşamalardan geçtim, hangi yatırımları yaptım, nasıl bir yaşam tarzım var vs.

      kimseyi sihirli şekilde kısa sürede milyoner yapmak gibi bir vaadim yok! ama benim yaptıklarımı yapıp aynı sonucu alabileceğinizi düşünüyorum. tabii ki ülkemizde maaşlar düşük, hayat pahalı ama biz de bütçemize iyi sahip çıkamıyoruz. yatırım yapmayı ev almaktan ibaret sanıyoruz.

      hem tasarruf hem de yatırım konusunda tavsiye niteliğinde yazılar olacak, ben birikimimi 2,5 milyon tle ulaştırıp 40 yaşında gönüllü emekli olmak istiyorum. bu yolda isteyen yoldaş olabilir.

  3. Melih Güreşçi

    Milyoner gibi finansal özgürlük mü tercih ederiz 🙂

  4. Melih Güreşçi

    Tabiki neden olmasın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén

%d blogcu bunu beğendi: