Mr. Milyoner

Tasarruf + Birikim + Yatırım = Finansal Özgürlük

Araba Almak Mantıklı mı?

Ortaokulda ne öğrenmiştik, kavimler göçünün bir nedeni de yeni yerler keşfetme isteğiydi. Aslında mevzu daha geriye gidiyor, yerleşik hayata geçmeden önce yerimizde durmuyorduk bile. Yuval Noah’ın Homo Sapiens kitabını henüz okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim, insanlık tarihini keyifli bir şekilde anlatıyor. Homo Sapiens olarak yaklaşık 200 bin yıldır dünyadayız, yerleşik hayata geçmemiz ise sadece son 15-20 bin yılda. Yani genlerimizde var; yeni yerler görmek, keşfetmek,  özgürlük, sınırları aşmak…

Erdil Yaşaroğlu

İşte araba da günümüzün ulaşım aracı ve onu sevmemizin nedenleri saymakla bitmez. Genlerimizde bile var! Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra içgüdülerimiz bize haykırıyor: Araba al, büyük olsun, hızlı olsun, gösterişli olsun, dikkat çeksin! Peki içgüdülerimizi dinlerken biraz da düşünüp sorgularsak: Araba almak mantıklı mı?

At, Avrat, Silah

Maslow’un Temel İhtiyaçlar piramidinden çok önceleri atalarımız zaten olayı çözmüş ve ortaya koymuşlar:

  • At: Ulaşım, özgürlük ihtiyacı
  • Avrat: Sevme-sevilme ve çoğalma ihtiyacı
  • Silah: Güvenli hissetme ihtiyacı

Araba Gerekli mi?

Ulaşım ihtiyacı bizim için önemli, bunu kimse yadsıyamaz. Bahsettiğimiz gibi genlerimizde var, bizi de A noktasından B noktasına taşıyacak vasıtalara gereksinimimiz var. Ama artık günümüzde bunun tek yolu şahsi araba almak mı?

Toplu Taşıma

Otobüs, minibüs (bu bize özgü), tren, uçak, taksi ve artık UBER birer halka açık toplu taşıma araçları. Ben şahsen çok severim, en çok arabayı park etmekle uğraşmayacak olduğum için!

Eskiden toplu taşıma yoktu, şahsi bir bineğiniz yoksa kimse sizi bir yere götüremezdi -en azından istediğinizde-. Nasıl ki insanlık tarihinin çok kısa bir diliminde yerleşik hayata geçtiysek, toplu taşıma da ancak 200 yıldır var. Henüz içgüdülerimiz buna hazır değil. O yüzden garipsiyoruz. İlk fırsatta sırtımızı dönüyoruz, araba alma hayali hep aklımızda. Fakirler biner otobüse!!

İşin Duygusal Yönü

Özellikle biz millet olarak nasıl ki eskiden atlarımıza özen gösterip iyisini sağlıklısını seçtiysek, onlara gözümüz gibi bakıp duygusal olarak bağlandıysak, bugün de arabalarla ilişkimiz çok farklı değil. Bu duygu evrensel birşey ama bizde hayli ileride. Kısa bir süre yurtdışında yaşadım, ne arabalarına bu kadar baktıklarını gördüm, ne de hissi bir bağ kurduklarını 🙂

Seviyoruz arabaları, daha bugün bir arkadaşımla araba bakmaya gittik. “32 yaşındayım bir BMW’ye binmeyeyim mi?” dedi. (Bu arada ona da 15 dakikalık bir nutuk çektim; gereksiz lüks, amortisman, kaskosu, benzini vs. Pek etkisi olmadı 🙂 yazıyı okuyanlar üzerinde bakalım ne kadar başarılı bir etki bırakacağım)

Bu sorusuna nasıl cevap vereceğimi bilemedim. Derin bir konu, aklıma şu geldi: “Hayatının bu döneminde en çok istediğin şey nasıl sadece bir lüks arabaya binmek olabilir?” Tabii söylemedim (Şimdi arkasından konuşuyorum 🙂 ). Başarılı bir mühendis, ama yine de maaşlı çalışan biri, diğer ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra elinde kalan gelirini 62,5 ay ( 5 yıldan fazla) boyunca biriktirip tam 250.000 TLyi 4 tekeri olan ve akşam kapının önünde bırakacağı birşeye vermesine neden olacak kadar güçlü bir istek… Sizin için de öyle mi? 5 yıl boyunca bir araba için çalışır mısınız?

Olmazsa Olmaz

Kimse araba falan almasın demiyorum, hemen kızmayın. Benim arabam var! Bazı kişiler için araba mecburi olabilir. Çocuğunuz, hastanız vardır, kalabalıksınızdır, toplu taşıma/servis alternatifi yoktur, sık sık uzun yol yapıyorsunuz, bizim arkadaş gibi arabasız yaşayamıyorsunuz vs. Bunu en iyi siz bileceksiniz; ihtiyacınızsa, hayatınıza değer katıyorsa ve karşılayabiliyorsanız neden olmasın? Ama isterseniz siz bu soruları cevaplamadan önce işin finansal yönüne bakalım ve örnekler üzerinden karşılaştırıp araba almak manktıklı mı diye düşünelim.

Maliyet Analizi

Mesleğim gereği rakamlarla uğraşıyorum, işime o kadar bayılmasam da sayıları, hesap-kitabı seviyorum 🙂 Araba almanın gerekliliği üzerine konuştuk şimdi de finansal yönüne bakalım, durum nasıl?

Araba Almanın/Kullanmanın Maliyeti

Twitter’da bir anket yapmıştım.

Sonuç beklediğimden farklı çıktı, sanırım takipçilerim kanaatkar yaşamdan bahseden bu hesabı izledikleri için zaten hayli bilinçliler. Gelin bu örnekteki iki araç örneğinden giderek tahmini maliyetlere bakalım. (Bazı varsayımlarda bulunacağım, yanlış olduğunu düşünüyorsanız lütfen yorumunuz bırakın)

VW Polo

Arabayı almak için 75.000 TL ödemeliyiz. Daha önce Ev Almak Akıllı Bir Yatırım mıdır? yazısında bahsetmiştik, fırsat (alternatif) maliyetinden. Burada da kullanacağız.

  • 75.000 TL’yi aylık vadeli mevduata koysaydık yaklaşık net 770 TL (%14,5 faiz ve %15 stopaj) faiz geliri olacaktı. Ama araba sahibi olmadığımız durumda da taksiye bindiğimizi farzederek bu taksi harcamasını 770 TL varsayarak fırsat maliyetimizi bu araç için sıfır (0) kabul edelim.
  • 1.2 litre mütevazi motor hacmimiz için ödeyeceğimiz MTV aylık 68 TL  (1-3 yaş, vergi öncesi araç bedeli 40-70 bin, yıllık 817 TL) olacak.
  • Yaptıracağımız trafik sigortasını yıllık 800 TL, kaskoyu 1.500 TL olarak (bu rakam herkes için farklı olacaktır, genelledim) kabul edelim. Toplam aylık güvence gideri 191 TL olacak.
  • Küçük motorumuz fabrika verisine göre 4.7 lt/100 km, forumlardan bakarak gerçek hayatta ise 5.8 lt/100 km civarı yakıt tüketimi vardır. Ayda ortalama 900 km (yılda 10.800 km) yapan standart bir kullanım verisiyle aylık benzin (litresi 5,6 TL’den) masrafımız 292 TL olacak.
  • Arabamız eskiyecek, o yüzden amortismanı da hesaba katalım. Normalde otomobilin ekonomik ömrü 5 yıl kabul edilir, ama biz enflasyon sebebiyle araç değer artışını da göz önünde bulundururak 10 yıl diyelim. Bu sürenin sonundaki değerini de 20.000 TL alalım. Kalan 55.000 TL’nin aylık yıpranma maliyeti 458 TL olacaktır.
  • Yıllık bakımı yaklaşık 500 TL’ye yaptıracağız; aylık bakım gideri 42 TL olacak, ayrıca ağır bakım diye tabir edilen daha masraflı bakımlar da olacak ama onu hesaplamak zor, aylık bakım giderini 50 TL kabul edelim.
  • Küçük arabamızın 4 küçük lastiği (185, 65, 15 ölçüleri) için hesaplı PETLAS marka kış lastiği alalım. 5 yıl kullanım ömrüyle 720 TL’ye alacağımız lastiklerin aylık maliyeti 12 TL olacak. (Tekrar alınacak yaz lastikleri maliyetini yok sayıyorum!)
  • İlk 3 yıl boyunca yaptırmasak da, 2 yılda bir kez yapılan muayene 227 TL, ve egzoz emisyon 55 TL olmak üzere ayda 12 TL muayene gideri olacak.

Ne kadar çok kalem varmış be! Toplamda aylık maliyet 1.083 TL oldu.. Siz sadece ödediğiniz benzin parası mı var sanıyordunuz 🙂 En ucuzu bile lüks oldu…

BMW 3.18

araba almak mantıklı

Arabayı almak için 235.000 TL ödemeliyiz. BMW websitesinden orta donanım seviyesinde benzinli bir 3.18i sedan fiyatını aldım.

  • 235.000 TL’yi aylık vadeli mevduata koysaydık yaklaşık net 2.414 TL (%14,5 faiz ve %15 stopaj) faiz geliri olacaktı. Ama araba sahibi olmadığımız durumda da taksiye bindiğimizi farzederek bu taksi harcamasını 770 TL varsayarak, fırsat maliyetimiz bu araç için 1.644 TL olacaktır!
  • 1.5 litre motor hacmimiz için ödeyeceğimiz MTV aylık 130 TL  (1-3 yaş, vergi öncesi araç bedeli 70 bin üstü, yıllık 1.553 TL) olacak.
  • Yaptıracağımız trafik sigortasını yıllık 800 TL, kaskoyu 2.500 TL olarak (bu rakam herkes için farklı olacaktır, genelledim) kabul edelim. Toplam aylık güvence gideri 275 TL olacak.
  • Performanslı motorumuz fabrika verisine göre 5 lt/100 km, forumlardan bakarak gerçek hayatta ise 8 lt/100 km civarı yakıt tüketimi vardır. Ayda ortalama 900 km (yılda 10.800 km) yapan standart bir kullanım verisiyle aylık benzin (litresi 5,6 TL’den) masrafımız 403 TL olacak.
  • Arabamız eskiyecek, o yüzden amortismanı da hesaba katalım. Normalde otomobilin ekonomik ömrü 5 yıl kabul edilir, ama biz enflasyon sebebiyle araç değer artışını da göz önünde bulundururak 10 yıl diyelim. Bu sürenin sonundaki değerini de 70.000 TL alalım. Kalan 170.000 TL’nin aylık yıpranma maliyeti 1.375 TL olacaktır.
  • Yıllık bakımı yaklaşık 1000 TL’ye yaptıracağız; aylık bakım gideri 83 TL olacak, ayrıca ağır bakım diye tabir edilen daha masraflı bakımlar da olacak ama onu hesaplamak zor, aylık bakım giderini 100 TL kabul edelim.
  • Güzel arabamızın 4 büyük lastiği (225, 50, 17 ölçüleri) için hesaplı PETLAS marka kış lastiği alalım. 5 yıl kullanım ömrüyle 1.400 TL’ye alacağımız lastiklerin aylık maliyeti 117 TL olacak. (Tekrar alınacak yaz lastikleri maliyetini yok sayıyorum!)
  • İlk 3 yıl boyunca yaptırmasak da, 2 yılda bir kez yapılan muayene 227 TL, ve egzoz emisyon 55 TL olmak üzere ayda 12 TL muayene gideri olacak.

Hamama giren terler, BMW’ye binen de bedeli öder.. Toplamda aylık maliyet 4.056 TL oldu! Var mı böyle babayiğit 🙂

Bütün UBER’ler/Uçaklar Benim Maliyeti!

Araba sahibi olmak gerçekten maliyetli. Benim de arabam var ve VW Polo muadili bir araç. Maliyetine katlanıyorum, bunu hesaplayıp hayatıma etkilerini düşünerek satın aldım ve kullanıyorum. Ama herkes için gerekli mi? Şehir içinde SUV kullanıyoruz ya…

Bu maliyeti ödemek yerine ulaşımı başka yollarla yapmak mümkün değil mi? Toplu taşımanın en lüks olanı taksi. Şehirlerarası için de uçak. Bu lüks araçları kullansak bile kaçımız için yukarıdaki maliyetler seviyesine ulaşacaktır aylık? Bunun hesabını yapamadım, çünkü herkesin ulaşım şartları ve sıklığı aynı değil. Fakat siz kendiniz için hemen kalem kağıda veya benim gibi excele sarılıp hesaplayabilirsiniz.

Araba Almak Mantıklı mı? Sizce?

Bu soruya herkes için verilecek bir cevap yok. Örnek iki seçenek için maliyetlerini hesapladık, şartlarınızı/ihtiyaçlarınızı değerlendirin, siz karar verin. Araba almanın finansal geleceğinize – hayatınıza yaptığı katkıları maliyetinin yanına koyun, bakalım ne çıkacak? Lütfen bu konudaki fikirlerinizi, varsa hesaplamalara itirazınız/düzeltmeniz için yorum bırakın, hep birlikte tartışalım.

Mr. Milyoner


Yazıyı beğendiyseniz diğer popüler yazılarım:

Yeni yazılar için TwitterFacebook ve Instagram hesaplarından takipte kalın!

Beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşın! Soru ve görüşlerinizi de yorum olarak bırakın! Teşekkürler

 

Beğendiysen paylaş lütfen!
  • 10
    Shares

Previous

Yeni Başlayanlar için Borsa Rehberi

Next

İnfografik Denemesi

36 Comments

  1. zaire cumhurbaşkanı

    araba ülkemizde ihtiyaçtan çok statü göstergesi maalesef. uzun yıllardır çalışıyor ve yalnız yaşıyorum çevremde sürekli arabam olmadığı için ayıplanıyorum. araba almaya kalksam “onu alacağına şu kadar ver, bunu al” tavsiyelerinin önü kesilmez. acımasız vergi politikası ve kırılgan ekonomi gerçeği var, çoğu zaman araba, sırf masraf durduğu yerde. yine aynı sebeplerden ilginçtir ki araba bir yatırım aracı bile olabiliyor. bu durumu sağlıksız buluyorum.

    araba alacak olsam konfor ilk kıstasım olur, ihityaçlarımı karşılaması, güvenliği gibi kriterleri göz önünde bulundururum, ankette oy kullandım, vw polo işaretlemiştim. benim çevremde daha çok “o kadar paran var buna mı biniyorsun” diye konuşacak insanlar var, bu anketi göstersem. ilginçtir müsrif olmamak cimri olmak gibi algılanıyor, bana küçük olsa da vw polo tüm temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir opsiyon. burdan yola çıkarak bir gün kanaatkar olma konusunu, ihtiyaçtan fazlasını istememe&tüketmeme konusunu ayrıca irdelemenizi isterim.

    şu an yaşadığım şehirde arabaya ihtiyaç duymadığım için biriktirdiğim araba parasını borsaya yatırdım, görece kısa zamanda %10 karları bile gördüm, kısa ve orta vadeli yatırımlarımda hedeflediğim meblağa ulaştıktan sonra uzun dönem için temettü ağırlıklı portföy oluşturacağım.
    yatırım serüvenlerinizi dinlemeyi ilgiyle bekliyorum.
    selamlar

    • yazıda bahsettiğim arkadaşım şöyle demişti: “evlenmek istiyorum, lüks araba işe yarar”,

      sizin bahsettiğiniz gibi aynen statü göstergesi..

      inşallah yatırımlarınızın getirileri artmaya devam eder, sizi ayıplayanlar da ulaştığınız noktayı gördüklerinde maalesef pişman olacaklar. ama iş işten geçmiş olacak.

      Ben elimden geldiğince “iş işten geçmeden” farkındalık yaratmaya çalışıyorum.

      teşekkürler katkınız için.

      • serdar

        motosiklet alternatif olabilir

        • Evet, kısa bir süre denedim ama yaşadığım yer hava şartları olarak pek uygun değildi. Birkaç defa da düşünce 🙂

          Ama dediğinize katılıyorum, motosiklet iyi bir alternatif.

  2. Kağan

    Binek noktasında bu mantıklı/mantıksız ayrımında çok çeşitli parametreler var çoğundan bahsetmişsiniz. Lüksün işlevselliği, itibardan tasarruf etmeme gibi fikirler de değer bulabiliyor. Ama temel işlevsel bağlamda ele alınca evet uygun koşullar ve belirgin ihtiyaçlar doğrultusunda “doğru” araca sahip olmak mantıklılaşabiliyor.

    Blogda yer verip vermediğinizden emin olmamakla beraber kıyafet harcamalarıyla ilgili ne düşündüğünüzü kısaca öğrenmek isterim. Ek olarak kıyafet harcamalarının belki iktisadi belki de düşünsel taraflarını hatta giyim sektörünü de dahil ederek eleştirel bir incelemeye tabi tutma fikrine nasıl yaklaşırsınız bunu da öğrenmek isterim.

    İyi çalışmalar.

    • Giyim konusunu direk Ms. Milyoner’e paslasam nasıl olur 😀

      Kağan Bey, araba-ev-kıyafet-cep telefonu gibi ‘gösterebileceğimiz’ varlıklara olan ilgimiz had safhada. Daha bugün Türkiye’de yapılan bir anket sonucu inceledim, yeni bir yazıda paylaşacağım detaylıca, 30 yaş altı gençlerin konuştuğu-meşgul olduğu konuların sıralaması vardı. Ağzım açık kaldı resmen. İnanır mısınız kıyafet 1. sıradaydı! Tam sizin yorumunuz üstüne geldi.

      aslında arabadan bahsettim ama en azından arabanın bir ikinci el değeri var, ihtiyaç halinde nakde dönüşebilen bir varlık addedilebilir. Bunun yanında birçok kişinin binlerce lira harcadığı ‘marka’ kıyafetler tamamen boşa gidiyor. bir gömlek alışverişinde kumaşa verilen 50 tlye ek olarak 250 TL’de marka için ödenmesi vs. bunlar çok ciddi felfesi konular..

      ama elimden geldiği kadar tüketici perspektifinden kendi hayatımda yaptığım sorgulamaları buraya da aktarmaya çalışıyorum. Kıyafet de güzel bir konu, çoğumuzun bütçesinde önemli yerler tutuyor. yazılacaklar listesine alınmıştır, tavsiyeniz için çok teşekkürler.

    • Kıyafet konusu önemli ve detaylı. Şimdilik kısaca yaşadığım bir şeyi anlatayım. Üniversitede babama yük olmamak için ondan harçlık talep etmez, bursumla geçinmeye çalışırdım. Arada para biriktirdikçe de hevesimi almak için uygun fiyatlı mağazalardan bir iki alışveriş yapardım. Bir gün yurtta bir arkadaşımın odasına gitmiştim. Onun oda arkadaşı dolaplara sığdıramadığı, yepyeni, her biri benim mağazasının önünden dahi geçmeyeceğim pahalı markalı kıyafet ve aksesuarlarını düzenliyordu. Konu markaya gelince, benim markayı hiç önemsemediğimi, her markanın kalite de demek olmadığını vs söylediğimde bana cevabı şöyle olmuştu: “Aaa olur mu ben marka giymeyeni adamdan bile saymam. Arkadaşlarımı da ona göre seçerim. Marka bir gösterge ve hoşluktur.” Hiç unutmam, bana resmen marka giymiyorsan muhatabım değilsin mesajı vermişti

      ? Şimdi gülüyorum ama o zamanlar gençlik hevesi mi diyelim, onun ekonomik şartlarını kıskanmak mı diyelim, zoruma gitmişti biraz o mesajı. Şimdi aklıma, mantığıma, heveslerime ve vicdanıma daha hakim bir şekilde, onun dolabı gözümün önüne geldikçe “yazık” diyorum. Yazık insanın değerini sırtındaki çula indirgeyenlere…

      Diğer taraftan birçok konuda olduğu gibi bunda da uçlara savrulmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Tabii ki düzgün giyinmenin güzelliği gibi tartışmasız, sık sık ve daha az kaliteli veya az ve öz alışveriş yapmak gibi tercih meselesi olan alt başlıkları var konunun. Ama çoğumuzun israf, harcarken harcanmak gibi açılarda hemfikir olabileceğimizi sanıyorum.

      • Kağan

        Üzgünüm, yorumunuzu çok geç ve şans eseri gördüm. Mail ile bildirme seçeneğini işaretlememişim, benim hatam :). Kendi örneğiniz ve yorumunuz, davranış kalıpları hakkında önemli ipuçları veriyor, teşekkür ederim. Benim bakış açım ise daha antropolojik ve sosyolojik bir duyumsamaya dair. Örneğin “daha az kaliteli ürün”, “daha ucuz ürün” noktalarında alışveriş alışkanlıklarını ekonomik kesimlere göre biçimlendirmek üzerine sektörel politikalar güdülmesi konusu. Yani biz kendimize nasıl bir alışveriş modeli öngörürsek görelim boşluk bırakmaksızın ona yönelik de bir strateji geliştiren, bir nevi “canlı bir organizma”ya dönüşmüş bir sektörden bahsediyorum. Anlaşılır yazdım mı bilmiyorum ama konu hakkında cumartesi için güzel bir seyirlik önerebilirim: “The True Cost”. Umarım keyifle izlersiniz 🙂

  3. HAYKIRIS

    Yine çok bilgilendirici bir yazı okuduk. Teşekkürler.
    Çiftçilik yaptığım için kapalı kasa kamyonetin var. Ayrıca küçük mütevazi bir ilçede yaşadığım için şehire gitmek için de kullanıyorum. Şehir merkezi 70 kilometre uzaklıkta.
    Aracımı garajdan hiç çıkarmasam bile 2000 lira masrafı var. Üstelik kasko da yaptırıyorum.
    Yakıt ve bakım masraflarını hesaba kattıpımızda ciddi rakamlar tutuyor.
    7 yılda yaklaşık 30000 lira da yakıt parası ödemişim.
    Aracımı 39000 liraya almıştım.
    Araç konusunda az yakan, masrafları düşük araç tercih edilmeli.
    Gereksiz lükse kaçmamalıyız. Yakıt parası olmadığı için 0 aracını garajdan çıkaramayan yakınlarım var.
    “Oturduğun ahır sekisi, söylediğin İstanbul türküsü” sözü tam bu insanlara göre.
    Ya ayağımızı yorgana göre uzatacağız ya da ayaklarımızı toplayacağız.

    • Çok teşekkür ederim ilginiz için.

      Bizim orada da “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider …” 🙂 derler

      Toplum olarak seviyoruz, kapının önüne havalı araba çekmeyi! Zevklerimiz hobilerimiz olmalı, hayattan lezzet almalıyız. Ama dediğiniz gibi ayağımızı yorganına göre uzatalım.

      Çiftçilik yapmanız ne kadar güzel, bilmiyorum ne kadar uygulanabilir ama hep daha sakin bir yerde yaşamak istemişimdir. sizin bakışınızı öğrenmek isterdim. iletisim@mrmilyoner.com‘a mail atabilirseniz, görüşmek isterim.

  4. rafet

    Bir de şöyle bakalım. Wv polo bahsettiği niz arabayı bir gun kiraladigimizi düşünelim. 1 günlük ki rası bugünkü koşullarda 150 lira diyelim. 1 aylik maliyeti 4500 lira 1 yıllık nerdeyse arabanın maliyeti kadar kiralama bedeli var. Bmw yi hesaplamıyorum bile. Ayrıca bur yerden bir yere giderken ki konforu rahatlığı var. Aynı yerlere gittiğimizde taksi tuttuğumuzu düşünelim. Burda bir yerden bir yere en düşük taksi ücreti 10 lira . Bunları düşünürsek arabanın rahatlığı var. Sizin gibi düşünürsek maliyeti var. Bu durumda tabi ki asgari ücretli ve emekliler için araba lüks. Araba durumu iyi olan yüksek gelirliler kim bunlar bu koşullarda 2 maaşı olan karı koca , yüksek maaşlılar , ya da durumu iyi olan esnaflar, beni soruyorsanız 2 tane arabam var onlar sa rent a car. Allah’a şükür ıyi para getiriyorlar. Ben taksi otobüs dolmuş ile idare ediyorum

    • Merhaba,

      araç almaya alternatif toplu taşımayı önermiştim, uzun mesafeler için otobüs/uçak, kısa mesafeler için taksi. ama araç kiralama da bir alternatif olabilir. araba kiralamak için uzun süreli kiralam sözleşmeleri var 1-2 yıllık. mesela poloyu aylık 280 euro + kdv den kiralayabilirsiniz. 1.500-2.000 TL’ye kiralanabilir.

      arabanın bir ihtiyaç olduğundan bahsettik haklısınız, kimisi için vazgeçilmez. ama bu maliyeti karşılayamayacak kişiler bile almak isteyebiliyor. en azından bütçesine göre bir araç seçilmesi önemli.

      ben de arabamı hanıma kaptırdım 🙂 servis, dolmuş hayatımdan memnunum. trafikte sinirlenmek yerine, kitap okuyabiliyorum 🙂

  5. Umut

    Araba almak mantıklı. Kesinlikle daha mantıklı. Her gün işe taksi ile gidip gelmek maliyetli. Toplu taşıma araçlarında maalesef güvenlik sıkıntısı var. Ben erkek olmama rağmen, toplu taşımaya binmeye çekiniyorum. Ayrıca, çok ciddi zaman kaybı. Arabamla ev iş arası 20-25 dakika. Otobüs ile 90-95 dakika. Git gel 120-150 dakika arası tasarruf etmiş oluyorum. Lüks araba almak mantıklı mı denirse, orada da mantık değil konfor, statü v.b. başka durumlar devreye giriyor. Her şey rakam değil maalesef. Sadece rakam konuşuyor olsaydık, çalışmak da çok mantıklı gelmiyor. Ya da çocuk yapmak da çok mantıklı değil.

    • Merhaba,

      Sizin durumunuzla ilgili yazıda bahsetmiştim, toplu taşıma alternafi olmayanlar diye. Ama sizin için geçerli olan bu durumu herkese genellememek lazım. Ayrıca toplu taşımada ne gibi bir güvenlik sıkıntısı yaşıyorsunuz?

      Ben mesela aracım olduğu halde servisle işe gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü trafik stresi yaşamaktansa giderken kitap okuyabiliyorum. Bu tipler tercihler kişiden kişiye değişmektedir. O yüzden bu yazının başlığı da Araba almak mantıklı mı? Mantık açısından değerlendirmeyi de rakamlarla yapabiliriz. Kişisel tercih, statü gibi göstergeleri ölçemeyiz, o yüzden mantık silsilesinde değerlendiremeyiz.

      Rakamlarla ortaya koyduktan sonra herkesin yaklaşımı farklı olabilecektir. Mesela asgari ücretli çalışan biri için aylık 1.000 TL maliyetin anlamıyla, bir şirkette uzman olarak çalışan ve 5.000 TL maaşı olan birine 1.000 TL maliyetin anlamı çok farklı olacaktır. Aynı 1.000 TL ama etkisi farklı. Sizin bakışınız da bu subjektif değer yargılarını içeriyor. Ki olması gereken de bu.

      Teşekkürler.

  6. Latif Yörür

    Leon
    Hocam polonun 10 yıl sonunda ki fiyatını 20 bin TL mi aldınız bu çok düşük bir fiyat olmuş sanki.

    • Merhaba,

      Nasıl hesaplayacağımı bilemediğim için tahmini bir değer girdim, önerilere açığım

  7. ertuğrul güler

    araba kesinlikle ihtiyaç. ancak masrafları minimum seviyede olan bir araç tercih edilmeli. benim 99 model polom vardı. 2004 de almıştım. 2015 de sattım. yıllık vergisi toplam 112 tl ye düşmüştü. lpg li olduğu için yakıtı da iyiydi. araba eski model olduğu için kasko yaptırmadım hiç. sattığımda piyasası 14 bin tl civarıydı. yetersiz geldiği için satıp 2011 doblo aldım. evet geniş ve rahat bir araçtı. ancak masraflarım arttı. yıllık toplam vergisi 800 tl zorunlu sigorta 600 kasko 1000 tl. 2004 de poloyu aldığımda 54 bin kilometredeydi. 2015 de sattığımda 125 bin. 11 yılda 75 bin km. yıllık 6800. 1.4 motorlu parçası pahalı olmayan ayağını yerden kesecek bir araç iş görür. yıllık 30 binden fazla km yapılacaksa dizel olması uygun olur bence. araba olmazsa olmaz. her şey para demek değil. hiç binilmese bile kapının önünde durmalı. zorunlu olarak dobloyu da sattım. eylülde. evet masraflardan kurtuldum ama yokluğu baya kötü oldu hem benim için hem ailem için. inşallah en kısa zamanda masrafı ne olursa olsun yukarıda yazdığım nitelikte bir araç almayı düşünüyorum. tabii masrafları en az seviyede olmasına dikkat edeceğim.

    • Merhaba,

      Arabanın ihtiyaç olduğunu giriş bölümünde açıklamaya çalıştım. Herkes kendi bütçesine, hayatına kattığı değere göre kararını vermeli. Ben elimden geldiğimce bir analiz yapmaya çalıştım sadece.

      Teşekkürler yorumunuz için.

  8. Feyza aydın

    Merhaba Bajaj Qute 2. El yada 1. El almak istiyorum sizce kızım ve benim icin bu arabayi almak mantiklimi yakıt tuketimi cok az zaten motomobil deniyor yani 4 tekerlekli bi motorsiklet aslında 6 ayda ortalama 15.000 tl kazandım asıl hedefim ev ama kendimi ödullendirmem için boyle bi araba almam benim icin mantiklimi yoksa masraf mi ( kızımla rahat gezmek için almak istiyorum özellik le kışın😊)

    • Merhaba Feyza Hanım,

      Öncelikle kızınızı düşünerek araba almak istemeniz çok güzel. Eğer güvenlik anlamında (aracın özellikleri nedeniyle) sorun yaşayacağınızı düşünmüyorsanız, değerlendirilebilir. Ama bütün birikiminizi arabaya yatıracak ve yatırım getirisi elde etmenize engel olacaksa tavsiye etmem. Uzun vadeli birikim yapabilmenin önündeki en büyük engel: belirli bir miktar parayı hesapta görünce harcama güdüsüdür. Tercih sizin tabi ki

      Teşekkürler.

  9. Aziz

    Özellikle bizim ülkemizde araba konusu biraz daha karmaşık. Şu an ikinci el piyasasında bile 35-40 tl civarına araba bulmak çok zor, Almanya veya Abd gibi ülkelerde 1-2 ay gibi kısa süre çalışıp araba alabilirken bizde en az 2-3 yıl çalışmanız gerekiyor bir araba için, yakıt, vergiler, kullanılan yol ücretleri filan bahsetmiyorum. Ayrıca hesaplı PETLAS lastik inceden bir mesaj mı? :))

    • Maalesef vergilerden dolayı araba bizde çok pahalı. Maaşla çalışan biri evini arabasını almak için 15 yıl emek harcamalı en az. Eğer kaliteden ödün vermeyeceksem yerli ürünleri tercih etmeye çalışıyorum. Petlas da bence iyi bir alternatif 🙂 Ama bunun dışında bir mesajım yoktu

  10. Ara Dökmecioğlu

    20 yıl önce arabamı sattım.Aslında satmamdaki öncelikli sebep,tasarruf amaçlı değildi.Arabanın eskiliği ve beni devamlı olarak yolda bırakması,dolayısı ile devamlı ustalara gidip,para harcamak canıma tak etmişti.Sıtkım sıyrılmıştı.Daha sonra arabasızlığa alıştım.Zira haftanın altı günü,sabah 07:00’de evden çıkıp,akşam saat 21:30’da eve geliyordum.Bir süre sonra kafamın rahat,cebimin ise daha dolu olduğunu farkettim.Bu da benim araba maceramın sonu oldu.Şimdilerde yeniden arabalara bakıyorum,ancak hem alırken,hem kullanırken,devletin aldığı vergi ve masraflar benim Türkiye’de araba sahibi olamayacağımı söylüyor.O vergileri verebilmek için,benim devletten daha zengin olmam gerekir,veya şirketlerde olduğu gibi bir yerlere gider yazabilmeliyim.Eğer çok gerekli değil ise,araba için harcanan ana para+vergi+sigorta+kasko+mtv+muayene ile her yıl gelecekte çok daha büyüyecek yatırımlar yapılabilir…

    • Merhaba,

      20 yıl dile kolay, şimdi gençler mezun olup işe başlar başlamaz ilk önce iphone sonra araba alıyor. Siz 20 yıldır arabasız yaşıyorsunuz. Peki bu kararınızın size maddi kazançları dışında ne gibi etkileri oldu? Hayatınız zorlaştı mı? Evli misiniz, çocuk var mı? Yani arabasız yaşamla ilgili bize biraz daha detay verebilir misiniz?

  11. Küçük yatırımcı

    Birkaç ay öncesine kadar ev kredisini bitireyim de güzel bi araç alayım derdim. Ama artık elimdeki fazlasıyla yeterli geliyor. Gerekli bakımlarını yapıp aynen devam diyorum ve bunda sizin bu yazılarınız da çok etkili oldu. Emeğinize sağlık.

    • Merhaba,

      Umarım ev kredisini de tez zamanda bitirip ferahlar ve daha çok yatırıma kaynak ayırabilirsiniz 🙂 Hayatınıza bir fikirle bile katkıda bulunabildiysem ne mutlu bana, bunu belirtmeniz de yazma konusundaki motivasyonuma büyük katkı yaptı 🙂 Umarım aracınızın tekerine taş değmez, sağ salim güzel günlerde kullanırsınız.

      Selamlar

  12. Mustafa

    Arabanın ikinci el satış fiyatı ile ilgili hesap hatası var. Örneğin 2012 yılında 45 bin tl olan Sıfır Honda civic şu anda alış fiyatının üstüne satılıyor

    • Merhaba Mustafa Bey,

      Hesap hatası değil de varsayım yanlışlığı diyelim 🙂 Ama varsayımda 10 yıl sonraki fiyatı alıyorum, 5 değil. Araçların en çok değer kaybettiği dönem ikinci 5 yılda oluor. Biraz daha yükseltebilirim. İlerde bu yazıyı bir elden geçirmeyi düşünüyorum.

      Öneriniz için teşekkürler, amortisman için tekrar düşüneceğim.

  13. Utku

    2016 yılında aynı hesaplamaları yapıp uzun dönem kiralamanın aylık 830 tl avantaj sağlayacağı beklentisiyle 2 yıllık kontrata imza atmıştım. EUR/TL 3.30 idi, ÖTV sadece motor büyüklüğüne göre uygulanıyordu. 75 bin TL’lik araba almak yerine aylık 400€’ya 130 bin TL’lik araba kiraladım.

    6 ay içinde EUR/TL 4.00’ü geçti, sonra devlet 70 bin üstündeki arabalara vergiyi artırdı. O gün o arabayı almış olsam şu an ikinci elini bile 90-100k TL’den satacaktım. Ama ben kiraladığım günden %50 daha fazla aylık kira ödüyorum şu an.

    Bu ülkede uzun vadeli plan yapmak gerçekten çok zor! Hepimize kolay gelsin

    • Merhaba Utku Bey,

      Gerçekten haklısınız uzun vade planlama hakkında. Özellikle enflasyon ve döviz nedeniyle..

      Ayrıca ülkemizde uzun süreli araç kiralama maalesef pek mantıklı olmadı (kurun stabil kaldığı nadir 2003-2010 hariç). Amerikada yaşadığımız dönemde gördüm, oradaki birçok insan araba fiyatları ucuz olmasına rağmen leasing yöntemini tercih ediyor. Hem araç bakım maliyetlerinden korunuyorlar hem de 3 yılda bir sıfır araç kullanma imkanına sahip oluyorlar. Tabii ayda 450 $’a (buradaki 450 TL gibi düşünebilirsininiz alım gücü olarak) BMW X5’e binmek mümkün olduğu için!!!

  14. Can

    Yazılarınızı ilgiyle okumaya ve takip etmeye devam ediyorum.Araba almak konusunda dediklerinize katılmakla birlikte farklı görüş paylaşmak istedim.Türkiye’de araç almak vergi yükü sebebiyle tamamen delilik zaten öncelikle bunu kenara koymamız gerekiyor.Büyük şehirlerde yaşayanlar için söyledikleriniz bence tamamen doğru fakat gözden kaçırılan ilk nokta güvenlik sorunu.Umarım kimsenin başına asla gelmez ama oluşacak bir kaza esnasında VW POLO ile BMW 3 serisi bir araçtan yaralanmadan veya canlı çıkma ihtimali arasında ciddi bir fark var, bunu EURO NCAP testlerine bakarak belgelendirebilirsiniz. Yine umarım kimsenin başına gelmez ama böyle bir olay yaşadıktan sonra yapılan yatırımların veya araç için harcanan miktarın getirisinin bir anlamı kalmayacağını düşünüyorum.Biz ülke olarak trafik kültürünün olmadığı bir ülkeyiz.Araç sayısının da artmakta olduğunu düşünürsek günü kazasız bitirebilme ihtimali her geçen gün düşüyor.Öncelikle insan hayatına yatırım yapmak gerektiğini düşünüyorum, kendi adıma araba konusunda saplantım var ,yaptığını hesapların çok daha detaylılarını defalarca yapmama rağmen kendimi ikna edemiyorum.Ama büyük şehirler için maalesef araba sizi gezdirmiyor, siz arabayı gezdiriyorsunuz gibi bir durum var.Statü konusuna ise hiç değinmiyorum.(Buna bağlı bir iş kolunda çalışıyorsanız sizin için hayati olabilir.)Sonuç olarak yazınız başarılı fakat ülkemizde uygulanabilirliği tartışılabilir.

    • Merhaba Can Bey,

      Yazıda değinmiştim aslında araba sevgisinden. Bunun da açıklanabilir gerekçeleri var ve mantıksız değiller. Sonuçta hepimizin hobileri var, eğer bunları finanse edebiliyorsanız sorun yok. Ben de almayın diye kesin bir yargıdan çok, maliyetini bilin katlanmak sizin tercihiniz diyorum.

      Ayrıca vw polo ve bmw 3 serisinin EuroNcap skorları aynı, en yüksek 5 yıldız. Artık arabaların hepsi çok güvenli. Duygularımız ve dediğiniz gibi statü aldığımız kararlarda mantığın önüne büyük çoğunlukla geçiyor. Birçoğu bunun farkında bile değildir.

      Yaptığımız seçimler tamamen bize özgüdür, bakış açıları sonucun çıktılarını herkes için değiştirebilir. Benim nihai amacım da sadece farklı bir bakış açısı sunmak. Bunların da tartışılmaz doğrular olduğu iddiam yok, Mr. Milyoner’in gözünden sadece 🙂

      Selamlar.

  15. gastrosidin

    Ciddi gelirim olmasina ragmen uzun yillardir araba alacagim zaman hep ikinci el almisimdir. İlk arabam bir Audi A3’tu . Yakin arkadasimin 8 tane kazasi olan A3unu piyasa fiyatinin yarisina almistim. Cok keyifle kullandim. Kimse o arabayi yari fiyatina aldigimi da bilmezdi. Polo fiyatina audiye bindim. Bu sekilde maliyet/utility/personal branding dengesi yakalanabilir diye dusunuyorum.

    Sonrasinda bir defa Borusan oto’dan satiscilara tesis edilen servis garantili ikinci el araclardan birisini almistim. Ornegin 5000km de satiyorlar. Sifir araba gibi garantili oluyor. Ama %10-15 ucuza aliyorsunuz.

    En son satin aldigim araba da cabrio idi. Kiralama imkani olmadigi icin almistim. Onu da iki sene kullanip sattim.

    Su anda bircok defa yaptigim gibi sirkete kiraladigim Mercedes arabayi kullaniyorum. Doviz olarak kiralamamak ve kur farkindan gol yememek icin ikinci el arac kiraladik. Son derece klas bir araba fakat piyasa fiyatinin %60 ini oduyoruz. Ustelik duzenli gider gosterip benzin ve otopark ucretlerini vs de dusuyoruz. Gelir gider dengesini yonetmek isteyenlere sirket kurmayi tavsiye ederim.

    • Merhaba üstad,

      Hemen mrmilyoner ltd şti kuruluş işlemlerine başlayayım 😀 yalnız gelir yok blogda, gider yazamicaz 🙂 🙂 🙂

  16. Halil

    Selamlar üstat. Alanında nadir, belki de ilklerden olan blog’unuzu zevkle keşfediyorum. Öncelikle tüm emekleriniz için çok teşekkürler. Şu sıralar araba ile ilgilendiğimden yazmak istedim.

    Bizdeki marka ve gösteriş takıntısı göstergesi olarak bazı araba markalarını “Almanya’da amele arabası” gibi tabirlerle anlatırlar; güya hem ameleliği hem de o markayı aşağılayarak. Halbuki bir Avrupa’ya gitseler, hadi o olmadı bir araştırsalar, her yerin gayet sıradan arabalarla dolu olduğunu göreceklerdi.

    Geçenlerde bazı yazılar okumuştum. Yanlış hatırlamıyorsam araba cenneti Amerika ile ilgiliydi. Özellikle 3 yaş civarı ikinci el arabanın sıfırına göre daha ekonomik olduğundan bahsediyordu. Bütçe olarak araba merakına göre; sadece ihtiyaç ise 3 ayda, ortalama 6 ayda, araba hastası iseniz en fazla 1 yılda kazanacağınız parayı tavsiye ediyorlardı. Buna göre düşününce ülkemizde ihtiyaç dışı veya sıfır araba almak bir çılgınlık sanki.

    Benim merak ettiğim, ülkemizde amortisman, 2. el değeri v.b. eğrilerine göre bir araba kaç yaşında alınmalı ve kaç yaşında satılmalı?

    Hepimizin mahalle baskısına yenik düşmeyen tercihler yapabilmesi dileğiyle 🙂

    • Merhaba Halil Bey,

      Dedikleriniz hayli yerinde tespitler. ABD araba konusunda bize pek örnek olamaz çünkü neredeyse hiç vergi yok hem de benzin fiyatları çok ucuz. Ama burada bile bizim kadar araba sevdası yok.

      Araba çoğunlukla kişisel ihtiyaç meselesi, o yüzden herkese uyacak bir model çıkarmak sağlıklı olmaz. Herkes kendi ihtiyaçları ve bütçesini gözeterek karar vermeli. Mesela bizi Türkiye’de Polo muadili bir araç kullanıyoruz, ama büyük bir aile için hiç mantıklı olmaz. Amortisman konusu da, aracın fiyatının yüksekliği ve premium özelliklerine göre doğru orantılı olacaktır. Yani pahalı bir BMW’nin amortismanı tabii ki bizi daha çok üzecektir. Özetle önce ihtiyaçlar çerçevesinde bir klasman (aracın büyüklüğü: Passat/Golf/Polo) belirledikten sonra markalara kişisel zevk ve bütçe gözüyle bakılabilir, sonuç herkesin için farklılaşabilir.

      Selamlar.

Bir cevap yazın

Tüm hakları saklıdır. & İzin almadan kullanılamaz

%d blogcu bunu beğendi: